Home / Güncel / Taksim’de Aslında Ne Olmakta

Taksim’de Aslında Ne Olmakta

Gezi Parkı üzerine odaklanan ve aslında uzun bir süreden beri hükumetin ve iktidar odaklarının politik girişimleri karşısındaki memnuniyetsizlik bugün Gezi Parkı meselesinde billurlaşmakta.Clashes in Istanbul during a protest

Taksim ve Gezi Parkı, Beyoğlu’nun mutenalaşması, İnci Pastanesi, Emek Sineması, 1 Mayıs ile birlikte insanların yaşamlarında katlanılmaz olmaya başlayan dış duyumsamalar, olaylar; üniversitelere girecek olan yeni Bologna süreci, özelleştirmeler vb. çeşitli etkiler Gezi Parkı oluşuna girmekte. Duygular genişlemekte: Hukuki zaaflar, transseksüellere saldırılar, savaş karşıtı  vicdani ret hareketi, gençliğin gelecekten umutsuzlaşmaya başlaması, eğreti iş dünyası vb. Gezi Parkı’nda patlıyor.

İktidarlar acze düşmüş vaziyette. Polis görevini şiddet olarak uyguluyor, başka bir işlevi yok gibi. Koruma değil, savunma polisi haline geldi. Emniyet ve trafik polisi insanları deliye döndürmekte. Sadece Taksim ve İstanbul değil, tüm Türkiye ’yi saran bir endişe ve korku var. Barış süreci bu korku dünyasının parçası olarak işlemekte. Her yerde korku var. Korkunun kokusu üzerimizde kol geziyor. Şiddet ve korku üzerine kurulu olan bu politika yeni politik durumu mu bize yansıtmakta? Korkudan üreyen bir politika. Post-politik durumu içindeki şiddeti ifade eden yazısında Zizek  ‘komşusundan korkan politik vaziyet olarak biyo-politika’yı tarif etmekte. Taciz politikasına karşı çıkan bir korku politikası. Herkesin birbirinden korktuğu bir durum ile karşı karşıyayız. 12 Eylül için de bu, yaşadığımız bir durumdu. Herkes diğerinden korkuyordu. Siyasi kutuplaşmalarda diğerlerinden korkan ‘komünizm geliyor!’, ‘faşizm geliyor!’, ‘İslam geliyor!’ söylemleri içinde politikayı gömdü. İdeolojik olan politik durumdan bu dönemde çıkmaya başlamıştık. Ötekilik siyasi olarak bu sırada gündeme geldi.

Rahatsızlık her yerde

Bugün politik olan ve yaşamsal olan arasındaki ayrım ortada kalktığına göre, gündelik yaşamın politikası içinde yaşamaktayız. Burada ideolojik olanlar değil, sadece maddi olarak ruhlarımıza ve bedenlerimize vuran politikaların duyguları içinde yaşıyoruz. Korku bu tip duygusal etkilerin doğurduğu durumda  korku politikasını düzenlemekte. Her yerde artık maddi yaşama ait ve geleceğe ait rahatsızlıklar var: Şehir belleği yok oluyor, ormanlar ve ağaçlar ekolojik dengede İstanbul’un oksijenini yok edecek, trafik ve büyük şehirleşme politikaları orta ve alt sınıfı yaşam dünyasından söküp atmaya mı hazırlanmakta. Rant ekonomisi ve borç politikasının ekonomisi içinde kriz ekonomik değil belki ama aşırı sosyal. Kriz korku politikasının içinde yatmakta. Kimse bize kriz yok demesin, Batı kriziyle, İspanya, İtalya, Yunanistan ile kıyaslayıp “Aman ne rahatız!” demesin. Kriz aynı kriz. Korku, geleceğe yönelik endişenin krizi; denetim içinde yaşayan çokluğun ortak krizi. Batısı veya Doğusu Güneyi veya Kuzeyi yok. Korku politikası ortak yatay geçişli bir şekilde her yeri kat etmekte.
Biri yazdı ki “Bir ülkede İstiklal Marşı ‘korkma!’ diye başlıyorsa o ülkede korku var demektir.” Korkuya karşı cesaret Gezi Parkı’nın direnişinde yatıyor. Eğer binlerce kişi mevcudiyetleriyle oradaysa ve orayı terk etmemek üzere yaşamalarını tehdit edene karşı direniyorlarsa, orada korkunun kokusuna karşı çıkış başlamış demektir. Madrid’dekiler, Atina’dakiler, Seatle’dakiler, Cenova’dakiler gibi korkunun geleceği tehdit eden post-politikasına karşı direnme içindeler. Eğlence ile birlikte direnme, karnaval havasında direnme. Bu sadece neo-liberalizme ve neo-faşizme ve neo-otoriterleşmeye karşı bir direnme değil, bu herkesi ilgilendiren, gündelik yaşamındaki sıhhatine dokunan yaşam karşıtı güçlerin, herkesi hasta görmek isteyen bir tavrın karşısındaki hareketin direnme odağıdır. Liberal, neo-liberal, devletçi, planlamacı vb. karşı yaşamın direnmesidir.
Hepimiz korkuyoruz ve endişeliyiz. O yüzden, direniyoruz.
Hepimiz Taksimiz ve Gezi Parkıyız.

Ali Akay

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir