Home / Arka Bahçemiz / Siyasetin Dili ya da Dil Üzerinden Siyaset- II

Siyasetin Dili ya da Dil Üzerinden Siyaset- II

Dil üzerinden yürütülen siyasetin hukuki ve siyasal boyutunu, toplumsal etkileriyle birlikte irdeleyen Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, siyasette dil konusunda 1980’lere anlayıştan uzaklaşılmadığını kaydetti.

‘Ülkemizde siyasi partilerle ilgili özel bir yasa bulunmadığı dönemde siyasi partiler hakkında, derneklere ilişkin yasalar uygulanmıştır. Siyasi partiler hakkında çıkartılan ilk özel yasa ise, 1965 tarihli Siyasi Partiler Yasası’dır(SPY). Bu yasanın yerine 1983 te çıkartılan SPY ise hala daha yürürlüktedir! Örgütlenme yönünden dernek modeli genel nitelik taşıdığından, her iki SPY’nda da siyasi partiler hakkında bu iki yasada düzenleme yapılmayan konularda, derneklere ilişkin yasalarda yer alan ve siyasi partiler için aykırı kabul edilmeyecek hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
***
Derneklere ilişkin düzenlemelere bakıldığında ise; 1926 ve 2001 tarihli Medeni Yasalarda; yine 1325, 1938 ve 1972 tarihli Dernekler (Cemiyetler) Yasalarında (DY), dil ile ilgili herhangi bir hüküm yer almamıştır.

1983 te çıkartılan DY’na dil konusunda, aynı yıl çıkartılan SPY’nın 81/c maddesine koşut yasaklayıcı bir hüküm konulmuştur. Yaptırıma ilişkin hükümde ise hapis cezasının yanında, ayrıca derneğin kapatılması da yer almıştır. DY’ndaki yasaklayıcı hüküm 2002 de DSP ve MHP koalisyon hükümeti döneminde “dernekler resmi işlemlerinde türkçe kullanırlar” şeklinde, bu hüküm de 2003 de AKP hükümeti döneminde “dernekler, Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanırlar”, şeklinde değiştirilmiştir. 1983 teki düzenlemenin yaptırım maddesine, 2002 ve 2003 teki değişikliklerde dokunulmamıştır. Halen yürürlükteki 2004 tarihli DY’nda ise “derneklerin kayıt ve defterlerinde, Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıyla olan yazışmalarında, Türkçe kullanmaları gerektiği” belirtilmiş, aksine davranışlar için idari para cezası öngörülmüştür. 2004 tarihli yasadaki bu hüküm, yukarıda belirtildiği üzere genel hüküm niteliği taşıdığı için siyasi partiler hakkında da uygulanan bir hükümdür.
***
1965 tarihli SPY’nda, aday adayların önseçimlerde “Türkçe’den başka dil ve yazı kullanmayacakları” belirtilmiş ve hapis cezası yaptırımı öngörülmüştür. 1983 tarihli SPY’nın önseçimlerle ilgili bölümünde bu hükme aynı yasaklayıcı içerikte yer verilmiş, ancak özel bir yaptırım öngörülmemiş ise de, 81/c maddesi uyarınca daha da ağır bir yaptırım ortaya çıkmıştır!

1983 tarihli SPY’nın 81/c maddesine siyasi partiler için konulan “Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe’den başka dil kullanamazlar; Türkçe’den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür.” hükmü, halen yürürlüktedir. Bu nedenle “kanunla yasaklanmış dil” ifadesi de hala daha madde metninde yer almaktadır! Madde gerekçesinde, dil yönüyle azınlık yaratılmaması ve Lozan’ın da korunması için bu hükmün getirildiği belirtilmekte ise de, bu gibi maddelerin 1980 lere kadar ortaya çıkmasını engelleyen; Cumhuriyet, Lozan ve ulus devlet ilke, kuralları olmuştu!

1983 tarih ve 2932 sayılı “Türkçeden Başka Dillerle Yapılacak Yayınlar Hakkındaki Yasa’da” “kanunla yasaklanmış diller” gösterilmiş ve “Türk vatandaşlarının anadilleri de Türkçe’dir(!)” denilmiş olup, bu yasa 1991 de kaldırılmıştır. Bu yasada, anadil ve resmi dil kavramları eşitlenmiş!; Türkiye’nin tanıdığı devletlerin birinci resmi dilleri dışında kalan diller yoluyla, düşüncelerin açıklanması, yayılması ve yayınlanması yasaklanmıştır. Bu kapsama giren diller de, kanunla yasaklanmış dil olarak nitelendirilmiştir. Irak’ın ikinci resmi dilinin Kürtçe olduğu hatırlanınca, üretilen bu formülle adı saklanarak yasaklanan Kürtçe olmuştur.

SPY 81/c maddesinin yaptırımı, 117 nci maddede hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi 05.7.2012 tarihli resmi gazetede yayınlanan gerekçeli kararıyla yalnızca 117 nci maddeyi iptal etmiş, iptal kararının da bu tarihten altı ay sonra yürürlüğe girmesini öngörmüş olup, iptal edilen yaptırım konusunda herhangi bir düzenleme yapılmadığı için, yürürlükte olan ve yasaklayıcı hüküm içeren 81/c maddesine aykırılığın özel bir yaptırımı kalmadığından, bu maddeyi ihlal eden kişiler hakkında artık adli sorumluluk doğmayacak, ancak yalnızca siyasi partiler hakkında ihtar başvurusu gibi sorumluluk doğurucu yollara gidilebilecektir!

Derneklere ilişkin dil konusundaki yasal değişiklikler sonucunda, bu konuda 1980 lerin anlayışından uzaklaşılmıştır. Ancak özgürlükleri en etkin kullanması gereken örgütler de olmalarına rağmen siyasi partiler hakkında, derneklere koşut yasal değişiklikler yapılmadığı, siyaset te hala daha 12 eylül kurallarıyla yani 1983 tarihli SPY’na dayalı olarak ta yürütüldüğü için 1980 lerin anlayışından, dolayısıyla bu anlayışa dayalı kural ve uygulamalardan uzaklaşılmamıştır.
***
Seçim ve siyasi partiler konusundaki düzenlemeleri özet olarak son iki yazı ile aktardım. Yer durumunu gözetip haftaya da değerlendirmelerimizi ortaya koyalım…’

Ömer Faruk Eminağaoğlu

(Gazete Sol’da yayınlanmıştır)

Rastgele Haber

Uçsuz Bucaksız Bir Evren…

Bana sorarsanız uzayı zamanı düşünmek, güneş sistemlerinin fotoğraflarını görmek bile içimi genişletiyor. Bir zerre olmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir