Home / Çevre / Sermaye Gücüyle İşlenen Cinayet!

Sermaye Gücüyle İşlenen Cinayet!

Tüm canlıların varlık ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için gerekli olan şartlar karşısında sanayi devrimi sonucu yeryüzünün ekolojik dengesinin her geçen gün bozulduğu gerçeği…

İnsanoğlu’nun kendi eliyle yok ettiği dünya!

İşte yok oluşa giden yolda görmezden geldiğimiz bir gerçek daha…

Bir nehir düşünün; ürünlerin ve toprağın sulandığı bir nehir!

O suyla yetişen ayçiçeği, buğday ve pirinci de…

Ve sonra şu gerçeği çok daha derin düşünün!

Gıdalar üzerinde yapılan analiz sonucu normalden 8 kat fazla çıkan kurşun!

Trakya’nın ekonomik ve ekolojik yok oluşu ile birlikte gıda zinciriyle evlerimize kadar ulaşan ağır metallerin olduğu bir zehir!

Bunun adı cinayet değil de ne?

Felaketin izinin başladığı noktadan yola çıkarak Ergene Nehri’nin nasıl kirletildiğini ve yeniden hayata döndürmek için verilen mücadeleyi duydunuz mu!

Medyamızın pek ilgisini çekmez böyle konular! Bir de işin içine sermayenin gücü eklenince işler hepten değişir.

Bir çeltik, ayçiçeği, buğday tanesi üzerinden iz sürerek yok edenlere, yok oluşlara karşı var etmeye çalışmak ve Gündöndü Belgeseli

Yönetmen Nejla Demirci için; sosyal, kültürel, ekonomik ve ekolojik değişimler ile Trakya bölgesinin nasıl etkilendiğini anlattığı ve konuyla ilgili bilimsel verilerin yer aldığı, canlı tanıklıkları içeren bu belgeseli çekmek kolay olmamış.

Ancak bölge halkı ile tüm yaşam savunucularının dikkatini konuya çekmek ve devletin yetkili kurumlarının çözüm için somut adımlar atmasını sağlama amacı ona güç vermiş…

Ergene hayata dönsün” diyerek Ergene Nehri’nin yok edilmesine karşı mücadele eden Ergene İnisiyatifi içinde yer alan Yönetmen Nejla Demirci, tehditlere rağmen yılmamış. Çektiği film bütçesiz olduğundan bir kameramanla yola çıkmış ve halkın bilgi desteğiyle yürümüş…

Demirci, Trakya Bölgesi’ndeki sanayi kuruluşlarının 281 kilometre uzunluğundaki Ergene Nehri’nin çevresinde yoğunlaşması ve hiçbir arıtma yapılmadan atık maddelerin nehre boşaltılması sonucunda nehrin balçık halini aldığına dikkat çekiyor.

Taş ocaklarının tehdidi altında olan bölgede, nehir Çerkezköy’de tekstil sanayine teslim oluyor ve zift gibi akmaya başlıyor. Oradan da Çorlu’da deri sanayine…!

Hem doğanın hem de insanın sömürüldüğü bu karanlık yolculukta hiçbir güvencesi olmayan bölge halkı, atıkların nehire boşaltılmasının sonuçlarını yaşıyor. Akciğer kanseri oranları bölgede oldukça yüksek. Tabi sadece onlar da değil… Sofralarımıza kadar gelen ayçiçeği, buğday ve pirinç hepimiz için zehir saçıyor.

Nejla Demirci’nin dediği gibi aslında hiç bir şeyin tahlilini yaptırmaya gerek yok. Gidip nehir kıyısında bir saatlik zaman geçirildiğinde nasıl korkunç bir ekolojik tehlikeyle karşı karşı olunduğunu görmek mümkün!

Bu arada yönetmen Demirci’nin analiz yaptırmak için aradığı birçok akademisyen telefonuna cevap vermemiş, bir iki kişi haricinde.

Çorlu’da organize sanayi bölgesinden atılmışlar. Çöp alanına girmelerine izin verilmemiş. Takipler, alenen sözle saldırılar, telefonla tacizler olmuş ve daha birçok şey!

Ama tüm olumsuzluklara rağmen; beş bin tane sanayi kuruluşunun ve ciddi bir sermayenin olduğu bir coğrafyada kirliliği ve bu kirliliğe neden olan politikaları anlatan bir belgesel çekmeyi başarmış.

Bu azmin karşısında görünen o ki kapitalizmin pisliğinin Ergene’ye akması karşısında iktidarından muhalefetine ise hiçbir şey yapmamayı tercih etmiş…

Nehrin temizlenmesi için bulunan yöntem ise tehlikeyi büyütmekten başka bir işe yaramayan cinsten. Nejla Demirci’nin bu konuda da anlattıkları herşeyi gözler önüne seriyor.

Yeni organize sanayi bölgeleri kuruluyor ve bu organize sanayi bölgelerine de müşterek arıtma tesisi koyuluyor. Bu müşterek arıtma tesislerinde güya arıtılan suların, boruların içerisine alınıp Marmara Denizi’ne enjekte edilmesi planlanıyor. Yani başka bir facia. Bu sefer bütün kıyılarımızı mahvedecekler. Sorunu çözmek değil, sorunun adresini değiştirmek bunun adı. Bilim insanları müşterek arıtmalarda farklı bir kimyasal reaksiyon oluştuğunu ve bunu arıtmanın imkânı olmadığını söylüyor. Ama Bakanlığın çalışmaları bunlar…”

Doğa, sermayenin ve büyük şirketlerin tehdidi altında diyerek çözüm yolunu da gösteren Gündöndü Belgeselinin Yönetmeni Demirci, “Ancak örgütlü bir toplum onlara geri adım attırabilir. Peşine düşeceğiz, teşhir edeceğiz pisliklerini. Yan yana gelip kendi siyasi dükkânlarımızdan çıkarak bunu yapabiliriz…” sözleri ile hepimize anlamlı bir çağrı yapıyor.

Sizler de, Trakya’daki sanayileşmenin sonucu olarak Ergene Nehri’nde yaşanan kirliliği ve bu kirliliğin bir toplumu nasıl etkilediğini yerel halkın dilinden anlatan Gündöndü Belgeselini izleyerek başlayabilirsiniz bu mücadeleye…

Son söz yetkililere;

Gündöndü Belgeseli konuşulanları görünür kılıyor, yok edenleri ve yok oluşları adresliyor. Kimseye kaçış bırakmıyor, tabi görene!

Türkiye’nin yüzde 75 ayçiçeği, yüzde 55 pirinç ve yüzde 10 buğday ihtiyacının karşılandığı bölgede, zehir yetişiyor ey siyasiler!

İlk çağrım; Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya’ya…

5 bin fabrikanın atığı ile kirlenen Ergene Nehri, gerçekte nasıl ve ne zaman temizlenecek?

Ardından; gıdalarla nasıl zehirlendiğimiz konusunda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı İbrahim Yiğit’e sesleniyorum…

Ergene Nehri’nin suları ile sulanan ve zehire dönüşen buğdayından pirincine gıdalar nasıl oluyor da soframıza kadar ulaşıyor?

Söz sırası sizde…

Arzu Erdogral

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Devlet teşvikiyle su gaspı

Devlet teşvikiyle su gaspı: Coca-Cola, İzmir’in suyunu hortumluyor Meşrubat ve ambalajlı su devi Coca-Cola’nın İzmir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir