Home / Güncel / Sosyal Korku Irkçılığı Tetikliyor

Sosyal Korku Irkçılığı Tetikliyor

Irkçı olmadıklarını söyleyen kişilerde bile bilinç dışında belli bir düzeyde ırkçı düşünceler bulunabilmektedir ki, bu durum ırkçı önyargıların sosyal ya da biyolojik bir zemine sahip olduğunu düşündürmektedir.


2005 yılında Science dergisinde yayımlanan bir makalede Elizabeth Phelps ve meslektaşları, beyaz ve siyahi deneklere, önce hafif elektrik şoku eşliğinde, sonra ise şok olmaksızın kendi ırklarından ve diğer ırktan kişilere ait fotoğraflar göstermişlerdir. Şok verilmediği dönemde deneklerin ciltlerindeki elektriksel tepkime ile ölçülen korku yanıtı, kendi ırklarından kişilerin fotoğrafları gösterildiğinde izlenmezken, diğer ırktan fotoğraflar gösterildiğinde ortaya çıkmaya devam etmiştir.
Phelps’in ekibi bu sonucun, farklı bir sosyal gruba ait kişilere yönelik derin bir korku algısı ile ilişkili olduğunu söylemişlerdir. Bununla birlikte bu görüşü destekleyecek kesin kanıtlar bulunmamaktadır. Araştırmacılar ayrıca korku düzeyinin diğer ırktan kişilerle daha çok ilişkide bulunan deneklerde daha az olduğunu da belirtmektedirler.
Irkçı önyargılarda sosyal korkunun rolünü araştırmak üzere Mannheim’daki Merkez Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden psikiyatrist Andreas Meyer-Lindenberg, Williams sendromu adı verilen genetik bir hastalığa sahip çocuklarla çalışmıştır. 7. kromozomdaki genlerin kaybı sonucu ortaya çıkan Williams sendromunda hafiften orta dereceye kadar zekâ ve fiziksel gelişme geriliği, özellikle yabancılara karşı olmak üzere korku duymama ve yoğun sosyallik gibi belirtiler görülmektedir.

ÇOCUKLAR ÜZERİNDE ARAŞTIRMA
Meyer-Lindenberg ve Marsilya’daki Akdeniz Bilişsel Nörobilim Enstitüsü’nden nörobilimci Andreia Santos ve Christine Deruelle, Williams sendromu bulunan 10 erkek, 10 kız çocuğuna ırkçılıkla ilgili standart testler uygulamışlardır. Yaşları 7 ile 16 arasında değişen çocukların hepsi Fransız ve beyaz ırktandır. Tipik bir soruda çocuklara biri koyu renk, diğeri daha açık renk tenli iki çocuğun resimleri gösterilmekte ve bu çocuklardan birinin evinin duvarlarını renkli kalemlerle çizerek yaramazlık yaptığı söylenmektedir. Ardından bu yaramazlığı hangi çocuğun yapmış olabileceği sorulmaktadır. Bir diğer resimde ergen bir kız ve ergen bir erkek resmi gösterilmekte ve hangisinin okuldan sonra benzin istasyonunda çalışıyor olabileceği sorulmaktadır. Çocukların 18 resimle ilgili sorulara verdikleri yanıtlar, benzer yaş ve cinsiyet dağılıma sahip, Williams sendromu bulunmayan 20 çocuğun yanıtları ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta kontrol grubunun olumsuz özellikleri koyu renk tenli çocuklara atfetme oranı yüzde 83 iken, bu oranın Williams sendromlu çocuklarda yüzde 64 olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte her iki grubun da cinsiyet rolleri ile ilgili olarak yüzde 90’ın üzerinde önyargılara sahip olduğu belirlenmiştir. Current Biology dergisinde geçtiğimiz ay yayımlanan makalede yazarlar, sosyal korkunun cinsiyet rolleri ile ilgili değil fakat ırkçı önyargılarla ilişkili olduğu yorumunu yapmaktadır. Meyer-Lindberg araştırmadan yola çıkarak sosyal korkuların azaltılmasının, ırkçılığın azaltılmasına da yardımcı olabileceğini ifade etmektedir.

Bunun yanı sıra sonuçların farklı şekillerde yorumlanabileceğini söyleyen araştırmacılar da bulunmaktadır. Örneğin Padua Üniversitesi’nden sosyal psikolog Luigi Castelli, Williams sendromlu çocukların ebeveynlerinin görüşlerini edinmede başarısız oldukları için böyle bir sonuç elde edilmiş olabileceğini ileri sürmektedir. Phelps de bu durumun doğrudan sosyal korku ile ilişkilendirilemeyeceğini, öğrenme farklılıklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söylemektedir.

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir