Home / Genel / Türkiye’nin andı, ABD’nin bağlılık yemini

Türkiye’nin andı, ABD’nin bağlılık yemini

Demokratikleşme Paketi’nde andımız kaldırıldı. Her meselede olduğu gibi, andımız etrafında da Türkiye iktidar ve laik muhalefet arasında gergin bir cepheleşme başladı. Muhalifler, ABD’de bile andın zorunlu olduğunu öne sürüyorlar. Oysa ABD’de durum çok farklı.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım…Varlığım Türk varlığına armağan olsun, Ne mutlu Türküm diyene”. 1933’ten bu yana 76 yıldır ilkokul sabahlarına ant içerek başladık. Andımız artık yok. Demokratikleşme Paketi’nin bir parçası olarak uygulamadan kaldırıldı. Kararın içeriği, özü tartışılmadan kutuplara ayrılmış Türkiye, her konuda olduğu gibi “andımız” etrafında da cepheleşti.  Başbakan Erdoğan, kutuplaştırıcı bir dil kullanırken, başta CHP olmak üzere AKP karşıtı cephe andın kaldırılmasını Cumhuriyet’in temellerine vurulan bir darbe olarak gördüler. Aynı kesimler ABD’nin de öğrencilerine kendi andını zorunlu olarak okuttuğunu öne sürerek andımızın kaldırılmasını eleştirdiler. Tartışma Türkiye’de tüm hararetiyle sürerken, andımız çerçevesinde Türkiye ile ABD’yi karşılaştırdık.

AMERİKAN BAĞLILIK YEMİNİ
ABD’de, Eylül 1892’de “Bayrağıma ve bölünmez tek ulusu temsil eden Cumhuriyet’e bağlılık yemini ediyorum. Herkese özgürlük ve adalet” sözlerini içeren metin, Boston’da “Youth Companion” adlı ünlü çocuk dergisinde Francis Bellamy tarafından kaleme alındı ve ABD’nin tüm okullarına gönderildi. 1942’ye kadar zorunlu olmayan yeminin ezberlenmesi, bu yıl Kongre tarafından çıkarılan bir yasayla zorunlu kılındı. Ancak bir yıl sonra Yüksek Mahkeme devlet okullarında okuyan öğrencilerin yemini ezberlemeye zorlanamayacağına karar verdi.
Yemin konusunda eyalet bazındaki farklılıklar, daha sonra okul ve öğrenci bazında da farklılaşıyor. Amerika’nın eyaletler bazında Bağlılık Yemini tablosu şöyle:
Bağlılık Yemini’nin ezberletilmesini kendi sınırlarındaki okullarda 28 eyalet zorunlu kılıyor. Bu eyaletler, yemin etme sıklığını ve uygulama biçimini okul yönetimine bırakıyorlar. Diğer 10 eyalet de aynı şekilde okulların öğrencilere Bağlılık Yemini’ni ezberletmesini zorunlu kılıyor, ancak ailelere ezber konusunda tercih seçenekleri tanıyorlar. Ancak yeminin ezberletilmesi, bizdeki gibi her gün okutulması anlamına gelmiyor.

WISCONSIN TÜRKİYE GİBİ
Okullarında her gün yemini okutmayı zorunlu kılan tek eyalet Wisconsin. Utah devlet okullarında haftada bir gün, Mississippi de ayda bir kez yemini okutturmayı zorunlu kılıyor. Diğer eyaletlerin okullarında yeminin ne sıklıkta edileceği tamamen okul yönetimine bırakılmış, ayrıca ebeveynler itiraz ederse çocuklarını yemini okumaktan muaf tutma hakkına sahipler.

KARARI OKULLARA BIRAKANLAR
42 eyaletten, Alabama, Kentucky, Louisiana, North ve South Carolina, South Dakota ise yeminin öğrencilere ezberletilmesi konusunu okulların yönetimlerine bırakmışlar.

6 EYALETTE ZORUNLU
Okullara öğrencilerine yemini ezberletme zorunluluğu getiren eyaletler çoğunlukla da olsa, eyalet yasaları son sözü öğrencilere bırakıyor. Pratikte asıl anlamlı olan bu seçenek. 42 eyaletten sadece 6’sı, Illinois, Maryland, Massachusetts, New Jersey, Tennessee ve Teksas, öğrencilerine yemini ezberleme zorunluluğu getiriyor.
Görüldüğü gibi ABD’deki Bağlılık Yemini eyaletler, okullar bazında değişkenlik gösteriyor; yeminin ezberlenmesi konusunda dahi ilkokul öğrencilerine, ailelelere tercih yapma hakkını tanıyor. Dolayısıyla Türkiye’deki kamu, özel okul ayrımı gözetmeden, bir örnek olarak hergün, topyekün uygulanan andımız ile ABD’deki Bağlılık Yemini’ni aynı potaya koymak elma ile armutu toplamak gibi bir şey.

ULUS DEVLET MANTIĞI
Aslında ülke andları, yeminleri kendilerine bağlı kuşaklar yetiştirmek isteyen ulus devlet mantığından kaynaklanıyor. 1930’lar, Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini faşizminin, Soyvetlerde Stalin’in yükseldiği bir dönemdi. Türkiye de etnik yapısı çeşitlilik arz eden, pek çok dilin konuşulduğu Osmanlı’dan devraldığı toplumu, zamanın popüler anlayışıyla tek bir ulus, kimlik içinde kaynaştırmak istiyordu. İşte andımız böyle bir ortamda yazıldı.

MESELE EŞİT KİMLİKTE
Şimdi artık ‘30’ların ulus devlet mantığının, 21. Yüzyılın ikinci onyılında yepyeni yerel, toplumsal, küresel dinamikler karşısında, zorunlu olarak çok sesliliğe, çok dilliliğe, çoğulculuğa doğru dönüştüğü bir zamandayız. Türkiye’nin bu dönemde, demokrasinin en temel şartı olan “eşit yurttaşlık” hakkını tüm yurttaşlarına sağlamaktan başka toplumsal barışı getirme şansı yok. Türklerin dışındaki etnik kesimlerin 1930’ların anlayışını yansıtan, andımızdaki “Ne Mutlu Türküm diyene” ibaresinden ne denli yaralandıklarını anlayabilsek, hele varlıklarının “Türk varlığına feda olsun” sözüyle hiçlendiğini empati kurarak görebilsek, daha uzlaşma dolu akılcı bir zeminde tartışabileceğiz.

EŞİTLİK VE ADALET
Singapurlular şu sözlerle ant içiyorlarmış: “Çokuluslu, çokdinli, çok dilli demokrasimizi muhafaza etmeye ant içerim”. Bayıldım bu ifadeye. Singapurluların andlarını aynen kopye etsek keşke. O zaman bütün sorun kendiliğinden çözülecek. O zaman tüm kimliklerin eşit olduğundan hareketle, bir araya gelmenin aslında çokluktan geçtiğini, bunun bölücülük değil bütünleştirme getireceğini göreceğiz; Türkiye de enerjisini geçmişe değil geleceği kurmak adına harcayacak. Tabii bu zihinsel atılımı gerçekleştirmek için gündelik siyasette iktidar/laik muhalefet kategorik cepheleşmesinin ötesinde, toplumun ve dünyanın nereye yöneldiğini görmek, toplumsal ve bireysel talepleri kabullenmek gerekiyor. Kısacası “eşitlik ve adalet”.

Ahmet Buğdaycı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Hedefte ihraç edilmiş polisler ve akademisyenler mi var?

691 Sayılı OHAL KHK’sının askerlikle ilgili düzenlemesini avukat Hülya Üçpınar değerlendirdi. Askere alma usulünde belirsizlik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir