Home / Güncel / Türkiye’de Kriz Mutlaka Patlayacak

Türkiye’de Kriz Mutlaka Patlayacak

Dünyanın en çok takip edilen kriz tahmincilerinden Forbes yazarı Jesse Colombo’ya göre, ‘aşırı şişmiş balon’ olarak nitelediği Türkiye’yi yakın gelecekte büyük bir kriz bekliyor.

84911174

Jesse Colombo Amerika’da 2008’de patlayan kredi ve konut krizini tahmin etmedeki başarısı ile, The Times gazetesi  tarafından “Finansal Krizi Bilen 10 Kişi” arasında gösterildi. 2003’te Hauppauge High School’dan mezun olan Colombo, daha 18 yaşında “Stock Market Crash” adlı kendi kurduğu web sitesinden yaklaşmakta olan finansal kriz hakkında uyarılarına başladı.

Kriz patlayınca websitesi, dünyanın en çok trafik alan sitelerinden biri haline geldi. Daha sonra da Thebubblebubble.com’u kurarak, Çin, Avustralya, Kanada., Malezya, Güney AfriKa başta olmak üzere aşırı şişmiş, balon olarak nitelediği ekonomileri analiz etmeye başladı.

jessecolombo-1Bir anda dünyanın en çok takip edilen en ünlü kriz uzmanlarından biri haline gelen Colombo, Forbes dergisindeki köşesinde, en son “Türkiye ekonomisinin bir balon olduğu ve krizin kaçınılmaz olduğu” yazısıyla gündeme geldi. Colombo, büyük yankı uyandıran makalesinde, son on yılda Türkiye’deki ekonomik büyümenin düşük faizle içeri akan sıcak parayla finanse edildiğini, dolayısıyla tamamen borçla  ve iç tüketimle büyüyen ekonomide oluşan balonun mutlaka patlayacağını belirtiyor.

Colombo, New York’da kendisi ile yapılan röportajda Türkiye’nin geleceğini yakinen ilgilendiren konular hakkında, gazeteci Ahmet Buğdaycı’nın sorularını şöyle cevapladı:

Türkiye ekonomisinin krize açık mutlaka patlayacak bir balon olduğu konusunda dünya finans çevrelerine mesaj gönderiyorsunuz. Neden Türkiye?

Benim özellikle Türkiye’ye, Türk insanına özel bir tavrım yok. Hem yazılarımda bu sadece Türkiye’yle sınırlı değil, tüm global ekonomiyi yakından ilgilendiren bir trend olduğunu anlatıyorum. Pek çok ülke finansal krizden sonra durgunluktan çıkmak için piyasalara düşük faizli sıcak para pompaladı, bu da global olarak bir balon oluşmasına neden oldu.

Bütün dünyada finansal pazarlar global bir stres hissediyor. Global kriz mi bekliyormusunuz?

Ben önümüzdeki 2-3 yıl içinde kriz bekliyorum. Ama bu sefer 2008’dekinden çok daha kötü olacak. Çünkü bu sefer çok daha fazla balon, çok daha fazla borç var. Global ekonomi 2008’e göre çok daha zayıf bir noktada. Ve global ekonominin bu sefer 2008’deki gibi hızlı bir şekilde toparlanması da mümkün gözükmüyor.

Türkiye’deki ekonomik krizi çıkacak noktasına  nasıl geldiniz?

Finansal krizden sonra, pek çok gelişmekte olan ülkenin hızla büyümesi dikkatimi çekti. Araştırmalarım tüm bu ülkelerdeki hızlı büyümenin sadece borçla finanse edildiğini gösterince analizlerimi derinleştirdim. Borçlar, borsa indeksleri, emlak fiyatlarını artıyordu. Bu ülkelerde aynen Amerika’daki 2003-08 arasındaki büyümenin bir kopyasının yaşandığını gördüm. Her ülkenin her sektörüyle ilgili veriler toparlamaya başladım.

Türkiye’de büyüme nasıl sağlandı?

Ultra düşük faiz oranlarının sıcak parayı çekmesi sonucunda, 2008’den bu yana Türkiye’de özel sektörün borçlarının dört misli katlanmasına neden oldu. Bu arada GSMH’ın sadece üçte misli büyüdüğünü ve büyümenin önemli bir kısmının borçla sağlandığını görmemiz lazım. 2004’te 140 milyar dolar civarındaki dış borç, 2013’te GSMH’ın yüzde 47’si anlamına gelen 372.6 milyar dolara fırladı. Özel sektörün borçlarının da yüzde 90’ının döviz cinsinden olması da tabloyu netleştiriyor.

BORÇ REZERVLERİ AŞIYOR

Daha da endileşelendirici gelişme ise ülkenin dış borçlarının üçte birinden fazlası olan 129.1 milyar dolarlık kısa vadeli borcun ödeme vadesinin bir yıl içinde gelecek olması. 2008’de kısa vadeli borç rakamı 52.52 milyar dolardı. Dolayısıyla kısa vadeli borçların toplamının Merkez Bankası döviz rezervlerini aşması, Türkiye’yi yükselen piyasalar içinde en yüksek riskli ülkelerden biri haline getiriyor.

Türkiye’nin kısa vadeli borçlarındaki bu hızlı artişın asıl nedeni ise, hızlı büyümeyle ortaya çıkan cari açığın finanse edilmesinden kaynaklanıyor. Cari açık 2013 itibarıyla GSMH’ın yüzde 6’sına ulaştı, oysa bu oran 2001 büyük krizinde dahi yüzde 3.7 idi.

Türkiye’deki hızlı büyümenin ana dinamikleri nedir?

Son 10 yılda hızlı büyümenin ana dinamiğini GSMH’ın yüzde 70’ini oluşturan iç tüketim harcamaları oluşturdu. İnsanlar ATM’lerden, cep telefonlarından SMS ile kredi alır hale gelmesi kişisel kredileri patlattı. İlaveten kredi kartlarıyla borçlanma 2010-2013 arasında yüzde 77 yükseldi.

Düşük faiz ve kredi balonu, iç tüketimi patlatırken tasarruf oranı son 30 yılın en düşük seviyesine, yüzde 12.6’ya indi. IMF’ye göre gelişmekte olan ülkelerde tasaarruf oranı ortalama yüzde 33.5.

Düşük faiz politikası, 2005’ten bugüne mortgage kredilerini altıya katlıyarak emlak sektöründe büyük bir balona yol açtı. 2009’dan bu yana emlak fiyatlarının yüzde 53 artması bu durumu açıklıyor. 2103’teki emlak satışlarının yüzde 78’7’si mortage kredileriyle finanse edildi.

Dev alışveriş merkezleri gökdelenler, oteller, havaalanları agresif projeleri kapsayan inşaat sektörü de bu balonun bir başka yüzü. 2103’te yüzde 42.9 büyüyen inşaat bazlı krediler, ülkenin kredi balonunun en önemli unsuru.

Türkiye’nin son 10 yılda GSMH’ını dörde kaplaması bir illüzyon mu?

Türkiye, 10 yılda GSMH olarak büyürken ortalığı bir zenginlik illüzyonu kapladı. Ama bu arada borsa endeksi 2003-13 arasında dokuza katlandı. Son düşüşten sonra bile bu oran hala 6 misli. Türkiye şimdi Forbes’ın milyarderler listesinde, dünyanın en fazla milyadere sahip ülkeleri arasında yedinci sıraya yükseldi. Bu isimlerin çoğu da finans ve inşaat sektöründen.

Geçen yıl FED’in  aldığı kararlar mı süreci tersine çevirdi?

TÜRKİYE KIRILGAN ÜLKE

Geçen yıl Mayıs ayında FED’in likit para akışını zorlaştırıcı kararları, yükselen piyasalardaki bu sahte balonun sonuna geldiğinin işaretçisi oldu. Bu arada Türkiye’de Gezi ile başlayan 17 Aralık yolsuzluk soruşturması ile devam eden süreç, ekonomik balonun yavaş yavaş çatlamasına neden olmaya başladı ve Türkiye, Güney Afrika, Brezilya, Endonezya ve Hindistan’ın dahil olduğu beşlinin en kırılgan ülkesi haline geldi.

Merkez Bankası’nın Ocak’ta faiz oranlarını sert bir şekilde artırması piyasaları sakinleştirmeyecek mi?

TÜKETİM DÜŞECEK

Bu karar para piyasalarını bir süreliğine stabilize ederken tüketimin düşmesine neden olacak ve köpüğün patlamasına neden olacak bir gelişme. Dünya henüz tam olarak Türkiye balonunun farkında değil ve çeşitli nedenlerle bu durumu görmezden geliyorlar. Faiz oranları artışı bu çöküş sürecinin tetikleyecek bir gelişme. TL’nin dğer kaybetmesi ise sadece Türkiye’nin yaklaşan ekonomik krizinin ana habercisi, ama krizin kendisi değil.

Türkiye’deki bazı ekonomistler Ocak ayında ihracatın artmasını Türkiye’nin kırılgan beşliden ayrıldığı şeklinde yorumluyor.

İhracat GSMH’ın çok küçük bir bölümünü oluşıuruyor. Ülke ekonomisin yüzde 90’ı iç tüketim ve inşaat sektörü üzerinde dönüyor. İhracatta kısmi bir artış bu tabloyu etkilemez.

Yine bu ekonomistler, bu borcun kamuya değil özel şirketlere ait olduğunu, dolayısıyla borç krizi tehlikesinin olmadığını söylüyor.

Özel şirketler borçlarını ödeyemecek hale gelince onların borçları kamu borcu haline gelir. Amerika’da 2008’de pek çok banka, otomobil şirketi batınca, devlet bu borçları üstlenmek zorunda kaldı.

Kriz ne zaman patlayacak sizce? Kriz patlayınca sizce neler olacak?

Kesin bir zaman vermek zor, ama en geç iki üç yıllık bir süreçte bu mutlaka olacak. Öncelikle krediler ödenemez hale gelecek. Sayısız inşaat ve emlak projesi bir başağrısına dönüşecek. Pek çok banka ve emlak şirketi batacak. Dövizle borçlanan şirketler borçlarını ödeyemez hale gelecek. Yine aşırı borçlu tüketiciler borçlarını ödeyemeyecek. Büyüme küçülmeye dönüşürken işsizlik patlayacak. Rating şirketleri Türkiye’nin notunu düşürecek. Emlak, TL, borsa ve tahvil fiyatları keskin bir şekilde düşecek. Mevcut liderlere karşı siyasi bir tepki oluşacak ve protestolar yaygınlaşacak.

Ahmet Buğdaycı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir