Home / Arka Bahçemiz / Maddelerle Mülkiyete Karşı Argümanlar – 1

Maddelerle Mülkiyete Karşı Argümanlar – 1

Mülkiyetin temeli nedir?

kapitalizm_neoliberalizm_670

1- Her şey kültürün ürünüdür ve kültür tüm insanlığın ve tarihin ürünüdür. O halde tek kişiye ait olması olanaksız olan kültür ve tarihle bağları kopamayacak olan mülkiyet üzerindeki şahsi tahakküm fikri nasıl savunulabilir?

2- Doğa sahipsizdir. Toprağın, madenlerin, taş ve betonların birilerine ait olabileceği nasıl iddia edilebilir?

3- Ekonomik ”liberalizmin” temeli çürüktür. ”Liberalizm”, patronlar için özgürlük, işçiler için kölelik anlamına gelmektedir. Aslında özgürlük ‘köle sahibi olmak’ olarak tanımlanamayacağı için ”liberalizm” patronlar için de özgürlük olarak tanımlanamaz. İşçi ve patronların çıkarları zıt olduğuna göre ikisi için de özgürlük söz konusu olamaz; birini özgür bırakan diğerini olumsuzlayacaktır. Sermaye, emeği sınıflaştırıp ‘ücretli emek’ haline getirerek, yani geniş emekçi yığınlarını tahakküm ederek kendini vareder. Bu durum, sadistik karakter yapısındaki bireylerin varolmak için mazoşistlere ihtiyaç duymasını andırır. Bunlar sağlıklı ilişkilenme biçimleri değildir. Tahakkümün olduğu yerde özgürlük yoktur. Sınıflı toplum bir tür ‘sosyal sadomazoşizm’ üretmiştir. Özgürlük, bu ilişki içinde sermaye biriktirip sadist taraf olmakla değil bu ilişkilenme biçimini parçalamakla mümkündür. Sınıflaştırılma ilişkisinde sınıflaştırılan yığınlar kendilerini gerçekleştiremezler. Varoluşu engellenenen kitlelerin özgür olduğu iddia edilemez.

4- ”Liberalizm”, toplumdan ve diğerleriyle ilişkilerinden yalıtık biçimde, tek başına da değerli olan bir birey tahayyülü üzerinden hareket eder. Oysa bu varsayım baştan sona hayali ve temelsizdir. İnsan sosyal bir varlıktır ve en ‘nitelikli’ insanı dahi tek başına bir adaya bıraksanız zaman geçtikçe hayvanlaşır. İnsanın tek başına bir değeri yoktur. Herkes ancak diğerleriyle olan ilişkileri içerisinde, miras aldığı kültürel-tarihsel birikimden faydalanarak kendini varedebilir. O halde bireyi toplumun üzerinde veya önünde tutan yaklaşım yanlıştır. Bireycilik fikri, bireyi diğer her şeyden soyutladığı ölçüde absürdleşir. Burada esas mesele, bireyin toplumla ilişkisinde taraflardan birinin mağdur olmamasını gözetmektir. Birey, diğerleriyle ilişkilerinde sadistik bir yönelimle tahakküm etmeye mi yöneliyor yoksa dayanışmacı bir ilişkide kudretleniyor mu? Bireyi önde tutan ”liberalizm” bireyi hesapsızca yöceltmekte ve sömürünün önünü açmaktadır. Bu noktada, bireysel özgürlük ile bireyciliği, bencilliği karıştırmakta, ‘biz’ olmadan ‘ben’ olmaya çalışmaktadır. ”Liberalizm”, toplumu bencil bireylerin sözleşmesi fikri üzerinden açıklamaya kalkarak bireyi yalnızlaştırılmasına tuz biber olmuştur. Yalnızlaştırılan herkes psikolojik olarak hastalanır. Psikolojik hastalıkların kapitalist toplumda adeta patlama yapması tesadüf müdür?

Fırat Bayram – http://www.muhalefet.org/

Dünyalılar

Yazının devamı için

http://dunyalilar.org/maddelerle-mulkiyete-karsi-argumanlar-2.html

http://dunyalilar.org/maddelerle-mulkiyete-karsi-argumanlar-3.html

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir