Home / Çevre / Türkiye’nin buğday ambarını ateşe veriliyor

Türkiye’nin buğday ambarını ateşe veriliyor

Dünyada ekolojik açıdan en önemli 200 alandan biri olarak gösterilen ve Türkiye’deki tahıl üretimi için büyük önem sahip olan Konya Kapalı Havzası, “Türkiye’nin Buğday Ambarı” olarak biliniyor. Konya Kapalı Havzası’nda iki adet Milli Park ve bir dizi sit alanının yanı sıra Meke Gölü de bulunuyor.

Karapınar’a yapılması planlanan bir termik santral, Türkiye’nin buğday ambarını ateşe atmak demektir!

Türkiye ’nin Afşin Elbistan’dan sonraki en büyük linyit kömürü sahası olarak ifade edilen Konya’nın Karapınar ilçesindeki linyit rezervinin çıkarılması ve termik santral yapılması halinde meydana gelebilecek etkiler TEMA Vakfı önderliğinde bilimsel bir raporda bir araya getirildi.

Rapora göre, Karapınar’a yapılacak olası bir termik santral inşası sırasında çıkarılacak kömür yeraltı su seviyesinin altında. Bu durum, işletmenin hayata geçmesi halinde Karaman – Ereğli – Karapınar Bölgesi’ne ait tüm yeraltı suyunun çekilmesi ve bölgede tarımda istihdam edilen 60 bin kişinin tarımsal ve içme suyu ihtiyacının risk altına girmesi demek. Proje hayata geçerse, 30 yıl sonunda termik santralden çıkan küller 10 metre yükseklikte yığılsa bile 5 bin 220 futbol sahası kadar yer kaplayacak.

Raporda, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılması planlanan Karapınar linyit madeni ve linyit yakıtlı termik santrali projeleri, bölgenin kırılgan ekosistemi değerlendirilerek incelendi. Bölgenin mevcut tarımsal üretim, hayvancılık, flora fauna, su varlığı, sağlık istatistikleri, klimatoloji özellikleri derlendi. Olası bir linyit kömürü madeni ve linyit yakıtlı termik santral inşası sonucunda bölgenin nasıl değişeceğine dair öngörüler paylaşıldı.

Raporda öne çıkan veriler şöyle:

• Bölgede, 1 milyon 832 bin tonluk toplam linyit rezervi MTA tarafından tespit edildi.
• EÜAŞ, 1 milyar 832 milyon ton linyit rezervinden, kurulacak termik santraller vasıtasıyla, 30 yıl boyunca 5 bin 870 megavatlık elektrik enerjisi üretilmesini öngörmekte.
• Bölgede 1 metreküp kömür çıkartmak için, yaklaşık olarak 9.4 metreküplük bir kazı yapılması, kömür çıktıktan sonra kalan 8.4 metreküplük toprağın ise başka bir yere nakledilmesi gerekiyor.
• Havzada tespit edilen 1 milyar 832 milyon tonluk linyit rezervinin tamamının çıkartılması için gerekli toprak kazısı ve hafriyat miktarı yaklaşık 11.5 milyar metreküp gibi bir hacme ve 22 milyar ton gibi bir ağırlığa denk gelecek.
• İşletmenin yapılacağı yörede tarıma elverişli araziler kazılıp kömürlü, kükürtlü, asidik, ağır metalli bir halde kazı alanlarına ve dekapaj yığma sahalarına yeniden doldurulduğunda, rüzgarlar ile diğer verimli tarım alanlarına doğru dağıldığında; bölgenin tarım arazileri büyük zarar görecek.
• Kazılan, ocaktan çıkarılan, depolanan ve büyük bölümü yeniden ocak çukuruna doldurulacak olan hafriyatın binde birinin bile tozlaşarak havaya kalkması, 30 yılda 22 milyon ton, yılda 700 bin ton tozun uçması anlamına gelecek.
• Kömürün çıkartılması esnasında çıkan hafriyatın verimli tarım alanlarına yığılması, kül uçması sonucu verimin düşüşü ve madenin yer altı suları üzerinde yaratacağı baskı yüzünden tarımda istihdam edilen 60 bin kişinin tarımsal geliri risk altına girecek. Su varlığı hızla azalan bu bölge önemli ölçüde göç vererek, sosyoekonomik yeni sorunlara yol açacak.
• Bu durum ise, yer altı suyunu kullanarak soğutma sağlamak için 10 litre / saniye su verebilecek 8 bin 800 adet yeraltı suyu kuyusunun sürekli çalışması anlamına gelmekte.
• Alansal olarak bakılırsa, bu kuyular 200’er metre ara ile yerleştirildiğinde kilometrekarelik ancak 25 kuyu sığmakta ve yaklaşık 350 kilometrekarelik bir alandan 30 yıl boyunca sürekli yeraltı suyu çekilmesi gerekmekte. Bu da Karaman – Ereğli – Karapınar arasının bütün yeraltı suyunun çekilmesi anlamına gelecek.

TEMA Vakfı’nın önerileri ise şöyle:

• Karapınar bölgesindeki ekosistemin kırılganlığı sebebiyle bu bölgeye yapılacak kömür madeni ve termik santral projesinden vazgeçilmeli.
• Bölgenin kalkınması için termik santral yerine, bölgedeki tarım uygulamalarının sürdürülebilirliği konusunda projeler ve yatırım planları geliştirilmeli. Bu çerçevede sulu tarım teşvikleri gözden geçirilmeli, bölgenin ekosistemi ile uyumlu tarım uygulamaları için çiftçiler teşvik edilmeli.
• Kömürün dışsal maliyetleri hesaplanmalı ve bu dışsal maliyetler, yatırımcıya yansıtılmalı.
• Fosil yakıtların iklim değişikliğinin en önemli sebebi olduğu bilim insanları tarafından kanıtlanmışken ve Türkiye iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden birisiyken, Türkiye, iklim değişikliğini hızlandıran enerji yatırımlarından vazgeçmeli ve sürdürülebilir, temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarına doğru yönelmeli.

Raporun tamamını okumak isterseniz: http://www.tema.org.tr/folders/14966/categorial1docs/1148/TERMIK%20SANTRAL%20RAPOR%20A5%20BASKI.pdf

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yosun Deyip Geçmemek Lazım

Yosun Deyip Geçmemek Lazım, Algler Hakkında Sizi Şaşkına Çevirecek Bilgiler  Düzenleyen: Anıl Bodruk Öncelikle yosun …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir