Home / Arka Bahçemiz / Mutluluk bencillikte yatar – Arılar Masalı ve Mandeville

Mutluluk bencillikte yatar – Arılar Masalı ve Mandeville

“Evvel zaman içinde bir arı kovanı varmış. Bu kovan kendi tarihi içinde en parlak, en yüksek dönemlerinden birini yaşamaktaymış.”
arılar_masalı Ticaret ve endüstri alabildiğine gelişmiş, bilim ve sanat ileri bir durumdaymış bu kovanda. Her tarafta bir hareket, bir canlılık gözleniyormuş. Fakat bu kovanda ahlak adına, erdem adına hiç bir değer yürürlükte değilmiş. Hırs, açgözlülük, kendini beğenmişlik, lüks tutkusu, dalavere, zulüm, kısaca aklınıza ne kadar ahlaksızlık geliyorsa almış yürümüş bu kovanda. Kovanı yöneten devlet kademeleri tam bir başıbozukluk içindeymiş. Adalet denen şeyin bırakın kendisini ismi bile kalmamış. Hatta bu arı kovanı bir kovan devleti olarak büyüklüğünü işlediği cinayetlere borçluymuş. Sonuç alıcı politika hilelerine erdem gözüyle bakılıyor, zeki hilekârlar el üstünde tutuluyormuş.

Tüm mesele  kovana akan servetten aslan payını koparmakmış. Kovanın üyeleri bu payın sahibi olabilmek için yeni yatırım alanları açtıklarından memleket ekonomisi biraz daha gelişmiş olmaktaymış. Zaman gelmiş, toplumsal bozulmaya isyan eden yaşlı arılar toplanmış ve “yüce arıların tanrısına” toplumu ahlaklı yapması için dua etmişler.  Ve beklenmemiş bir şey olmuş, birdenbire  bütün arılar iyi ahlaklı güzel huylu olmuşlar. Hiç bir arının artık malda mülkte gözü yokmuş. İktidarda olmanın hiç bir anlamı yokmuş. Ancak bunu beklenmedik sonuçları da görünmeye başlanmış toplumda. Mahkemelere garip bir ıssızlık çökmüş. Bir sürü devlet adamı işsiz kalmış. Herkes aza kanaat ettiği için yalnızca gerekli olan üretilmeye ve tüketilmeye başlanmış. Her tarafta işsizlik almış yürümüş. Hiç bir yükselme ve şöhret tutkusuna yer olmadığı için atılımcılık ve girişimcilik ruhu ölmüş. Durum böyle olunca askere de gerek kalmamış tabii ki. Kovanlar arası barıştan yana olan erdemli arı toplumu, bir gün düşmanlarının istilasına uğramış. Yokluk, kayıtsızlık ve nüfusun azalması yüzünden bizim arı kovanı düşmanlarına karşı hiç bir tedbir alacak gücü kendisinde bulamamış. Birçok acı gelişmeden sonra felaket artıkları, bir ağaç kovuğuna sığınmışlar ve geriye üç beş tane erdemli arı olarak yaşamaya devam etmişler.”

Masal, en basit haliyle, Orta Çağ İngiltere’sini arı kovanına benzeterek, Kraliyet Yönetimini, halkı, tüccarları ve toplumda yeri olan tüm kesimlerin takındığı ahlaksız davranışlara rağmen, refah seviyesinin nasıl yükseldiğini anlatır.

indirBernard Mandeville, 1700’lü yılların başında “Arıların Masalı” adlı bu eserini yayınlanması ile birlikte beklenmedik bir şey olmuş ve, eser, edebiyatçılar tarafından değil de, iktisat ve insan ilişkileri üzerine kafan yoran düşünürler tarafından eleştirilmişti. Mandeville’e göre mutluluk, erdemsiz olmaya bağlıdır. Kişiyi mutlu kılan bencilliğidir. Bencil olmadıkları, birbirlerini kıskanmadıkları, azla yetindikleri gün arılar toplumu ıssız bir çöle döner.

Egemen akım içinde yer alan  standart yaklaşım, etiğin Sokrates’ten beri sorduğu, “nasıl yaşamalıyız?” sorusunu, ben-merkezli bir faydacılık yaklaşımından cevaplar. Herkes, akılcı biçimde, kendi çıkarının peşinde koşmalıdır. İktisat kuramının etiği, egoizm etiğidir. Faydacı yaklaşım daha ileri gidip, böyle  bir davranışın en fazla insanın mutluluğunu sağlamak için en uygun davranış biçimi olduğunu iddia eder. İnsana dışarıdan empoze edilen ahlâk kurallarına  gerek olmadan, insan doğasına  hükmettiği varsayılan bencilliğin düzenlediği bir toplumsal yapının herkesin çıkarını artıracağı fikrini ilk kez Mandeville işler. İnsanların genel olarak “ahlâksız” oldukları ve bunun toplumsal açıdan kötü bir şey olmadığı fikrini “Ahlâki Duygular Kuramı” adlı kitabın yazarı Adam Smith içine sindiremese de; aynı  zamanda Mandeville’in sisteminin kendi benimsediği bilimsel ve ahlâki amaçları gerçekleştirdiğinin farkındadır”. Smith’in bu ikilemi, ahlâkla bilimin kesin bir çizgiyle ayrılabileceği iddiasıyla örtülmeye çalışılsa da, günümüz egemen iktisat yaklaşımı içinde aynı gergin konumu işgal etmektedir.

Toplum ve Bilim – Özgürlük etiği karşısında iktisat kuramı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Uçsuz Bucaksız Bir Evren…

Bana sorarsanız uzayı zamanı düşünmek, güneş sistemlerinin fotoğraflarını görmek bile içimi genişletiyor. Bir zerre olmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir