Home / Güncel / Mursi ve Erdoğan Arasındaki On Benzerlik

Mursi ve Erdoğan Arasındaki On Benzerlik

Türkiye’deki eylemler her geçen gün daha da artarak, hem ülkede hem de yurt dışında dikkat çekmeye devam ediyor.

Özellikle Müslüman Kardeşler’in kendisini Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetine yakın bulduğunu iddia etmesinin ardından, Türkiye’deki eylemler Mısır halkında, medyasında ve sosyal paylaşım sitelerinde çok geçmeden yankılandı.

Her ne kadar, hem Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Mısır Özgürlük ve Adalet Partisi arasında hem de Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile Recep Tayyip Erdoğan arasında büyük bir fark olsa da, Türkiye’deki eylemler ve Erdoğan’ın bu eylemlere karşı gösterdiği mücadele, Mısır’da yaşanan sahnelerle benzerlik gösteriyor.

1. SANDIKTAN 
ÇIKAN SALTANAT
Krizlerle boğuşmakta olan Başbakan Erdoğan, demokrasi kavramının çoğunluk kuralıyla sınırlı olduğunu ve seçim sandığından ibaret olduğunu gösterdi. Erdoğan, yüzde 51 oyla iktidara gelmiş olduğundan, saltanatının tamamen demokratik olduğuna inanıyor ve bu sebeple de ona oy vermemiş olan diğer yarının sorunlarını dinlemeye ihtiyacı olmadığını düşünüyordu. Bu kısım, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in durumuyla benzerlik taşıyor.

2. TÜCCAR ZİHNİYETİ
Gezi Parkı’nın yıkılmasını amaçlayan “yayalaştırma projesi” Müslüman Kardeşler ve Erdoğan’ın partisi arasındaki güçlü benzerliği ortaya çıkardı. Türkiye Başbakanı buraya Amerikan tarzı bir alışveriş merkezi ve bir de camii inşa edilmesini istedi. Bu bağlamda, Türkiye’yi ve Mısır’ı, dindar kesimi hedef alan (kişisel) çıkarlar doğrultusunda siyaset yapmak gibi ticaret zihniyetine sahip kişilerin yönetmekte olduğu söylenebilir.

3. ERDOĞAN VE MURSİ’NİN ‘BİNDİRİLMİŞ KITALAR’I
AKP, Erdoğan’ın Tunus, Fas ve Cezayir’den oluşan ziyareti dönüşünde kendisini havaalanında karşılamak üzere bindirilmiş kıtalar tertiplemişti. Türkiye’nin İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerinde süregelen Erdoğan hükümeti karşıtı eylemler karşısında, Erdoğan’a olan ve moral vermek desteğini göstermek amacıyla şehir dışından ve Anadolu’nun kırsal kesimlerinden Erdoğan yandaşı kişilerin havaalanına ulaşımı sağlandı. Erdoğan’ın topladığı kalabalığın Müslüman Kardeşler’inkine göre daha organize olduğu aşikar fakat ortaya çıkan sonuç aynı. Her iki durumda da iktidardaki rejimin yandaşları, ülkenin kırsal bölgelerindeki dindar kesimler. Dolayısıyla, her iki durumun da zayıf noktası, iktidarın kendisini destekleyecek karşı-kalabalıkları, eylemlerin yapıldığı büyük şehirlerden toplamasının bir hayli güç olması.

4. HALK DÜŞMANLIĞI
Türk ve Mısır müttefiklerinin her ikisi de kültürel çeşitliliği ve taşıdığı değerler itibariyle hükümet zihniyetiyle tamamen çelişen kamu arazilerini hedef alıyor ve bu bölgeleri muhafazakâr bir çerçeveye sokarak ulusal kültürü standardize etmeye çalışıyor. Her iki taraf da kendisine özgü yöntemler kullanarak bu planları uygulamanın türlü yollarını bulma arayışı içinde. Erdoğan önce Gezi Parkı’nın, ardından da Türkiye’nin en büyük kültür merkezi olan İstanbul’daki Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmasını istedi. Bu esnada, Müslüman Kardeşler’in birtakım sanatçıları ve sanat merkezlerini hedef aldıklarını kültür bakanı aracılığıyla açıklaması üzerine, Mısırlı entelektüeller Kültür Bakanlığı önünde oturma eylemi gerçekleştirdi.

5. MUHALEFET SORUNU
Türkiye ve Mısır’da toplumun neredeyse yarısını oluşturan muhalefet parçalanmış durumda olduğundan, her iki ülkede de iktidardaki rejime alternatif bir parti bulunmuyor. Ancak bu durum, Türkiye ve Mısır müttefiklerinin insanları Batı’nın jeopolitik çıkarları karşısında Kahire ve Ankara yönetiminin yanında durmaları için kandırarak ve bindirilmiş kıtalar yaratarak seçim sandığına çekme kabiliyeti olduğu anlamına gelmiyor. Ayrıca hem Mısır’da hem de Türkiye’de tarafsız muhalefet sayısal çoğunluğun siyasi ya da sosyal bir değişim meydana getirebilmesinin mümkün olmadığını her geçen gün ortaya koymakta.

6. CEMAATLE AYRIŞMA
Türkiye’de devam eden eylemler, Erdoğan’ın partisi ile diğer dini siyasi partiler arasındaki ayrılıkları yansıtmış oldu. Aslında, Fethullah Gülen’in iddiasına göre Türkiye’de iki milyon oya sahip olan Gülen hareketi, Erdoğan’ın tutumu karşısında mesafesini koruyarak, kendine yeni bir kitle kazanmak umuduyla göstericilerin taleplerini anlayışla karşıladığını ifade etti. Benzer durum Müslüman Kardeşler’de, Mısır’daki Selefi Nur Partisi’nin kendisini Mursi yönetiminden uzak tutup, sivil muhalefete yakın bir tutum sergilediğinde yaşanmıştı.

7. ERDOĞAN VE MURSİ LİBERALLERİN UMUDU
Erdoğan’ın bazı liberal müttefikleri de dahil olmak üzere yapılan eylemlere karşı şiddetli mücadelesi, Müslüman Kardeşler’in mücadele tarzıyla benzeşiyor. Türkiye’deki liberaller, ekonomik ve demokratik performansı artırmak amacıyla Erdoğan hükümetiyle işbirliği yapma ihtimalinin olabileceğini düşündüler. Aynı şekilde Mısır’daki birtakım hareketler, Müslüman Kardeşler’in Mısır’ı içinde bulunduğu krizden kurtaracak nitelikte bir toplum projesi gerçekleştirebileceğine inanmıştı fakat Mursi ve ekibi bu konudaki ümitleri boşa çıkardı.

8. SAYISAL ÇOĞUNLUK
Türkiye’deki eylemler ve önceki Mısır protestoları, parlamentodaki sayısal çoğunluğun yeni şekillenen güçler karşısında dengesini koruyacak durumda olmadığını çeşitli şekillerle kanıtlamıştır. Parlamentodaki sayısal çoğunluk yalnızca kağıt üstünde oy sahibidir. Onlar, seçmenlerin duygularını hedef alarak dini sloganlara dayalı yöntemlerle seçilmişler, bunun dışında topluma hiçbir katkıda bulunmamışlardır.

9. POLİS ŞİDDETİ
Türkiye ve Mısır’da gerçekleşen eylemlerde polisin aşırı şiddet uygulaması sonucunda her iki ülkede de ölümler oldu. Uygulanan bu şiddet toplum sorunlarını çözmekten ziyade, hükümetin meşruluğunu zayıflatmış oldu.

10. İKİSİ DE SANDIĞIN ARDINA GİZLENİYOR
Her iki taraf da uluslararası bağlamda aldığı, uygulamaları hakkındaki eleştirileri frenlemek için çeşitli maskelere ve sandıktaki inkar edilemez oy seferberliği yeteneklerine güveniyor. Buna rağmen, Türkiye ve Mısır’da sürmekte olan eylemler, seçmen kitlesini yönlendirmenin, meydanlara dökülen halkları kontrol altına almaya yetmeyeceğini açıkça gösteriyor.

El Monitor/Mustafa El Labbad (Çeviren: Merve Özerk)

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir