Home / Güncel / Nevin Yıldırım’a ve Çilem Doğan’a mektup: ‘Görülmüştür’

Nevin Yıldırım’a ve Çilem Doğan’a mektup: ‘Görülmüştür’

page_nevin-yildirima-ve-cilem-dogana-mektup-gorulmustur_518996679

Sevgili Çilem, Sevgili Nevin,
hayatta kalmış, kalabilmiş kız kardeşlerim,
şimdi herkes sizin hakkınızda konuşacak. Mesela “Öyle ya da böyle, katiller işte” diyecekler. İşlediğiniz cinayeti açıklıkla görecekler.
Gazeteler şöyle yazacak:
Nevin Yıldırım (30), tecavüzcüsü olduğunu iddia ettiği adamın kafasını keserek köy meydanına attı.
Eski eşini tabancayla öldüren 28 yaşındaki Çilem Doğan, “Hep mi kadınlar ölecek? Biraz da erkekler ölsün. Namusum için öldürdüm” dedi.
Yani, diyeceğim o ki…
Görecekler sizi, elbet görecekler. Kadınların günahına hep bakarlar çünkü, bir tek erkeklerinkine karşı körler.
Mesela bu mektubun üstünde de “Görülmüştür” yazacak, ama ömrünüzün bardağından taşan o son kan damlasının altındakiler, çokları için yine görülmeden kalacak.
Oysa üst üste yığılan bütün o damlalar, kadim bir kahır gibi hep oradaydılar. Uğursuz bataklıklarda biriktiler; sizi, bizi aşağı çektiler. Boğulurken yardım istemek için ne zaman kaldırsak ellerimizi, şairin dediği gibi el salladığımızı sandı bu sefiller ve salyalarını akıtarak koşup fotoğrafımızı çektiler.

Büyütmüyoruz, Ölüyoruz

Kız kardeşlerim,
şiirler güzel söyler bizim yerimizi; hani sofralarda öküzlerden sonra gelen koordinat bilgilerimizi…
Kutsal kitaplar vermiştir tarifimizi; hani erkeğin kaburgasından vücuda gelen terkibimizi…Ömrümüzün terzileri çoktan biçmiştir elbisemizi; hani babaların, abilerin, kundakta bile olsa erkek kardeşlerin, kocaların, dayı oğllularının ve hatta tüm mahallelinin namusu olagelen o daracık elbisemizi… Dediklerine göre, öyle bir oturmalıyız ki onunla biz, hem sığmayı becermeliyiz içine, hem de hiçbir yerimiz görünmemeli.
Fakat bu elbise, bu hayat bize dar. Ömür diye ruhumuza teyelledikleri, olsa olsa uğursuz bir karabasandan artakalmış kan revan parçalar…
Bir cinayet var, evet. “Büyütüyorsunuz” dedikleri uzunca bir cinayet. Oysa büyütmüyoruz, ölüyoruz. Ve soruyoruz bir yandan, neden sadece kadınlar, ölürken bile suçlular?Yaşamak için öldürenlerimiz mi mücrim sayılacak şimdi? Peki nerede onca zamandır öldürülenlerimizin ömrüne lime lime kıyanlar? Nerede katiller, nerede hakimler, savcılar, polisler, akrabalar, mahalleliler, nerede bütün o çok bilmişler?

 Ortada bir cinayet varsa…

Kız kardeşlerim,
gelenek şöyledir; ortada bir cinayet varsa, ille de bizim ölmemiz gerekir.
Merhumeyi namussuz bilirdik, ruhuna El Fatiha!
Sonra, kocalarımız, abilerimiz, babalarımız, mahallemizin manavı yahut gıybetçi komşumuzun gözü dönmüş kocası, şık bir boyun bağı takıp geçer hâkim karşısına. Üzüntülerini iletir. Teessüflerini bildirir. İnsaniyetini gözyaşlarıyla sular ve sefil filmini o vurucu cümlelerden biriyle bitirir;
eve geç gelmişti,
kot pantolon giymişti,
erkekliğimle alay etmişti,
gülmüştü, konuşmuştu, yüksek sesle türkü söylemişti…

Yani…
tahrik oldum hâkim beyefendi!
Bu hâkim bey amcalar, iki konuda ziyadesiyle hassastırlar. Bir çok seven, bir de çok tahrik olan erkeklere katiyen kıyamazlar. Onları çabucak affeder, gözyaşlarını yasalarla silerler.
“İndir cezayı evladım, haksız tahrik olmuş bu delikanlı. Kader kurbanı.”

‘Sevgili gelecek, hazırım!’

Sevgili Nevin, Sevgili Çilem,
evet, insan öldürdünüz. Bütün kitaplar ve vicdanlar nezdinde ağır suçtur bu, hatta en fecisi.
-Ve bilirsiniz, ama ile başlayan cümleler, çoğu kez anlamsızlaştırır bir öncekini-
Ama dilerim ki bu suçunuz, kalbimizde bütün ağırlığıyla oturan binlerce kadın cinayetine gösterilen hoşgörüye mazhar olur. Birinizin öldürdüğünün kendine devamlı tecavüz eden bir adam, öbürünüzünkinin de sabah akşam dayak atan, üstüne bir de bedenini başkalarına satmaya çalışan, geceleri yastığının altında her an yanındakine doğrulabilecek bir silahla yatan başka bir adam olduğu da akıllarda tutulur.
Yani umarım adalet diye bir adacık vardır ve orada ölmemek için öldürdüğünüzü söyleyen sesiniz de duyulur.
Yine dilerim ki adı bunca sık anılan ar da hakikaten vardır da, memleket sathında infiale yol açmış başka cinayetler için -mesela Özgecan- gözyaşı akıtanlar, o canlar yaşamak için öldürmeye mecbur kalsalardı, yani kendilerini korurken başka bir cana kıysalar ve sonra hayatta kalmayı başarsalardı, neticenin ne olacağını düşünmenin bir yolunu bulur.
-Şimdi muhakkak vay efendim cinayeti meşrulaştırıyorlar diyenler çıkacaktır ama, rica ederim onlar da zekerleri erklerine denk vaziyette sustukları onca cinayeti konuşsunlar evvela-
“Hep kadınlar mı ölecek?” diyen Çilem, ölür gibi yaşamaya isyan eden Nevin,
diyeceğim o ki, öldürmek değil, yaşayabilmek için çıktığınız bu yolda, ben sizinleyim.
Bir kişi değilim, bin kişi değilim. Çokuz ve sizinleyiz kız kardeşlerim.
Çilem polis kolunda emniyete giderken, tişörtündeki yazıyla, verdiği dersler için geçmişe teşekkür ediyor, geleceğe de “hazırım” diyordu.
Bilin ki şimdi biz, geride kalan kız kardeşleriniz, o malum mesajı görmüş ve acılı bir kaneviçe gibi kalplerine nakşetmiş kişileriz.
Gelecek geçmişten çok daha güzel olacak. Buna ihtiyaç duyacak kadar üzgün ve bunu sağlayacak kadar öfkeliyiz.

Nermin Yıldırım (t24.com.tr)

Dünyalılar

Rastgele Haber

Başkaya: Büyük insanlık elini çabuk tutmalı

1930 ve 1980’den farlı olarak ‘nihai bir kriz’ yaşandığını belirten Doç. Dr. Fikret Başkaya “Kapitalist …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir