Home / Güncel / Öldürmek Bir Sanattır

Öldürmek Bir Sanattır

Sedat Peker bir mafya lideri değildir. Ona mafya lideri demek ve devleti onun kullandığı şiddet dili nedeniyle göreve çağırmak, mafyadan azade bir devlet ve devletten azade bir mafya olabileceğini kabul etmek anlamına gelebilir ki bu yanlıştır. Sedat Peker aslında her devletin başladığı ve bittiği yerdir. Bir devletin sınırı, çapı, yapabileceklerinin billurlaştığı yer ve hatta kendisidir. O, devletin asli unsurlarındandır ve adı kimi zaman Topal Osman, kimi zaman Veli Küçük, kimi zaman Sedat Peker’dir. Devlet için elzemdir. Hiç bir devlet kötü günlerinde onsuz ayakta kalamayacaktır. Bu nedenle, o ne yaparsa yapsın aslında “hukuk dışında” olamayacaktır. Devlet istemedikçe suçtan azadedir. Çünkü hukuku yaratanın asli parçasıdır. Onu suçlamak ve ceza vermek bile asıl failin suç işleme özgürlüğüne halel gelmesin diye olacaktır. Ama devlet olduğu sürece o da hep bir yerlerde mutlaka var olacaktır. O nedenle “Kanınızla duş alacağız sözü” yalnızca ve basitçe, dehşet verici, hukukun dışında bir dil değildir. O dil herhangi bir devletin gizli tarihi ve yine devletlerin kendisini var kılmak için zaman zaman kullanmak zorunda kaldığı tanıdık bir dildir.

öldürmek_bir_sanattır

Şiddet devlet için bir ahlak sorunu değildir. Bir yöntemdir ve bu yöntemin kendisi devlet için, tıpkı cumhurbaşkanının daha geçen gün “Bundan sonra kimse bizim karşımıza insan hakları, ilkeli tutum gibi argümanlarla gelmesin” cümlesinde olduğu gibi her türlü insani birikim ve gerçeklikten daha önemlidir. Devlet kendisini zor ve şiddetin üzerine kurmuştur. Ve bu şiddetin temelinde insanın kendine, türüne, doğa diye ayrıştırdığı ama aslında kendisinin ondan koptuğu yapıya duyduğu yabancılaşma ve korku vardır.

Baumann’a göre “Modern uygarlığın şiddet içermeyen karakteri tam bir yanılsamadır. Daha doğrusu onun, kendini kandırma ve kendini ilahlaştırmasının; kısacası, onun meşrulaştırıcı mitinin ayrılmaz bir parçasıdır… Uygarlaşma sürecinde gerçekte olan şey, şiddetin daha etkili biçimde yeniden düzenlenmesi ve şiddete yeni alanlar açılmasıdır… Şiddetin varlığına son verilmemiş, yalnızca gözden uzaklaştırılmıştır.”
Peki, neden bir insan yalnızca basitçe öldürmez de, kurbanının kanıyla duş alır?

Öldürmek ve ondan zevk almak eski bir insan geleneğidir. İnsan öldürmede en önemli an, ölüm anının kendisidir. Dehşet de, zevk de o andadır. O nedenle ölümü kutsayanlar ve öldürerek kendini var edenler için, yani, öldürerek hayatta kalabileceğine inananlar için öldürmek yalnızca basit bir eylem değil bir törendir. Onlar için öldürmek bir “sanat”, sanat ise yalnızca öldürmektir. Onlar yalnızca öldürmenin türlüsünü bilirler. Çünkü amaç bir hedefe varmak ya da bir netice almak değil yalnızca öldürmektir. Işid’in kurbanlarını bin bir türlü fanteziyle öldürmesindeki neden öldürmenin kendisinin amaç ve ölüm anının katilin kendisi için hazırladığı enfes bir gösteri olmasındandır. İmza atan akademisyenleri öldürerek kanlarıyla duş almak, onların yok olduğu zaman elde edilecek faydadan daha önemlidir.
Bugün olan biten tam da Ali Artun’un Bataille’dan alıntılarla anlattığı şu paragrafta gizlidir: “Eski zamanlarda kimi kültürlerde kralın ölümü üzerine çıkan isyanlar da şiddetin sınır tanımadığı olaylardı. Örneğin Fiji ve Sandwich Adaları’nda kralın ölümünü öğrenen kitleler her türlü suçu işlerler, yakıp yıkarlar, yağmalarlar, fuhuş yaparlar; kutsal ve yasal olan her şeye saldırırlar. Bu olaylar, kralın cesedinin çürümesi sırasında tırmanır. Çürüme sona erip ceset bir iskelete dönüştüğünde biter. Rasyonel çalışma düzeninin yasaları, yasakları restore olur.”

Bugün tıpkı Fiji’de olduğu gibi kral (devlet) aslında ölmüştür ve çürümektedir. O nedenle Sedat Peker de, devletler de, Işid de ölümler arasında fark gözetip en fantastiklerini bulmaya çalışmaktadır. Hepsi için ölüm, artık, öncelikle gösteridir. Kral ölmüştür ve artık şiddet devletin bir aracı değil, devlet saf şiddetin bir aracı olmuştur.

Sedat Peker bir mafya lideri değildir. Ölümü gösteri haline getiren devletin olağan hâllerinden biridir. Kral ölmüştür ve hâlâ çürümektedir.

Ali Murat İrat

irat2@yahoo.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Shaima El Sabbagh_mısır

Göğe Su İçiren Martı

 ”  İç ses, diye söylendim  Ve ah dedim sonra,  Böyle ah demeyi beli bükük bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir