Home / Güncel / Suriye: Herkes için bir açmaz

Suriye: Herkes için bir açmaz

Suriye’de yaşanan iç savaşa baktığımız zaman, yalnızca farklı aktörlerin kendi önlerine koydukları çok sayıda hedeflerinin olduğunu değil, aynı zamanda bu aktörlerin kendilerini hangi tarafta konumlandırması gerektiğine dair şiddetli iç tartışmalarla çevrelendiğini hemen fark ediyoruz

Ortadoğu’daki aktörlerin neredeyse hepsinin net konumlarının olduğu zamanlar vardı. Öbür aktörler, bu veya şu aktörün herhangi bir önemli yeni gelişmeye karşılık olarak nasıl tepki vereceğini yüksek bir başarı oranıyla öngörebiliyordu. O zamanlar artık geçti. Bugün Suriye’de yaşanan iç savaşa baktığımız zaman, yalnızca farklı aktörlerin kendi önlerine koydukları çok sayıda hedeflerinin olduğunu değil, aynı zamanda bu aktörlerin kendilerini hangi tarafta konumlandırması gerektiğine dair şiddetli iç tartışmalarla çevrelendiğini hemen fark ediyoruz.

Suriye içerisinde de mevcut durumda temel olarak üç seçenek var. Bir kesim, değişen sebeplerle mevcut rejimin iktidarda kalmasını savunuyor. Bir kesim, bir çeşit Sünni şeriat kanunlarının hüküm süreceği Selefi çözümden yana. Başka bir kesim de bu iki sonuca karşı çıkıyor; Baas rejiminin devrileceği ama yerine Selefi bir rejimin geçmeyeceği bir sonuç için mücadele ediyorlar.

Bu, iç aktörlerin konumlarını tarif etmek açısından bile elbette çok basit bir resim. Kendi aralarında taraflarının izlemesi gereken yöntemleri tartışan birçok aktör (bunlara alt-aktör diyelim) kendilerini bu üç temel noktada konumlandırıyor. Tabii ki, mücadelenin yöntemleri üzerindeki tartışma aynı zamanda aslında tam olarak istenen sonuç üzerindeki tartışmalardır. Fakat her biri kendi çeşitli alt-aktörleriyle birlikte bu aktörler üçgeni, genellikle açıklaması zahmetli, öngörmesi kesinlikle zor olan, yerel ittifakların sürekli olarak gözden geçirildiği bir durum yaratıyor.

Suriye dışındaki aktörler için de aynı oranda açmazlar mevcut. Mesela bir zamanlar bölgenin devi olarak anılan ABD’nin şimdilerde ciddi bir düşüşte olduğu, bunun sonucunda da pek de iyi seçeneğinin kalmadığı geniş kesimler tarafından kabul ediliyor. Ama yalnızca bu durumu kabul etmesi bile ABD’de tartışmalı bir konu; bazı alt-aktörler Başkan Obama’yı yaptıklarını “arttırması”, bazıları da “azaltması” konusunda ciddi bir politik baskı altına almış durumda. Bu tartışma kendi etrafında devam ediyor, Kongre ya da medyadan bahsetmiyorum bile.

İran, ABD (aslında Türkiye ve hatta Suudi Arabistan) ile olan ilişkilerini Suriye rejimi ve Hizbullah’a verdiği desteği azaltmadan nasıl geliştireceğine dair bir açmaz içerisinde. Bu konuda izlenecek yöntemler konusundaki iç tartışmalar ABD içerisinde olduğu kadar gürültülü ve yoğun bir şekilde devam ediyor.

Suudi Arabistan, kendi rejimlerinin devrilmesi için çabalayan El-Kaide gibi grupların ellerini güçlendirmeden Suriye’deki dost Müslüman grupları nasıl destekleyeceği konusunda bir açmaz içerisinde. Suudi hükümeti, hata yapması durumunda Suudi Arabistan’da karışıklık çıkarmak isteyenlerin ekmeklerine yağ sürmekten korkuyor. Bu yüzden, mevcut durum ABD hükümetini bir yandan Suudilerin hedeflerini desteklerken bir yandan da olabildiğince sessiz bir şekilde İran’la görüşmelere devam etmesi için baskı altına alıyor; öyle kolay bir oyun değil bu.

Şu an kendi iç sorunları olan Türkiye rejimi ilk başta Suriye rejiminin destekçisiydi, sonra ateşli bir karşıtı, bugün de ne destekçisi ne de karşıtı. Vaktiyle herkes için güçlü bir dost olan Osmanlı sonrası Türkiye duruşunu geri kazanmaya çalışıyor.

Azami özerklik (tam anlamıyla bağımsız bir Kürt devleti olmazsa) için çabalayan Kürtler, içerisinde önemli Kürt nüfusları bulunduran dört devlet Türkiye, Suriye, Irak ve İran ile zorlu bir müzakere içerisinde.

İsrail kimin tarafında olduğuna bir türlü karar veremiyor. İran ve Hizbullah’ın karşısındalar, ama iki yıl önceye kadar Baas rejimiyle oldukça istikrarlı bir ilişkileri vardı. İsrail, Suriye rejiminin karşıtlarını desteklerse, Suriye’de kendi açılarından çok daha kötü bir rejimin kurulma riski var. Ama İran ve Hizbullah’ı zayıflatmak isterlerse de, Suriye rejiminin İran ve Hizbullah arasındaki yakın ilişkiye izin veren konumuna kayıtsız kalamazlar. Bu yüzden İsrail ya zırvalıyor ya da sessiz kalıyor.

İç tartışmalar bölgede menfaati bulunan bütün Arap olmayan devletleri sarmalamış durumda: Başlangıç olarak Rusya, Çin, Pakistan, Afganistan, Fransa, İngiltere, Almanya ve İtalya.

Bu jeopolitik bir kaos; bu aktörlerin herhangi biri için, kendi çıkarları açısından feci hatalar yapmamaları için kurnaz manevralar yapmalarını gerektiriyor. Bu sürekli ittifakların değiştiği girdap içerisinde, küresel ve yerel olarak şiddetin ölçüsünü arttırmayı taktiksel olarak yararlı gören birçok grup ve alt grup var.

Suriye iç savaşı şu anda Ortadoğu’da şiddetin en çok tırmandığı yer; bunun azalmasını ummak için de pek bir neden yok. Özellikle Lübnan’la Irak’a yayılmaya da başladı. Dehşet verici bir durum olmasının yanı sıra, aktörlerin çoğu şiddetin yayılmasının kendilerine yarar sağlamaktan çok çıkarlarına zarar vermesinden endişeleniyor. Birçok aktör, birçok şekilde şiddetin yayılmasını engellemeye çalışıyor. Ama başarabiliyorlar mı?

Çin Halk Kurtuluş Ordusu, 1949’da Şangay’a girip Komünist bir hükümet kurduğunda, ABD’de büyük ama nafile bir tartışma patlak verdi. “Çin’i kim kaybetti?” konusu altında yapıldı bu tartışmalar. Sanki Çin başkalarının kaybedebileceği bir şeymiş gibi. Pek yakında birçok ülkede “Suriye’yi kim kaybetti?” tartışmalarının yaşanması çok muhtemel. Aslında bu tartışmalar şimdiden başlamış gibi görünüyor. Mesele, jeopolitik bir kaos içerisinde çoğu aktörün sonucu değiştirmek adına sınırlı bir yeterliliğinin olması.

Ortadoğu yalpalayarak kontrolden çıkıyor; çarpışmadan kurtulursak şanslıyız demektir.

Çeviren: Özgün Dede

Kaynak: http://www.binghamton.edu/fbc/commentaries/

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir