Arka Bahçemiz

Küçük Çapulculara Öyküler…

490-340

 

Karneler alınalı çok oldu biliyoruz ve bu yazı için belki biraz da geciktik ama çocuklar kusura bakmasın, çünkü kısa bir gezideydik…

Bildiğimiz gibi parkların kapanmasıyla birlikte (Parklar mı dedik? Pardon, okullar olacaktı o…)  yaz tatilinin ilk günleri, yurdumuz genelinde çeşitli kutlamalara ev sahipliği yaptı.

Pek çok şehirde, mahalle aralarına kurulan tazyikli su parkları çocuklara unutulmaz anlar yaşatırken, ülke genelinde ücretsiz olarak hizmete sunulan “korku tüneli yolculuğu” ile çocuklar gönüllerince eğlenme fırsatı elde ettiler.

Valiliklerden gelen talimatlar sonucu, bazı şehir parklarına kurulan bilim atölyelerinde ise, çeşitli deney ve gözlemler eşliğinde çocuklara maddenin katı sıvı ve gaz halleri uygulamalı olarak anlatıldı.

Yaz tatilinin gelmesini fırsat bilen aileler de tabii ki boş durmadı; sokaklar, çocuklarına  “körebe”, “saklambaç” ve “elim sende” gibi geleneksel sokak oyunları kültürünü aşılamak isteyen aileler ile dolup taştı.

Kutlamaların göze çarpan  bir diğer önemli aktivitesi de, çocukların yakınlık duyduğu meslekleri uygulamalı olarak tanıma fırsatı bulmasıydı. Ankarada “gözaltına alınmış gibi yapılan” 46 çocuk, suç oranları hakkında bilgilendirilirken, polislik mesleğinin zorluklarını da gözlemleme şansı elde etti.

İstanbul’da ise genelde çocuklara ambulans şoförlüğü ve doktorluk gibi “hayati” mesleklerin zorlukları tanıtıldı. Turizm sektörüne ilgi duyan çocukların çeşitli otel ve kafelerde misafir olarak ağırlandığı mesleki tanıtım etkinliklerinde, medya sektörüne olan ilginin yoğunluğu okullardaki “medya okur yazarlığı dersi”nin önemini bir kez daha kanıtlar nitelikteydi.

Yurdun dört bir yanındaki çocukların göz ve kemik gelişimi için ücretsiz limonata ve süt dağıtımı gerçekleştirilen ve yaklaşık üç hafta süren kutlamalarda, bazı çocukların eğlencenin dozunu kaçırıp yaramazlık yaparken yaralandıkları haberi ise, etkinliklere gölge düşürmeye yetmedi. Bu yüzden biz de eğlenmenin yanı sıra, çocukların yaz tatili boyunca ellerinden ve gözlerinden geldiği kadar okumaya  devam edeceklerine olan inancımızla, aşağıdaki küçük okuma listesini hazırladık.

Asi Çocuklara Öyküler

Listemizin ilk sırasında, “Asi Çocuklara Öyküler- Radikal Çocuk Edebiyatından Seçme Parçalar” (Dipnot Yayınları) kitabı yer alıyor. Ama “Radikal” dediysek hemen korkmayın çünkü  18 kısa parçadan oluşan kitabımızın belki de en “radikal” karakteri, bir kuş yavrusu! Aynı zamanda kitabımızın ilk öyküsünün kahramanı olan bu yavru kuşun nasıl dünyaya geldiğini, iyisi mi çocuklarına bu hikayeyi anlatan babanın ağzından aktaralım: “Yumurtanın içindeki besin bittiğinde perilerin, yani yapı işçilerinin başka bir şekilde besin bulması gerekir. Ama bu işçilerin hiç patronu yoktur…

O canlı organizmanın,yani kuşun her bir parçası eylem çağrısında bulunur ve nihayet kabuğun içinde yumurta halinde yaşamaya karşı bir isyan gerçekleşir. Çünkü eskisi gibi yaşamaya devam etmek artık açlık ve ölüm anlamına gelmektedir. Sonunda “Yıkılsın duvarlar!” diye birçığlık duyulur. Kuş, hayatında hiç denemediği bir şey yapar ve başını kaldırıp duvara bir darbe indirir. Sonrasında da buna devam eder…” İnsan hakları, cinsiyetçilik ırkçılık, ekoloji gibi kavramları keyifli hikayelerle buluşturan kitap, yetişkinlerin de severek okuyacağı türden.

Diktatörlük ve Demokrasi

Günışığı Kitaplığı’nın  sevilen dizisi Çıtır Çıtır Felsefe Serisinin “Diktatörlük ve Demokrasi” başlıklı kitabı ise okuma listemizdeki ikinci kitabımız.

Çocuklara cevaplar dikte etmek yerine, önce sorular soran “Diktatörlük ve Demokrasi” de “Demokratik bir ülkede yaşıyoruz ama demokrasiyi ne kadar tanıyoruz?” sorumuza cevap alırken, yazar Brigitte Labbe’nin çocuklara sorduğu şu soruyu paylaşmadan edemiyoruz: “Peki, ya yolların, otoyolların, trenlerin, otobüs şeritlerinin, hava koridorlarının, bisiklet yollarının nereden geçirileceğine karar vermek; bir okulun, bir hastanenin ya da yeni bir futbol stadının nereye inşa edileceğine karar vermek gerektiğinde? Peki, ya ödenecek vergiler, sigara içme izinleri ve yasakları, kurtların avlanması, orkinos ve sardalye avı, ağaçların kesilmesi, rüzgâr türbinleri ya da nükleer santraller kurmak gibi konularda uzlaşmak gerektiğinde? Peki, ya okulların öğretim programlarına, beden eğitimi, matematik ve resim derslerinin kaç saat olacağına, kantin fiyatlarına, tatilin kaç hafta olacağına, öğretmenlerin maaşlarına, oy verme ve emeklilik yaşına, yollardaki hız sınırına karar vermek gerektiğinde ne yapacağız?”

Hepsi Sana Miras

Domingo Yayınlarının Çocuk Edebiyatı’na bıraktığı yeni “miras”lardan biri olan Gulliver ise, listedeki üçüncü ve son kitabımız. “Save The Story / Hepsi Sana Miras” dizisinin ilk kitabı Gulliver’de, Jonathan Swift’in kaleme aldığı ve bugün klasikler arasında yer alan doktor Gulliver’in hikayesinin bir başka yazar; Jonathan Coe tarafından anlatıldığına tanık oluyoruz.

Gemisiyle o diyar senin, bu diyar benim gezen doktor Gulliver’in başından geçen bir birinden ilginç hikayeyi okurken; “Ah o gemide ben de olsaydım” dememek işten bile değil!  Özellikle Gulliver’in  haşlanmış yumurtayı sivri tarafından kırarak yemek gerektiğine inanan Liliput adası ile haşlanmış yumurtayı  yuvarlak tarafından kırarak yemek gerektiğine inanan Blefuscu adası arasında üç yıldır süren savaşı durdurmak için giriştiği mücadele okunmaya değer. Kitapta yer alan şu cümleler ise,  Gulliver’in serüveninin sonunu merak etmemize yeter de artar bile: “Gulliver düşman gemilerini ele geçirerek Lilliput halkına büyük bir hizmette bulunmuştu. Ancak sonrasında esaslı bir hata yaparak İmparator’u eleştirince, birbirlerine olan güvenlerini yitirdiler. Gulliver artık Lilliputluların ilk başta sandığındn daha zalim insanlar olduğunu düşünmeye başlamıştı. İmparator ise kendisini katı ve zorba bir hükümdar gibi hissetmesine sebep olduğu için Gulliver’e çok kızgındı. Dev Gulliver’in pahalı bir baş belasından öte bir şey olmadığını düşünmeye başlamıştı…”

Son günlerin moda tabiriyle yazacak olursak; “Küçük Çapulcu Edebiyatı” örnekleri tabii ki bunlarla sınırlı değil, ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, yoğun gezi programımız nedeniyle ancak bu üç kitabı  ele alabildik. Listemize, ilerleyen güzel günlerde yeni kitaplar ekleyeceğimizi umuyor, tüm çocuklara şifalı okumalar diliyoruz.

Gülçin KOCABUĞA/ Bianet

Kaynakça:

* Uzuncorap: Polis Şiddeti Alanlarda Çocukları Hedef Alıyor

* Gündem Çocuk: Hukuk Yine Ayaklar Altında:Çocuklar Fişleniyor!

* Bianet: Çocuklara Karşı İşlenen Suçlar Cezasız Kalıyor

* Radikal: Polis Divan Oteli’ni Zorladı ve Geri Çekildi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu