Home / Güncel / Türk Tipi Tek Tip Nefret Dili

Türk Tipi Tek Tip Nefret Dili

Ölümlerin gölgesinde yükselmekte tiranların gücü. Anaların ve çocukların, yani tüm mazlumların, istemsizce getirildikleri bir noktada yozlaştırılan tüm değerlerin değişim/ dönüşüm yalanlarını yalnızca halkların cesareti parçalayabilir. Öncelikle sesimizi yumuşatıp, ağzımıza biber sürülecesi sözcüklerden arındırmamız gerekmektedir. Özlem, aşk, barış, kardeşlik sözleri her dilde aynı kalbe dokunmuyor mu?

Türk Tipi

Bomba ile parçalanan ve serseri kurşunlar ile yaşamdan koparılan insanları kirli siyasete kurban vermekteyiz. Salt etnik kökeni ve mezhebinden dolayı ölümleri bölgeselleştirip, kendi yalıtılmış dünyamızda at gözlüklerimizin dar açısından hayatı değerlendirip, anlamlandırmaya çalışıyoruz bize söylenen ve gerçek işte budur denilen yalanları. Ülkenin bir tarafında savaş yaşanırken, diğer tarafında vizesiz Avrupa gezileri düşlemekteyiz. Kabus, bir bomba ile girip parçalıyor bize dayatılan yeni değerleri. Kan istemekte dünyanın efendileri. Aşkı, yaşamı, güzeli, kardeşliği, barışı görmeye dayanamıyorlar. Edebiyata, resme, heykele ve müziğe düşmanlar. Ölüm ile korkutmaktalar bizleri. Tutuklamalarla, işsizlikle, aç bırakmakla korkutmaktalar. Bunca kutuplaştırılmanın, ötekileştirilmenin, anlamsız ölümlerin sonlandırılması için bir mucize mi gerekmekte umutsuzluğumuza?

Türkiye halkları, Türk Tipi denilerek tek tipleştirilmeye zorlanmaktadır. Başkanlık, medya, sanat, edebiyat, aile, evlilik, tecavüz, şiddet, anayasa Türk tipi olacak denilmekte ve bu tipin özü sorgusuz biat olacağını bilmek için de fazla düşünmeye gerek var mı? 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, Türk tipi kadın hakları kavramını da düşünce hayatımıza dayattılar sonunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kimse kusura bakmasın, benim için kadın esas olarak anadır…Bana göre kadına en büyük zararı, hayatı ekonomik özgürlük parantezine mahkum eden anlayış vermiştir.” Yeni Türk tipi kadını Yeni Türkiye’ye göre tanımlamış oldu böylece. Ak Partinin “Kemalist cumhuriyetin tek tipleştirici, otoriter” söylemi, bugün aynı ideoloji tarafından “Türk Tipi” olarak dönüştürülmüştür.

Cumhuriyet gazetesine verdiği 13 Mart tarihli röportajı çarpıtılarak, yargısız infaz ve linç kampanyası  sonucunda tehlikeli bir öteki haline getirilen Sanatçı Füsun Demirel; “Uzun  yıllardır bu topraklarda akıtılan kanı destekleyen, körükleyen her kesime eleştiri vardır. Yaşanan bu vahşeti görmezden gelmenin imkanı yoktur. Ölen her erkek, kadın, çocuk, asker, polis, sivil halk demeden hepsi bizim insanımızdır. Bu acıyı çok derinden hissediyorum” diyerek; gerilla bir kadını veya gerilla annesini oynamak istediğini belirtmişti. Sanatçı,sosyal medyada terör yanlısı algısı yaratılarak, rol aldığı “Aile İşi” dizisinden de çıkartılarak işsizliğin ve açlığın parantezine kapatılmak istenmektedir.

“Sizce Türkler klitorisin yerini ne zaman bulacak?” sorusuna “Bu gidişle klitoris tümden kaybolacak galiba! Sadece bir penis toplumuyuz çünkü. Öyle bir çaba yok yani. Oyunda da öyle bir laf var ya hani, “Aman derdimiz klitoris olsun, ülke kan ağlıyor” esprisi. Tabii ki öyle değil. Ne yazık ki AKP iktidarıyla birlikte sürekli fetvalarla ülke yönetilmeye başlandı. Neredeyse artık dinle yönetilme noktasına geliyoruz” yanıtını vermesi ve devamında Türkiye için tabu olan konularda düşüncelerini cesurca söylemesi, troller tarafından hedef seçilmesine neden oldu.

“Eskiden çok ütopyalarım vardı ama artık yok. Gezi’yle beraber yine muazzam ütopyalara kapıldık, ama ondan sonra bir türlü kıpırdanamıyoruz. Onun için çok hayal kuramıyorum. Ama eğer toplumda bir ivme olacaksa kadınlar öncüsü olacaklar. Çünkü kadınlar bu toplumda gerçek acıyı çeken taraf. Sayın Erdoğan’ın da dediği gibi, bir kere anne. Bu ülkede yapılan bütün bu zulüm ve neredeyse iç savaş sırasında, en büyük acıyı anneler, yani kadınlar yaşadı. Ben de bunu o hareketin içinde olan bütün genç dostlara soruyorum. Ne oldu, bitti mi? Çünkü Sur’da, Silopi’de, Diyarbakır’da bir sürü yerlerde, yaşananlara bakıyorum. bence Gezi ruhunun topyekun her yerde yaşanması lazım.”

Füsun Demirel, ekonomik özgürlük parantezini açtığından Türk Tipi kadın tanımına uymamaktadır. Kadınlığı, toplumun tabulaştırdığı cinselliği sorgulayan bir tiyatro oyununda oynamakta, yaşadığı ülkenin sistemini cesurca eleştirebilmekte, Gezi Parkı direnişini desteklediğini söylemektedir. Gerilla veya gerilla annesini rolünü oynamak istediğini söylemesi ön planda tutularak PKK ile özdeşleştirilerek yakılası bir cadı ilan edildi. İşinden kovuldu ve muhtemelen muhalif tavrından dolayı da mesleğini yapması engellenecektir.

Tüm farklılıklar düşmandır artık. Terörün hangi güçten geldiği önemli mi? İllegal bir yapılanma kadar, devlet de terör uygulamaz mı? Amaç insanları korkutarak sindirmek değil mi? Görsel veya yazılı medyada ölümlere yaklaşım bile farklılık göstermektedir. Ağlayan anneler, bayraklara sarılı tabutlar, patlayan bombaların parçaladığı çocuklar, terk edilen otomobiller, kalabalıklar üzerinde korkunun Demokles’in kılıcı gibi sallandırılması değil midir?

Bir insan kendi hikayesinin ötesindedir aslında. Yaşamının anlatmak istediği, görene göre değişir. Ölümlere yakılan ağıtlarda birileri gözyaşlarına boğulurken, birileri kolayca dans edebilir. İnsanlığın arınmayı başaramadığı öldürme güdüsü, hükmetme arzusu yeni kurbanlar ve taze kanlar istemektedir.

Ve Macit Koper’e sadece Füsun Demirel değil, tüm ötekileştirilenler dikkatini vermelidir: “Sen kendi dağında bir gerillasın zaten. Sakın bu aptallıklara darılıp da inmeye kalkma.”

Bu aptallıklara darılmadan “Aşk” her zaman olmalı şarkılarımızda ve barış dileklerimiz eksilmemeli çocuklar için…

Bayram Sarı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Shaima El Sabbagh_mısır

Göğe Su İçiren Martı

 ”  İç ses, diye söylendim  Ve ah dedim sonra,  Böyle ah demeyi beli bükük bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir