Home / Güncel / Miyop Direniş

Miyop Direniş


 

Vatandaş Uzun Vadeli Düşünceye Tahammülsüz

Gerek park forumlarında, gerekse Gezi Parkı Direnişi neticesinde internet üzerinde hayat bulan forumlarda dikkatimi çeken bir husus… Vatandaş Gezi sürecini hakkında uzun vadeli öngörü ve düşüncelere karşı tahammülsüz bir profil çiziyor. Gezi süreci yöresel ve kısa vadeli düşünceler arasına sıkışıp kalmış durumda.

Gezi Parkı Direnişçileri, Türkiye’nin on yıllardır beklediği uyanma sürecini başlatan heterojen bir kitleden oluşuyor. Fikir ayrılıklarına rağmen odaklandıkları sadece belli başlı konularda homojen bir portre çizen direnişçiler hemen her fırsatı bir araya gelmek ve fikir paylaşımında bulunmak üzere değerlendiriyorlar. Konuşulanlar ise daha ziyade yöresel mağduriyetleri gidermek ve kısa vadede atılacak adımlar üzerine kurulmuş durumda.

Direnişçilerin siyasi tabanlarının olmayışı uzun vadeli plan ve program yapmamak için bir gerekçe haline gelmiş gibi görünüyor. Görebildiğim kadarıyla en uzun vadeli plan bu yıl yapılacak yerel seçimler ve önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler üzerine kurulu. ‘İstanbul ve Ankara AKP’nin elinden nasıl alınır?” odaklanılan konuların başında gelirken listenin başında ”TBMM’ye nasıl istediğimiz vekilleri sokarız” sorusu yer alıyor.

Fakat bu güne kadar kimsenin ağzından bu odaklanılmış iki seçimden beklenen netice alınamaz ise eğer ne tip bir yol haritası çizileceği sorusu çıkmadığı gibi önümüzdeki onbeş senenin planını da yapmaya soyunan yok. Karşılarında on sene sonranın, yani 2023’ün planlarını yapan bir parti mevcutken direnişçilerin vizyonlarını henüz bu denli genişletememiş olması bir handikap gibi görünüyor.

Fikir Ayrılıkları Direniş Ruhuna Aykırı mı?

Direnişi bahane ederek fikir ayrılıklarına karşı tahammülsüzlüklerini dile getirenlerin sayısı azımsanamayacak denli çok. ”Direniş ruhu” diye adlandırdıkları ancak yazının başında dile getirdiğim gibi heterojen olan direnişçi profilini homojen bir hale getirmeye çalışanlar bu tip isteklerini dile getirirlerken kendilerine aykırı gelen fikirlerin sahiplerini direniş ruhunu baltalamak ile suçluyorlar. Direniş adı altında tüm fikirlerin tek potada eritilebilecek denli birbirine benzemesini istemeleri ve kendilerine aykırı gelen fikirlerini işitmeye dahi tahammül edemiyor oluşları ”direniş ruhu” adını verdikleri olgunun kendi zihinlerinde pek de demokratik alt yapıya sahip olmadığını düşünmemiz için yeterli.

Türkiye’nin önümüzdeki iki yıldan sonrasına dair fikirleri ya duymamazlıktan gelen ya da yadırgayanlar yok değil. Bu tip fikir alışverişlerine yönelenleri ısrarla vekil seçimlerine odaklanmaları için uyarmak neredeyse direnişçiler arasında moda olmaya başladı. Vekil seçimlerinden bekledikleri sonucu alamazlarsa önlerinde herhangi bir yol haritasının kalmayacak oluşunun direnişçileri ne tip bir çözülme sürecine sokacağı üzerine düşünülmesi gereken önemli bir hususken şu an’a kadar ”Seçimlerde başarı yakalayamazsak ne yapacağız?” sorusunu ortaya atan ya da bu soruya odaklanmak isteyen göremedim.

Koşulsuz şartsız başarıya ulaşacaklarını düşünen ve olası bir başarısızlık durumunda ne tip bir yol haritası izleneceği üzerine kafa patlatmayan, ya da Türkiye’nin uzun vadeli sorunlarına karşı ne tip bir tutum takınılacağına dair düşünme pratiği yapamayan bir kitlenin hedef skalasını dar tutması hedeflerinde başarısızlık yaşamaları durumunda bir hedeflerinin kalmayacağı olasılığını halen canlı tutuyor.

Korkarım ki başarılı olunması durumunda da sonuç pek değişmeyecek. Zira AKP’^nin sandıktan devrilmesinin ardından gelecek sürece dair fikir alışverişinde bulunulmaması ve aralarında anlaşamıyor oluşları neticesinde süreçten galibiyet dahi çıksa direnişçilerin kendi aralarında bir bütünlük oluşturmaya devam etmelerini zorlaştıracaktır.

Önerim, forumlarda ve internet forumlarında direnişçilerin sadece AKP iktidarının bu günü ve yarınına değil Türkiye’nin dünü, bu günü ve yarınına odaklanmış, sorunları net bir şekilde analiz edip değerlendirebilen bir sorgulama sürecine girmesi. Kürt meselesinin yarını hakkında, türban meselesi üzerine, 4+4+4 hakkında dahi konuşmaya tahammül edilemeyen bir ortamdan nasıl bir demokrasi çıkacak, ne tip bir homojen algı mümkün bunu anlamak güç.

Arzach Mills

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir