Home / Güncel / MİT Neden Gerçek Rotasının Dışında?

MİT Neden Gerçek Rotasının Dışında?

2015 yılı Haziran genel seçimlerinin yapılması ile birlikte, Türkiye’de patlatılan bombalardaki artış ve sivil ölümleri ülkenin Milli İstihbaratının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Her saldırı sonrasında iktidar ve muhalefet yetkilileri tarafından yapılan kınamaların ötesinde somut bir olgu ortaya konulmamaktadır. Hakan fidan Tayyip MİT, 2014 Tarihinde yetkilerinin arttırılmasına rağmen, neden gerekli ve önleyici istihbaratı yapamamaktadır? Tarihinde hiç bu kadar milli hale gelmeyen bir kurum, artan saldırıların önüne neden geçememektedir? Öncelikli tehlike muhalif duruşlarını esirgemeyen akademisyenler, gazeteciler ya da hükümetin siyasetini benimsemeyen çevreler midir? Yaşam hakkı tüm insanları kapsamamakta mıdır?

Milli İstihbarat Teşkilatı, siyasi sistemimizde kurum olarak daima kilit durumda oldu. Türkiye’nin siyaset arenasında sivillerin iktidara getirilmesinden çok, düşürülmesi yönünde genel bir rol üstlendi! Sivil siyasal erkin emrinde olması gereken bu kurum; 27 Mayıs, 21 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri darbelerinde önemli bir faktör olarak rol aldı.

Şubat 2014 tarihinde, günümüz dış politikasının ve güvenlik algısının değişmesinden dolayı, 1984 tarihli MİT yasasının değişmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varan ‘’Bakanlar Kurulu’’ yeni bir kanun teklifi hazırladı. Neredeyse çeyrek yüz yıldır uygulanan hükümler değiştirilerek, günün şartlarına göre revize edildi. Yeni yasa ile MİT’in görev tanımının içerisinde: ’Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda, Bakanlar Kurulunca verilen görevleri yerine getirmek’’ ifadesi eklenerek, hükümetin istihbarat ve devamında yapılacak eylemlerle ilgili inisiyatifi arttırıldı. Yeni görev tanımı ile İktidarın eli güçlendirilip, MİT’i daha etkin kullanması sağlandı. Yerli- yabancı kurumlar ve kuruluşlarla; terör örgütleri ve kişiler ile doğrudan görüşme yetkisi alan MİT, sonlandırılan ‘’Çözüm Süreci’’nde  elde ettiği hukuki güvence ile de elini güçlendirmiş oldu.

Bölgesinde tek güç olma vizyonu güden Yeni Türkiye’nin iktidarı, Mit’in görevlerini yerine getirirken kullanacağı yetkiler 3. madde ile yeniden düzenledi; buna göre MİT, kamu kurum, kuruluşlar ve kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar ile birlikte, Bankacılık kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlar da dahil olmak üzere, tüm kurumlardan istediği belge ve bilgiyi alabilir. Bu kurumların alt yapılarından yararlanabilir. 3. maddenin ortaya koyduğu tehlike, MİT’in bu ülkede yaşayan her insanın tüm bilgilerine sorgusuz sualsiz ulaşabilmesi olacaktır. MİT’in, bu bilgileri hangi amaçla kullanacağını denetleyen bir birim olmadığından Silah sevkiyatı, Cihatçı transferi gibi suç sayılabilecek eylemlerinde de sorgulanmayacaktır.

MİT Çalışmalarını Hükümet Politikaları Doğrultusunda Belirlemektedir:

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının nasıl düşüneceğini, inanacağını; ülke için kimin dost, kimin düşman olarak belirlendiği; eğitim, kılık-kıyafet, hatta çalınan ıslığın melodisinin bile planlandığı bir Kırmızı Kitap’ın varlığından haberdar mıyız?  Devlet, daha çok demokratik talepleri tehlike olarak algıladığından Milli Güvenliği Tehdit ettiği gerekçesiyle ertelenen grevler, toplantı ve gösterilerin hükümete darbe olarak değerlendirilmesi, siyaseti tamamen sandık özneli demokrasiye devşirdi! Yeni Türkiye’deki iktidar, böylesi bir paradigmanın dışına çıkmayı düşünmediğinden, muhaliflerle karşılıklı tehdit algılarının maksimum düzeyde tutulacağı bir konjonktür hedefledi! Gerek Suriye, gerekse Kuzeyinde ki federalizme doğru giden Kürt oluşumları, İŞİD’in ve diğer dinci radikal örgütlerin Türkiye’ye tehdit oluşturmayacağı yanılgısı, şiddeti Türkiye’nin sokaklarına taşıdı.

Adı Milli Siyaset Belgesi; içeriği, 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu’nun 2/b maddesinde tanımlanmaktadır. MGK tarafından, devletin devamı için milli faaliyetlerinin planlı ve belirlenmiş esaslara göre yapılması gerektiği ileri sürülerek hazırlanan bu belgenin, gizlilik taşıyan içeriğinin salt güvenlik ile ilgili olduğu ve Anayasaya aykırılık taşımadığı belirtilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın dışında siyaseti, parlamentoyu, yargıyı, iktidarı/ muhalefeti, kültürü, yaşam tarzını gizli yasaları bulunan ve pek az kimsenin bildiği bir kitap şekillendirmektedir. Milli Güvenlik gerekçesiyle hazırlanan ve içeriği, varlığınızı siyasi, dini, etnik olarak tehlikeli gördüğü zaman, devlet düşmanı olmadığınızı kanıtlamanızın olanaksız olduğu bir kitap!

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin, son dönemlerde Türk iç politikasında gerçekleştirilmeye çalışılan ülkenin/ yurttaşlarının yapısal dönüşümünün son noktası ve rehberi olduğu görülmektedir. Geleneksel olarak Türkiye Cumhuriyeti  iç politikasının içeriği, özellikle iktidarın ve küresel güçlerin ideolojisine ters muhalif görüşlerin tehdit algılamaları üzerine oluşturuldu. İç politikada alınan, uygulanan eylem ve kararların, iktidarın muhalif kitle üzerinde kurduğu tehdit algılamaları,  halkın üzerinde her zaman teslimiyetçi bir karşılık buldu. İç Güvenlik Kanunu’nun getirdiği demokratik kısıtlamalar, Milli Güvenliği Tehdit ettiği gerekçesiyle ertelenen grevler, toplantı ve gösterilerin hükümete darbe olarak değerlendirilmesi siyaseti tamamen sandık özneli demokrasiye devşirdi! Yeni Türkiye’deki iktidar, böylesi bir paradigmanın dışına çıkmayı düşünmediğinden, muhaliflerle karşılıklı tehdit algılarının maksimum düzeyde tutulacağı bir konjonktür hedefledi!

Sonuç:

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yetkileri güncellenen görev tanımı ile arttırılmasına rağmen, burada zayıflık gösteren, kurumu çalıştırmayan iktidarın organlarıdır ve sorumlu olanlar da bu koltukların sahipleridir. Devlet, kendisine tehlike olarak gördüğü odakları “Kırmızı Kitap” da toplamıştır. İstihbarat Teşkilatı, hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda çalışmasını yapmaktadır; öncelikli olarak Türkiye halklarının karşısındaki tehlikenin gerçek saptaması yapılarak, demokrasi ve özgürlükler çerçevesinde yeni bir vizyon oluşturulması gerekmektedir.  Kamuoyu, her an yaşanmakta olan şiddetin karşısında derin üzüntü ve kınamaların dışında somut çözümler beklemektedir.

Bayram Sarı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Gelecek kaygısıyla çöken bir gençlik…

Gelecek kaygısıyla çöken bir gençlik, geleceğin umudu olamaz! Çocuk yapıp yapmamanın gerçek bir karar bile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir