Home / Güncel / Kürtler Türkiye ve Ortadoğu’yu Şekillendiriyor

Kürtler Türkiye ve Ortadoğu’yu Şekillendiriyor

k-abSoğukkanlı bir pragmatizm siyasetin bir parçası. Ama kendi içinde, özünde yenileyici, harekete geçirici bir enerji üretemediğiniz zaman, oyunu sadece taktiklerle sürdürme son kertede hüsranları daha da kronikleştirebilir de.

Ekmeleddin İhsanoğlu ismi, Erdoğan’ın diktatörlük eğilimini ancak aydın bir muhafazakarın durduracağı varsayımı üzerine dayanıyor. Oysa muhafakarlıktan daha önemli olanın ezilmişlik, dışlanmışlık, fakirlik ve de en önemlisi eşit vatandaşlık olduğunu gözden kaçırıyor bu analizciler. Kağıt üzerinde güzel işleyecek gibi gözüken bu senaryolar, muhafazakar çevrelere işaret veren Sarıgül’ün İstanbul’u MHP’nin desteğine rağmen alamadığını pas geçiyor oysa. Kısacası pragmatizmin de bir limiti var.

YENİ TÜRKİYE VAADİ

İstanbul belediye başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı adaylarında takınılan “maça göre oyunu kurmak” taktiği kesinlikle yeni bir vizyon, yeni bir Türkiye vaadi vermiyor. Hatta “e ne yapalım bu halk muhafazakar, ona göre davranalım biz de” diyen tutarlı bir özden yoksun, duruma göre pragmatik politikaların muhalefetin dokusunu daha da gevşetebileceği ihtimali yüksek. Üstelik Kürt hareketine karşı ortak tepkileriyle CHP’nin ulusalcı tabanı ile MHP arasındaki çizgi çok inceldi, ittifaklarla bu çizgi de anlamını yitirebilir.

Diğer taraftan seçimlerde etkili olan Gezici gençlerin parti içinde aktif siyasete kalkışması yönünde bir cesaretlendirme, bir adım da atılmıyor.

Siyaset tam anlamıyla tıkanmış durumda. Zira ulusalcı tabanla MHP’nin hala eski Türkiye’nin üzerine kurulduğu “etnik kimlik” anlayışında kitlenmeleri, bu ittifakı yenilikçi, değişimci bir güç olmaktan alıkoyarken kendi limitlerine, sınırlarına hapsediyor. İzleyen seçimlerde de, muhalefetin bugünkü görüntüsü ile, seçim sonuçlarının değişme olasılığı az. Üstelik Erdoğan’ın başkanlık yolunun kesilmesi dahi devletin tüm aygıtlarıyla tek bir kişiye bağlı olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Diğer yandan Erdoğan, içerdeki tüm anti demokratik yönetimine karşın Kürt meselesinde çözümün liderliğini yapmanın siyasi avantajlarının ve değerinin farkında. Tabii ki Erdoğan bu süreci kendi siyasal geleceğini sağlamlaştırma adına da kullanıyor. Bunun farkında olan Kürt tarafı da sadece Türkiye’de değil, bölgede yükselen bir güç olmanın özgüveni ile hareket ediyor. O yüzden de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kukla bir aday çıkarmaya gerek bile duymuyorlar.

siyaset

GEÇMİŞ HALA CANLI!

Ana muhalefet gözünü sadece bugüne çevirmiş, geçmişi görmüyor. Oysa geçmişten gelen zulüm ve adaletsizlikler hala aktif, sonuçları hala canlı bir  şekilde hissediliyor. Muhalif ittifak, geçmişin yükünü atmadan, eski tanımı yıkıp, tüm kimlikleri kapsayıcı, eşitlikçi bir vatandaşlık tanımı yapmadan, hiçbir şeyin düzelmeyeceğinin, AKP içinde Erdoğan’ın yönetim biçiminden rahatsız kitleleri kendilerine çekemeyeceklerinin farkında değil.

“Ne laik Cumhuriyetin, ne dindar Kemalizmin ya da İslamcılığın Türkiye’nin kimlik sorununu çözemediği, tam aksine varolan kutuplaşmaları azdırdığı, “fikirsel” olarak iflas ettikleri bir noktadayız. Şimdi bu iflas etmiş sisteme yeni bir “fikir”, söz lazım; bu kadar dersten sonra, meselenin muhafazakarlık değil eşitsiz, eksik demokrasi olduğunu söyleyecek, yerel sınırların dışındaki gelişmeleri tarihsel bir perspektifden okuyacak bir ana muhalefet aktörüne ihtiyaç var.

Bu muhalefet kimlik meselesinden sonra, laikliğin çoğulcu kapsayıcı tanımını yerleştiren bir bakış açısı ve yoksula, ezilmişe refah vaat eden, AVMci, inşaatçı vahşi kapitalizmi sorgulayan, çevreyi katletmeyen bir vizyon ve somut projelerle  sahneye çıkarak anlamlı bir sonuç üretebilir ancak.

KÜRTLER ORTADOĞU’DA SAHNEYE ÇIKIYOR

Türkiye’de siyaset tıkanırken Kürt sorunu Irak ve Suriye’deki gelişmelerle Türkiye’nin bir sorunu olmaktan çıkıyor, bir bölge gerçekliği haline geliyor.

Diğer yandan Kürtler, HDP ile özgürlükçü bir Türkiye projesi sunarak belirleyici bir güç olmaya, artık çirkin bir şekilde sırıtan düşünsel boşluğu doldurmaya soyunuyorlar. Üzerinde uzun uzun çalışılmış projenin dil, inanç gibi toplumsal aidiyetleri eşitlikçi bir kimlik etrafında bir araya getiren ana ekseni Türkiye için olduğu kadar tüm Ortadoğu için de bir vizyon sunuyor.

Evet, sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da da siyaset tıkanmış durumda. Madolyonun bir yüzünde Mısır’da İhvan taraftarlarını idam eden Sisi otoriter laik rejimi, diğer yüzünde “kutsal din savaşçıları” IŞID var. Geçmişten hiçbir ders almayan, gücü eline geçirince diğerlerini dışlayan, yok eden bu Ortaçağ zihniyetinden ABD, İsrail gibi güçler artık umudu kesiyor. ABD’nin bölgeye askeri olarak müdahil olmamasının nedeni de bu. Ancak her iki ülke de, Kürtlerin Rojava’dan başlayarak kapsayıcı, barışçıl bir demokrasi projesi, vizyonu oluşturduğunu farkediyor. Hatta bölgeye örnek temsil edecek bir siyasi aktör haline geldiklerini kabulleniyor, bağımsız bir Kürt devleti realitesine yeşil ışık yakıyorlar.

Ne AKP, ne CHP-MHP ortaklığı Türkiye’ye yeni bir vizyon, proje sunmaktan çok uzak. Siyasetteki boşluk, özü olmayan taktiksel adımlarla daha da çıkmaza giriyor. HDP, en azından bu kısır ortamda gidecek yön bulamayan demokrat kitleleri kendine çekiyor, tüm Türkiyelilerin rehber alabileceği bir yaklaşım sunuyor. İktidar olması zor da olsa, eğer iyi anlatılabilirse, en azından Türkü, Kürdü, Sünnisi, Alevisi, Ermenisi ve diğer tüm inanç, cinsel kimliklerin üzerinde buluşabileceği bir zemin var artık.

Dünyalılar

 

 

Rastgele Haber

Başkaya: Büyük insanlık elini çabuk tutmalı

1930 ve 1980’den farlı olarak ‘nihai bir kriz’ yaşandığını belirten Doç. Dr. Fikret Başkaya “Kapitalist …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir