Home / Arka Bahçemiz / Osmanlı Olmak

Osmanlı Olmak

“Benim dedem Osmanlı idi. Ben de Osmanlı olmak istiyorum” diyenler var.Osmanlı

Bir reklam arası da ben yazayım. Ben İstanbul Erkek Lisesi mezunuyum. Bizim okul binamız, eski Duyunu Umumiye binasıdır. Okula giren her öğrenciye Osmanlı’nın borçları öğretilir. Ahmet Davutoğlu da benden beş sınıf küçüktür.

Önce şunu açıklayayım. Ben Osmanlı Mimarisi ile uğraşıyorum. Osmanlı’nın 600 yılda İstanbul’da inşa ettiği binaları bir envantere almak için emek veriyorum. 600 yıldır bu yapıları kaydetmek kimsenin aklına gelmemiş. Bir mimar olarak iki yıldır bu işe emek veriyorum. Yani günde 12 saat bu işle uğraşıyorum. İstanbul’da ki 1600 binayı envantere aldım. 2000-2500 yapı daha var. Bu yapıların sayısını Türkiye’de bilen yok.
Bu bilgileri www.tas-istanbul.com sayfasında yayımlıyorum.

Hiçbir kurumdan 1 lira dahi destek almadım. Ben bu işe 2 yılda çok ciddi para harcadım.
Bu işi kimsenin zoruyla da yapmıyorum. Bu çalışma iki yıl daha sürecek. Osmanlı sanatını öğrenince, Osmanlı’daki kişileri de öğreniyorsun. Kim kimdir.

Halil Rıfat Paşa’yı öğrenince, oğlunu öğreniyorum. Sonra torununun Eyüp’te mezarını buluyorum. Bunları niye anlattım.

Ben Osmanlıcıyım. Ama bunun bir dönem olduğunu biliyorum.
Ölmüş babanı canlandırabilir misin? Hayır.

Osmanlı bir imparatorluktu. Büyük bir coğrafya’da hüküm sürdü. Eğitim konusunu çözemediği için çürüdü. Ve günümüze gelemedi. Gelemezdi de.

Eğitim konusunu çözemeyen her devlet batar. Osmanlı medreseleri ve mektepleri ile
ilgili tüm orijinal bilgiler bende. Bu din ağırlıklı eğitim doğru olsaydı, Osmanlı batmazdı.

Şimdi doğru düzgün adını yazamayanlar, Osmanlıcı olmuşlar. Osmanlı hakkında tek kitap okumadıklarından eminim. Okuduklarım bana yetmiyor. Her ay iki milyarlık Osmanlı kitabı alıyorum. Ben Osmanlı için görevimi yapıyorum. Osmanlı lafıyla milleti sömürenler ne yapmış?
Biz Osmanlıyız diyen Laleci milletvekili ne yapmış? İBB’ye senede 3 trilyonluk çiçek satıyormuş.

Osmanlı’nın Muharrem kararnamesini çıkardığını bilen var mı? Ya da Ramazan Kararnamesini duymuş olan var mı? ( Muharrrem ve Ramazan Kararnamesi (Kanunnamesi) ile Duyunu Umumiye hakkındaki açıklayıcı bilgi aşağıdadır.)

İstanbul’un işgali sırasında İslam Halifesi’nin, korkudan Cuma selamlığına gidemediğini bilen var mı?
Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin İngiliz Ajanı olduğunu bilen var mı?
Öğrenmek isteyen varsa, otuz gün isim isim Osmanlı anlatırım. Bizim okul binamız, eski Duyunu Umumiye binasıdır. Okula giren her öğrenciye Osmanlı’nın borçları öğretilir.
Herhalde Davutoğlu bu bilgiyi iyi anlamamış. Bu işi politik malzeme yapıyor. Ülkenin cahilleri de oltaya geliyor.

Turan Akıncı

Bu yazı daha önce türkiye.net sayfasında yayınlanmıştır.

Muharrem Kararnamesi, Osmanlı Devletinin ödeyemediği iç ve dış borçlarını düzenlemek amacıyla, alacaklıların talepleri doğrultusunda şekillendirilerek 20 Aralık 1881 (28 Muharrem 1299) tarihinde açıklanan mali kararlardır.

Osmanlı Devleti 1854 Kırım Savaşı’ndan sonra ilk kez borçlanmaya başlamıştır. Bu tarihten itibaren 20 yıl boyunca çeşitli aralıklarla iç ve dış piyasalardan borçlanılmıştır. Ancak bu kaynaklar verimli değerlendirilemediğinden dolayı borçların vadesi gelince ödeme sıkıntısı çekilmiş, zamanla anapara ve faizler ödenemez hale gelmiştir. En nihayetinde 1874-1875 yıllarında bütçe dengesi tamamen bozulmuş, gelirler borç faizlerini bile karşılayamaz olmuştur. Bunun neticesinde 30 Ekim 1875 tarihinde “Ramazan Kararnamesi(Ramazan Kanunnamesi) ile maliyenin iflası ve borçların ödenmesi ile ilgili bir plân ilan edilmiştir. Nisan 1876 tarihinden sonra ise borç geri ödemeleri tamamen durdurulmuştur.

1876-1881 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin borçların ödenmesiyle ilgili mali sistemi düzenleyici çalışma yapamaması sonrasında, alacaklı devletlerin ve bankerlerin yoğun baskı ve lobileri neticesinde çeşitli müzakereler yapılmış ve alacaklıların anaparadan önemli ölçüde indirim yapmaları konusunda uzlaşılmasının ardından, 20 Aralık 1881 (28 Muharrem 1299) tarihinde açıklanan Muharrem Nizamnamesi(Kararnamesi) ile borçların ödenmesi için devletin iktisadi faaliyetlerinin yönetimi yabancıların kontrolüne verilmiştir. Bundan sonra Avrupalı devletler Tuz, İpek, Tütün, Alkollü içecek ve balık sektörlerinden gelecek olan vergilere el koymuştur. Bununla beraber Avrupa sermayesinin etkinliği artmıştır.

Kararnameye göre borçların ödenmesi için devletin tüm iktisadi faaliyetlerini yabancılar adına kontrol etmek amacıyla Duyun-u Umumiye (Borçlar İdaresi) kurulmuştur. Bu kararname neticesinde devlet ekonomik olarak bağımsızlığını kaybetmiştir.

Dünyalılar

 

Rastgele Haber

Bütün Hayvanlar Eşittir Fakat Bazıları Daha Fazla Eşittir…

Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir