Home / Arka Bahçemiz / Milgram Deneyi: İtaatin ölümcül sınırı!

Milgram Deneyi: İtaatin ölümcül sınırı!

İki kötü şeyin arasında kalmışsanız durumunuz gerçekten kötüdür. Çünkü ‘kötü’nün iyisini seçmek zorunda kalırsınız. İyiyi seçme şansınızın olmaması, daha kötüsüyle karşılaşmamak için kötüye kanaat etme durumunda bırakır insanı.

Milgram deneyi

Bulunduğunuz düzende her şey sizi önce hasta etmek üzere kurgulanmışsa ve sizi hasta ettikten sonrasında da size tedavi hizmeti sağlıyorsa; siz hastalığınızın nedenine değil tedavinizin karşılandığına odaklanırsınız.

Her şey öyle bir örüntü halindedir ki, sizin kendi iradenizle atacağınız adımlar bile başkası tarafından çok önceden seçilmiştir. Milgram Deneyi, psikolog Stanley Milgram tarafından yürütülen bir deney olup, insanın otoriteye itaat içgüdüsünün gereğinden ne kadar fazla büyüyebileceğine dikkat çeker.

Deneye katılacak bireyler gazete ilanı aracılığıyla deneyden haberdar olurlar ve karşılığında bir miktar para almak koşuluyla deneye katılmaya karar verirler. Milgram, deneyi her seferinde iki insan arasında gerçekleştirir. Kişilerden biri Milgram’la daha önceden işbirliği yapmış biridir. Bu sebeple deney aslında sadece gazete ilanı yoluyla gelip para alma şartıyla deneye katılan kişi üzerinden gerçekleşir. Milgram katılımcı iki kişiye elinde katlanmış iki kağıttan birinde öğretmen birinde öğrenci yazdığını, kim hangisini seçerse deneydeki rolünün o olacağını söyler. Ancak aslında her iki kağıtta da öğretmen yazmaktadır. Bu durumda denek her halukârda ‘öğretmen’ yazan kağıdı seçecek ve diğer kişi de kendisine öğrenci yazan kağıt çıkmış rolü yapacaktır. Öğretmen ve öğrenci başka odalara alınarak deneye başlanır, fakat her ikisi de birbirini görememektedir. Yalnızca birbirlerinin sesini duyabilmektedirler.

Deneyin ismi ‘Öğrenmede Cezanın Etkisi’dir ve öğretmen öğrenciye sorular soracaktır. Bilemediği her seferde de diğer odada öğrenci rolündeki kişiye öğretmen elektro şok verecektir. Öğretmen rolündeki denek her yanlış cevapta elektro şokun voltunu artırması gerektiği emrini Milgram’dan alır. Öğrencinin yüzünü görmez fakat her şoktan sonra çığlık seslerini duymaktadır. Aslında içeride kimseye elektro şok uygulanmamaktadır. Ses kayıt cihazından öğretmen şok uygulamak için butona her bastığında çığlık sesi yankılanır. Bu şekilde öğretmen rolündeki deneğin bir başkasından aldığı emre karşıdakine zarar vermek ölçüsünde ne kadar itaat edebileceği öğrenilmek istenmiştir. Deneye katılanlardan hepsi 45 volt şokla başlayıp 300 volt seviyesine kadar şok uygulamaya devam etmiştir. Kimisi aldıkları parayı iade edeceğini söyleyip deneyi yarıda kesmek istemiş, şok uyguladığı kişinin durumunu görmek istediğini ve bu sorumluluğu alamayacağını söyleyerek itiraz etmiştir. Katılımcılardan bazıları en yüksek voltaj seviyesi olan 450 volta kadar çıkmış ve emir aldıkça karşı tarafa şok uygulama itaatini göstermiştir.

MİLGRAM DENEYİ

Deney, psikolog Milgram tarafından Nazi Almanyası savaş suçlusu ve Yahudilere uygulanan yürütümlerin baş figürlerinden Adolf Eichmann’ın yargılanması sürecinde Milgram’ın ”Eichmann ve Yahudi Soykırımında yer alan yüzbinlerce yardakçısı sadece onlara verilen görevi yerine getiriyor olabilir miydi? Onların hepsi yardakçılık suçuyla suçlanabilir miydi?” sorgusu üzerine yapılmıştır.

Toplumsal olaylar her zaman yine toplum insanları arasında gerçekleşir. Her şey her zaman bir söylentiyle başlar ve insanlara önce bir şeyin asla mümkün olmayacağı düşüncesi verilir. O şeyin olmayacağına kuvvetli bir yargıyla varabilen insanlar, bunu yaparken farkında olmadan zihinlerinin bir köşesine ”Acaba?” sualini yerleştirirler.

Toplumsal bir triloji olan toplum psikolojisi öncelikle bir şeyi reddeder. Beyin, reddettiği şeyi farkında olmadan sınamaya en sonunda da kabul etmeye başlar. Her zaman olası en uzak ihtimal bir yerlerde aslında belki olabilir içgüdüsünü barındırır.  Olacak olan şey ister iyi ister kötü olsun, düzen tarafından meydana geldiğinde toplumda düzene karşı bir korku psikolojisi oluşur. Çünkü olması güç olan bir şeyi gerçekleştirmiş ve bu onun gücünün ne kadar büyük olduğunu, onunla başa çıkılamayacağını o yüzden de itaat eyleminin kendisini bu gücün kötülüklerinden korumanın tek seçeneği olacağını sanmaya başlar. Oysa o güçteki korku tam da kendi içindekidir ve itaat eylemiyle vicdanına uyguladığı baskıdır.

Milgram deneyi
Milgram Deneyi ile de kişinin deney olduğunu biliyor olsa bile kendi çıkarları doğrultusunda vicdanının sesini ne kadar duymazdan gelebileceği ve otorite sahibi olanın emirlerine ne kadar boyun eğebileceği gösterilir. Hayatın bazı olaylarıyla bütünsel hale gelen itaat, yazgısal bir şey olarak da insanın psikolojisine yerleşmiş haldedir. İtaat edecek ve baskı uygulayabilecek topluluk çoğunlukla bir şeylerden mahrum bırakılan insanların seçilmesiyle oluşturulduğunda, topluluktaki insanlar elinde olanı kaybetme korkusuyla yalnızca emredileni yapma durumuna odaklanırlar.

Bir topluma korku en çok şiddetle değil psikolojik faktörlerle verilir. Korkunç ve imkansız bir şeyi alışılagelmiş bir şey haline getirebilecek kadar etkili olan düzen, öncelikle insanları sıradanlaştırır ve sıradan insanların yapmaya gücünün yetemeyeceği şeyleri yapar. Ölüm, bir topluma verilebilecek en büyük arada kalmışlıktır. İtaat bağlamında her arada kalmışlık alışkanlıktır da. Kişinin vicdani değerleriyle itaat olgusu karşı karşıya geldiğinde, aslında yapmak istemediği fakat buna mecbur kaldığı açıklamasını gözler önüne serer. Kişi yapmak istemediği bir şeyi yapmak zorunda hissediyorsa kendini, bu onun güçsüzlüğünü gösterecek ve itaat etmek eyleminin sürerliliğini sağlayacak bir psikolojiye neden olacaktır. Ölüme itiyadı olan toplumlarda ise, şiddet ve itaat olguları insanın karşı çıkma eyleminin düşüncesine bile yer vermemek sorumluluğuyla bir bütün haline gelmişlerdir. Belirli kayıplardan sonra insan, güçlü olabilmenin tek yolu itaat durumundan geçer düşüncesiyle duygularını bastırmaya ve umut ettiği şeyleri artık imkansız olarak görmeye başlar. İtaat, verilen emri yapmaya her zaman razı olmak durumundan saptığında, başkalarına uyguladığın şeylerin sana da uygulanacağı korkusunun insana verilmesidir.

Yazan: TİLBE DEMİR

Dünyalılar

Referanslar:

simplypsychology.org/milgram.html
blogs.discovermagazine.com/crux/2013/10/02/the-shocking-truth-of-the-notorious-milgram-obedience-experiments/#.VMj4H2isW5U
ushmm.org/outreach/en/article.php?ModuleId=10007695

Yazıyla İlişkili Belgesel: https://www.youtube.com/watch?v=bY3SC2Rq_V8

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

One comment

  1. Bu tur yazilari hep okumak isterim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir