Home / Güncel / Twitter Karanlık Yolculukta Bir Başlangıç mı?

Twitter Karanlık Yolculukta Bir Başlangıç mı?

Twitter’ın kapatıldığı gün Türkiye’nin Twitter’da dünya lideri olması, yine aynı sosyal medyadan yeryüzünün her köşesine yasağın yayılması, birbirine görünmez ağlarla sarılmış dev networkun tam bir zaferi oldu.

173291567

Twitter direnişçileri öylesine büyük bir güçle harekete geçtiler ki, uluslararası topluluk şaşkınlıkla ayağa kalktı. İnternetin küresel gücünün muazzam dalgaları arasında yasak, hızla trajikomik, zavallı, sefil, kadük bir hal aldı.

Hüsnü Mübarek’in Arap Baharı’nda interneti yasaklamaya çalışmasının sonucunda ne oldu hepimiz biliyoruz. İşte twitter’da zafer şarkıları, tüm dünyayı arkasına alan direniş bulutu yayılırken RTE, Türkiye’yi Kuzey Kore, Çin, İran kategorisine koyan bu hareketiyle, artık tartışmasız bir şekilde Mübarek benzeri “diktatör” damgasını yedi.

Twitter’da sonra diğer sosyal mecralara Facebook’a, Youtube’a sıra gelecek elbet. Ama bu yasaklar da aynen Twitter’da olduğu gibi hiçbir işe yaramayacak. Sadece Türkiye halkı değil, Twitter yasağıyla tüm dünya diktatöre direniş hareketinin arkasına geçti. Sosyal medya şirketlerinden, dünyanın tüm teknolojik devlerine, dünya halklarından küresel sermayeye, politikacılardan uluslararası medyaya, sivil toplum kuruluşlarına herkes O’na karşı şimdi.

Evet bu yasak, tam bir çözülmenin, kaçınılmaz sona doğru son çırpınışların grotesk bir işareti. Üstüne üstlük yasak getirilirken, bunun hızla delineceğini hesaba katamayan taşralı, dünyadan kopuk yarım akıllar, diktatörün kurmaya çalıştığı düzenin zeka ve eğitim seviyesini gözümüze sokuyor. Twitter dün geceden beri inanılmaz bir mizah ve zekayla yıkılırken, yerelliğin küresellik karşısında hiçbir şansının olamayacağını da bir kez daha görkemli bir şekilde teşhir ediyor.

Yasakdan önce, Çin’in kendine özel olarak tasarladığı, dışardan filtre edilemeyen Google, Microsof browserı uygulamalarını inceleselerdi, o zaman akılllı bir otoriterlerle karşıya olduğumuzu anlardık, ama o da yok işte…

Diğer yandan O’nın için ne gam. Uluslararası toplumun tepkilerini umursamadığını söylememiş miydi zaten…

Ama bu yasağın arkasındaki psikolojinin “korku” olduğunu anladığımızda, o zaman tüm Türkiyeliler gerçekten “korkmalıyız”. Çünkü Erdoğan, iktidarı kaybetmenin korkusunu çok yakından hissediyor. Her yayınlanan tapeyle kurduğu kleptokrasi düzeni deşifre oluyor, muhafazakar, dindar koalisyon çatırdıyor, oyları yüzde 52’lerden yüzde 40’ın altına iniyor. Ve O’da biliyor ki, seçim öncesi beklenen kaset bombaları, bu oyları daha da geriye çekecek.

O zaman Twitter’dan sonra, bu korkunun yarattığı öfkeyle, kendisine muhalif her güce görülmemiş bir agresyonla saldırabilir. Bugüne kadar paranoya olarak değerlendirilen her türlü senaryoyu devreye sokabilir. İnternet hamlesinden sonra yarın Taraf’ın, Radikal’in, Zaman’ın kapısına kilit vurabilir. Seçim sonuçlarına müdahale edebilir. Twitter yasağından sonra AKP’li trollerin yaptığı gibi halkı sokağa dökme provakasyonları yapabilir. Militan AKP’li gençlerin polis ve ordu desteğinde saldırıları başlayabilir.

Erdoğan iktidarı kaybederse, uluslararası nitelikteki ağır suç dosyalarıyla kendisinin ve ailesinin kişisel özgürlüğünü de kaybedeceğini çok iyi biliyor. Bu yüzden bu işin ucunda çatışma, kan, devlet destekli terör olasılığı var.

O yüzden Twitterı yasaklayarak Türkiye’nin imajını yerle bir eden diktatörün nereye kadar gidebileceğini bilmiyoruz. Korkuyla köşeye sıkıştığını düşünen diktatör kötücülleşiyor, tek çaresinin insanları bölmek ve çatıştırmak olduğunu biliyor. Twitter yasağı sonrasında, Neron’un Roma’yı yakması gibi, Türkiye’yi ateşe verebilecek öfke patlamalarıyla kendini kurtarmaya çalışırken, “İstiklal Savaşı”yla ne kastettiği daha iyi anlaşılıyor.

Ahmet Buğdaycı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Başkaya: Büyük insanlık elini çabuk tutmalı

1930 ve 1980’den farlı olarak ‘nihai bir kriz’ yaşandığını belirten Doç. Dr. Fikret Başkaya “Kapitalist …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir