Home / Güncel / ÖİB Sömürüsü: Emekçisin Sen Bilinçli Kal

ÖİB Sömürüsü: Emekçisin Sen Bilinçli Kal

Sendika örgütleri, “Hükümet, amele pazarı kurmak istiyor” tespitlerinde bulunmalarının dışında yapabilecekleri ve emekçinin hak kayıplarının önüne geçebilmek için herhangi bir proje üretmiş midir? Ana akım medyadan ve sendikal toplantılardan izleyebildiğimiz kadarı ile çözümsüzlüğün sarmalında slogan atmanın dışında herhangi bir önerileri maalesef bulunmamaktadır.

Bayram Sarı-Dünyalılar- ÖİB

Özel İstihdam Büroları Ve Kiralık Emek:

Gündelik işlerde yevmiyeli çalışan ve halk arasında “amele” diye bilinen ve sabah ayazlarında, az da olsa ısınabilmek için avuçlarına nefeslerini üfleyen emekçileri bilmeyen, görmeyen var mı? İnsan pazarlarında alın terini satmak için bekleyen, hiçbir sosyal güvencesi olmayan, eğitimsiz ve genelde kol işçiliğinde çalışan bu insanların, yevmiyelerini doğrultabilmek adına park eden her aracın yanına nasıl koştuğunu ve “Adam lazım mı abi?” çaresizliğini büyük kentlerde yaşayan herkesin bildiğini sanıyorum. Yeni Türkiye’de amele pazarları yerini ÖİB’lere ( Özel İstihdam Büroları) bırakmak üzeredir.

Ak Parti Hükümetinin, ÖİB ile getirmek istediği kiralık işçi düzenlemesinin, çalışma barışını bozacağını bilmek için falcı olmaya gerek yok. Hükümetin getireceği bu düzenleme ile 13 milyon çalışanın 10 milyonu bu kapsamın içinde kalacak. İşçi örgütlerinin “Amele pazarı kurulmak isteniyor” tepkilerine rağmen, bu sistem yarınlarda Türkiye’nin yeni çalışma düzenini oluşturacağı kesinlik kazanmıştır. Emek sömürüsü ve kaosun karşısında hiçbir sonuca ulaştırmayan sloganlar atmanın ötesinde yeni bir düşünce/ çözüm üretmenin zamanı gelmedi mi?

Kiralık İşçi düzenlemesiyle, kamuda uzun yıllardır uygulanan ve pek çok mağduriyete yol açan taşeronlaşma, özel sektörde de yaygınlaşacak; kiralık işçi kılıfıyla şirketler doğrudan eleman çalıştırmak yerine işçilerini, geçici süreli olarak özel istihdam bürolarından kiralayacak; işveren, işçinin hiçbir sorumluluğunu üstlenmeyecek. Geçici süreli çalışan işçinin kıdem tazminatı hakkı, fiilen elinden alınmış olacaktır. Böylece hükümetin uzun yıllardır kaldırmaya çalıştığı kıdem tazminatı, zamana yayılarak yok edilecek; kiralık işçi düzenlemesiyle adeta modern amele pazarları kurulacaktır. Bu düzenleme sonucunda emekçilerin örgütlenmesi ve sendikalaşma büyük yara alacaktır.

Türkiye’de iş bulmaya aracılık eden özel istihdam büroları, işçi kiralama merkezlerine dönüşecek; ÖİB, elindeki işçiyi, işverenle yaptığı bir sözleşme ile belirli süre kiralayacak ve pazarlık usulü düşük maaşla işçi pazarlamasının önü açılacaktır. İşçiyi çalıştıracak firma, işçiyi kiraladığı özel istihdam bürosuna her bir işçi için sözleşmede belirlenen miktarda ödeme yapacak; istihdam bürosu, bu paranın bir kısmını komisyon olarak kesecek ve işçinin emeği üzerinden doğrudan kar sağlayacaktır.

Türkiye’de Sendikal Anlayış:

Var olan sendika liderlerinin bu düzenlemeye “Paralı kölelik” diye tepki göstermelerinin ya da  “İşsizliğin ve kayıt dışı istihdamın yok denecek kadar az olduğu ülkelerde dahi çalışanlara fayda getirmeyen bu sistem Türkiye’de çalışma hayatına darbe vuracaktır. Sendika örgütleri, “Hükümet, amele pazarı kurmak istiyor” tespitlerinde bulunmalarının dışında yapabilecekleri ve emekçinin hak kayıplarının önüne geçebilmek için herhangi bir proje üretmiş midir? Ana akım medyadan ve sendikal toplantılardan izleyebildiğimiz kadarı ile çözümsüzlüğün sarmalında slogan atmanın dışında herhangi bir önerileri maalesef bulunmamaktadır.Bayram Sarı- Dünyalılar

Türkiye’de sendikal hareketin uzunca bir süredir kriz içinde bulunması üzerine değişik platformlarda tartışmalar yapıldı. Gerek dünya da gerekse Türkiye’de sendikaların krizi ile anlatılmak istenilen; üye sayılarında azalma başta olmak üzere, emekçilerin sendikal harekete uzak kalması ve sendikaların adeta yer altı örgütleri gibi değerlendirilişine kadar uzanan geniş bir olumsuzluğu içinde barındırmasıydı.  “sendikaların krizi” tıpkı kriz sözcüğünün anlamı ile örtüşen biçimde, daha çok olağan sayılabilecek mevcut bir durumdan geçici uzaklaşmayı ve sapmayı ifade etmektedir.

Sendikal hareketin “olağan” sayılabilen nitelikleri arasında bulunan nokta, sendikalıların çalışan kesimler içinde çeşitli güçlüklere rağmen örgütleme çalışmalarını sürdürebilmeleridir. Toplu pazarlık mekanizmaları sayesinde bu çalışma da izlenen yöntem ise sendikal faaliyet içinde çeşitli düzeylerde bulunan işveren sendikacıları ile yapılan görüşmelere dayandırılmaktadır.

Sendikaların Güven Vermeyen İşlevsizliği:

Emekçi sendikaların işlevi, üyelerin hakları ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek yolunda çaba sarf etmeleri, kamuoyunda çalışan sınıflara ait oluşabilecek bütün olumsuz kanaatlerin giderilmesine fiilen katkıda bulunmaları olarak özetlenebilir. Sendikal alanın genel çerçevesinden sapmalar her dönem gerçekleşebilmektedir; ancak bu ve benzeri olguların “kriz” mahiyetini alması sorun alanlarının etki gücünün yükselmesi ve sürelerinin uzaması ile bağlantılıdır. Bir sendikanın yetki alamaması ve üyeleri için toplu sözleşme yapamaması genel bir sendikal kriz olarak değil, ancak sendikaların önemli bir kısmına yayılması ve uzun sürmesi genel bir “kriz” biçiminde algılanmaktadır.Bayram Sarı- Dünyalılar

Sendika üyeliği çoğu iş yeri için emekçinin  işe başlaması ile adeta kendiliğinden kurulmakta ve yine emekçinin alacağı paradan kesilen aidatlarla sürmektedir. Hemen her sendika üyesinin sendikası hakkında bir görüş sahibi olduğu söylenebilir. Sendikadan memnuniyet ve memnun olmamaya ilişkin çeşitli değerlendirmeler sendikalarca yapılmaktadır. Ancak asıl ilginci Sendikasız işletmelerde yapılan bir araştırmaya göre; çalışanların ortalama olarak %57.6’sı sendikaya üye olmama nedenlerini “sendikanın haklarını savunacağına inanmadığını için” biçiminde görüşlerini açıklamaktadır. (A. Şenkal. 1999:317,ve DİSK ve diğer sendika üye profil araştırmaları) Özellikle 1980 sonrası yürütülen politikaların “Sendika ve Sendikacı” kavramlarının ifadesinde önemli değer erozyonu yarattığı ve son dönem Ak Parti iktidarları döneminde her alanda olduğu gibi “Yandaş Sendikacılık” kavramı ile emek kavramının içinin boşaltıldığı görüldü.

Mütevazi Bir Öneri:

Sendika örgütleri, ÖİB’lere dönüşüm yapmayı düşünmeli ve emekçi haklarını Yeni Türkiye’nin şartlarına göre savunmak için projeler üretmeye başlamalıdır. Mülteci akını ile ucuz emek gücünün sisteme girmesinin önüne geçilebilmesi için sermayenin karşısında başka bir alternatif görünmemektedir.  Mülteci emekçilerinde sermaye sömürüsüne alet edilmemesi için, sendikaların dönüşeceği ÖİB’lerde hakları korunabilecektir. Ana akım medyada sermayenin batmak üzeriyiz tarzı söylemleri, karşılığını emekçinin kesilen ücretlerinde bulacaktır. Asgari ücrete yapılan zam, emek dünyasında bir iyileştirme değil, bugüne kadar elde edilen hakların aşağı çekilmesi anlamına gelmektedir. ÖİB ile ülke genelindeki tüm çalışanların çoğunluğu asgari ücrete mahkum edilecektir. ÖİB’ye dönüşecek sendikalar, emekçinin, alın terinin karşılığını alabileceği tek yapılanma olacaktır. Sermayeye yedek parça sağlar gibi emekçi pazarlayacak büroların da portföyü yeterli olmayacağından, işverenin ucuz iş gücü düş olmanın ötesine geçemeyecektir. Milli Güvenliği tehdit ettiği bahanesi ile ertelenen grevler, emekçilerin bu oluşum altında örgütlenmesi ile geçerliliğini yitirecektir. Karşılığının alınmadığı hiçbir işe çalışan gönderilmeyeceğinden, emek de değerini bulacaktır.

Bayram Sarı

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Gelecek kaygısıyla çöken bir gençlik…

Gelecek kaygısıyla çöken bir gençlik, geleceğin umudu olamaz! Çocuk yapıp yapmamanın gerçek bir karar bile …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir