Home / Güncel / Türkiye’de Sendikalar Bağımsız mı?

Türkiye’de Sendikalar Bağımsız mı?

Sendika’nın sözlük tanımı: Çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözmek için kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütlerdir.

Türkiye’de durum ne?

Ama her alanda olduğu gibi sendikal örgütlenmeler konusunda da cambazlık yapan, kavramların içini boşaltan AKP,  iktidara geldiğinden itibaren bu sivil alanlara da el atıp kendi sendikalarını oluşturma ya da var olan sendikaları kendi güdümüne sokma yollarını sonuna kadar zorladı. Başta Memur-Sen olmak üzere bu hamlesinde de başarılı görünüyor.

Sözde görüşmelerde (devlet ve yetkili sendikalar arasında yapılan) kendin çal kendin oyna durumu var.

Öncelikle nedir bu yetkili sendikalar?

Aynı iş kolunda birden fazla sayıda kurulan sendika varsa, hükümet, üye sayısı en fazla olan sendikayı yetkili kabul ediyor. Hemen anlaşılacağı üzere ‘bu yetkili sendika’ hükümetin ele geçirdiği ya da kendi düşüncesine hizmet edecek bir yapıda yeniden kurduğu bir sendika oluyor. Elbette yetkili sendika olabilmek için sanal üyelik veya başka sahtekarlıkları yapmaktan da kaçınmıyorlardır.

Böylece plan tamamlanmış oluyor. Sendika AKP’li, masaya oturan sendika başkanı AKP’li, masaya oturan devlet görevlisi zaten AKP’li. Gördüğünüz gibi oldukça adil bir masa kurulmuş oldu.

Peki üye sayısı daha az olan sendikalar bu arada ne yapıyorlar? 

Elbette hiçbir şey. %10 baraj sistemiyle seçime giden ve %10 altında kalan oyların yok sayıldığı bir ülkede üye sayısı az olan sendikaların ne söylediklerinin dikkate alınmamasın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorlar.

AKP’nin maaşlı eleman ve başbakanın özel kalem müdürü gibi çalışan Memur-Sen başkanı güya çalışanlar tarafında görüşmelere katılıyor ve güya çalışanlar lehine kararlar aldırarak masadan kalkıyor. Bu tiyatroyu da tüm ülkeye izlettiriyorlar.

Bir yandan sivil toplum örgütlenmelerinin ve bağımsız oluşumların önünü açmamız gerekir ve açıyoruz diye Türkiye’de ve dünyada şov yaparken, diğer yandan tüm bağımsız hareketleri ve hatta düşünceleri mahkum etmenin, zor ve hile kullanarak susturmanın ve diğer yandan var olan sivil oluşumları kendi değirmenlerine su taşıyacak hale getirmenin peşindeler.

Kendi söylemleriyle yazarsak, Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca bu kadar dejenerasyona hiç bir zaman tanık olmadı, hiç bir zaman yalan söylemekten  ve yalan söylediği ortaya çıksa bile bundan asla utanmayan bir başbakan tarafından yönetilmedi.

Deniz KARTAL

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir