Home / Arka Bahçemiz / Melih Gökçek ve “Vandalizm Müzesi”

Melih Gökçek ve “Vandalizm Müzesi”

Vandalizm kavramının yerleşmesi ve yaygınlaşması Henri Grégoire isimli bir papazın Fransız Devrimi sırasında Cumhuriyet Ordusu’nun davranışlarını, 455 yılında Roma’yı yağmalayan Vandallara benzetmesinden sonra olmuştur.

vandalizm_21211

Melih Gökçek Beyefendi, buyurmuşlar:

Ankara’ya bir “Vandalizm Müzesi” açacaklarmış…

Bu müzenin içinde de Gezi Parkı eylemleri sırasında tahrip edilen mal ve araçlar sergilenecekmiş…

Vandalizm kavramı…

Vandalizm kelime anlamı olarak önem verilen, değer verilen simgeleri, güzellikleri bilinçli olarak tahrip etmek eylemi demek…

Tarihsel anlamı ise, Avrupa terminolojisi ile konuşursak “modern-barbar” ikilemine; İbn-i Haldun’un kavramlarıyla konuşursak “medeni-bedevi” ikilemine dayanır…

Barbarlık ya da bedevilik göçebelik ve göçer kültürü demek… Göçebe toplumları  savaşçıdır ve yerleşik medeni toplumlara  saldırarak  oraları talan etmek göçer toplumların önemli  geçim kaynaklarındandır…

Terimin çıkış kaynağı…

Nitekim vandalizm teriminin çıkış noktası da bu saptamayı doğrular niteliktedir. Vandalizm kavramının yerleşmesi ve yaygınlaşması Henri Grégoire isimli bir papazın Fransız Devrimi sırasında Cumhuriyet Ordusu’nun davranışlarını, 455 yılında Roma’yı yağmalayan Vandallara benzetmesinden sonra olmuştur. Malum olduğu üzere Roma büyük bir yerleşik medeniyet  Cermenler ve onların bir kolu olan Vandallar ise yarı göçer ve göçer nitelikli toplumlardır; o tarihlerde…

Bu anlatımlardan da açıkça görülmektedir ki; Vandalizm teriminin göçer toplumları küçümseyen, onları saldırgan, kültürsüz, kültür ve medeniyet düşmanı gösteren  kibirli ve benmerkezci bir niteliği vardır. Bu açıdan son derece eleştirel yaklaşılması gereken bir kavramdır.

Fakat biz bu yazı kapsamında  zorunlu olarak işin bu önemli yanına yalnızca dikkat çekmekle yetinmek durumundayız.

Her ne kadar egemen siyasetçilerin kendilerine yönelik halk protestolarında yaşanan bir takim kırıp dökme olaylarını Vandalizm olarak nitelemesine sıklıkla rastlansa da, Vandalizm’in esas anlamı bu değildir.

Vandalizm, çağdaşlık değerlerine karşıtlık ve bu değerleri simgeleyen  bina, anıt-heykel, sanat eseri vb. tüm simgesel öğelere düşmanlık ve onlara karşı saldırganca bir tutum almaktır. Vandalizm bilinçli-programlı bir medeniyet karşıtlığıdır. Vandalizm ayrıca bir estetik yoksunluğu ve düşmanlığıdır. Vandalizm bırakalım kendisi gibi olmayanı, kendisini her eleştireni  düşman olarak görmektir…

Milyonlarca insanın katıldığı bir eylem sırasında, asıl amaç bu olmadan, kamuya ya da bireylere ait bazı mal ve araçların zarar görmesi durumunu Vandalizm olarak nitelendirmek bir demagoji ve çarpıtmadan ibarettir. Hele hele o eylemler sırasında çok sayıda ölen ve ağır yaralanan varken, bu can kayıplarından söz etmeyip kırılan durak camlarını, otobüs camlarını, bazı oturma guruplarını kendine dert edinmek, ayrıca  ciddi bir vicdani problemin varlığının da kanıtı sayılmalıdır.

Bu durumda Vandalizm’i kimler temsil ediyor?

Şimdi soruna buradan bakınca Türkiye’de bir Vandalizm olup olmadığını ve eğer varsa bu tutumu kimlerin temsil ettiğini anlamak için;  kimlerin çağdaşlık-modernlik değerlerine karşı saldırganca ve yok edici bir düşmanlıkla yaklaştığını saptamak gerekir.

Örneğin Atatürk Kültür Merkezi’ne, örneğin Taksim Meydanı’na, örneğin Atatürk Orman Çiftliği’ne, örneğin tiyatro, resim, heykel gibi yerleşik medeniyeti simgeleyen yapı ve değerlere; örneğin eski medeniyetlerin ve cumhuriyet mimarisinin simgesi yapılara yönelik hasmane bir yaklaşım var mıdır? Örneğin heykeller düşman ilan edilmekte midir?  Estetik ve sanata karşı düşmanca bir tavır söz konusu mudur? Sanat eserleri “Ucube” yaftası yapıştırılarak , “Tükürürüm böyle sanatın içine” denilerek siyasi ve fiziksel anlamda saldırı altında mıdır?  Eğer varsa bu saldırı kimler tarafından organize edilmektedir?

Ortada bir Vandalizm olup olmadığını saptamak için bu soruların yanıtlarına bakmak gerekecektir…

Vandalizm bilinçli, iradi ve süreğenlik taşıyan bir seçim  olarak  kamuya ait değerlerin talan edilmesi eylemidir…

Vandalizm kendiliğinden, gelip geçici olarak ve asıl niyet bu olmadan kamu malına zarar vermenin adı değildir. Bilinçli,iradi ve süreğenlik taşıyan bir seçim  olarak – yani  bir ideolojik ve ekonomik tercih olarak – amuya ait değerlerin talan edilmesi, yok edilmesi eylemidir.

Eğer Atatürk Orman Çiftliği örneğinde olduğu gibi kamuya ait olan yeşil alanlar sırf isimleri ve taşıdığı simgesel değerler nedeniyle ve/veya  Birlik Parkı örneğinde olduğu gibi kişisel ya da grupsal menfaat sağlamak amacıyla yok edilmek isteniyorsa; işte burada Vandalizm söz konusudur.

Vandalizm bir estetik yoksunluğu ve hatta düşmanlığıdır.

Tıpkı 12 Eylül’ün baş generali  Kenan Evren’in Picasso’nun sergisini gezdikten sonra “Ne var bu resimlerde ben daha iyisini yaparım” cahil cesareti gibi; kent estetiği uzmanlarının görüş ve önerilerini hiçe sayarak, hatta onların yaptığını, “ne var bunlarda ben daha iyisini yaparım” haddini bilmezliği ile yadsımaktır.

Eline kalemi alıp, kentin siluetini, kimliğini vb . önemsemeden  alt üst geçit, katlı kavşak,Demir kafes, Gökkuşağı, Samanyolu gibi saçmalıklarla kenti doldurmaktır.

Böylece hem kenti estetik yoksunu bir beton yığını haline dönüştürmek, hem de kamu kaynaklarını ciddi biçimde talan etmektir.

Vandalizm herkesi düşman olarak görmektir…

Örneğin kendisine destek vermedi  ya da eleştirdi diye, bir insanı ya da bir bölgeyi cezalandırmaya çalışmak, aşağılamak, hakarete uğratmaktır.

Kürtaj yasası ile ilgili bir konuda sizin fikrinizi eleştirdi diye bir genç kıza “anlaşılan sen epey kürtaj olmuşsun” mealinde bir söz sarf ederek hakaret etmektir.

Bu düşmanca yaklaşımı Çankaya halkı, Keçiören halkı ve Altındağ halkı çok iyi bilmektedir.

Burada yirmi yıldır serilmeyen asfalt, yapılmayan- onarılmayan kaldırım, bakımsız bırakılan parklar, kürenmeyen karlar yüzünden kamuya, şahıs mal ve araçlarına, insan sağlığına verilen bilinçli ve sistematik zararları hesap ettiğimizde, on gezi parkı eylemi bir araya gelse bu zararla yarışamaz…

Sayın Melih Gökçek’e önerimiz şudur:

Sayın Gökçek ille de bir Vandalizm Müzesi yapacaksanız; bu vandalizm müzesi tüm bu icraat ve açıklamalarınızın sergilendiği ve her açıdan kendi siluetinizin izleyicilere yansıtıldığı bir müze olmalıdır”

Hiç kuşkunuz olmasın ki; Ankara, kendini 20 yıldır tahrip eden şahsınızı hiç unutmayacak ve bir gün adınıza açılan böyle bir müze ile sizi -bir ibret simgesi olarak- sonsuza kadar yaşatacaktır…

Mahmut Üstün

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir