Home / Güncel / Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler – 2.Bölüm

Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler – 2.Bölüm

Bu yazıda, 21.YY’da lider ülke Türkiye sloganının altının ne kadar dolu olduğunu inceleyelim…world_map_turkey

Öncelikle ekonomik büyüme rakamlarına bakalım;

2002 – 2008 arasında gelişmekte olan ülkelerin büyüme ortalaması 7.6% idi. Bu rakam, Türkiye için 5.9%‘dır. (Kaynak : Dünya Bankası ve TUİK)

2008 – 2012 dönemini alırsanız, Çin hariç gelişmekte olan ülkeler 5.6%, Türkiye 3.9% büyümüştür. (CNN Türk / Ekonomi Bakanlığı)

2002 – 2013 arası büyüme rakamları ortalamasını alırsanız, gelişmekte olan ülkelerin ortalaması 7%, Türkiye’nin ortalama büyümesi ise 5.2%‘tir. (Kaynak : Dünya Bankası ve TUİK)

Çin, aynı süre içinde ortalama 10% büyümüştür. (Dünya Bankası)

1923 – 2002 arasında Türkiye Cumhuriyeti ortalama büyümesi 5%‘tir. (CNN Türk).. Ekonomi bakanlığı öngörülerine göre, 2002 – 2014 dönemindeki büyüme 4.9% olacaktır.

IMF Dünya Ekonomisinin Görünümü raporlarına göre, 1985 yılında Kore dünya ekonomisinin 0.9%‘unu oluştururken, Türkiye 1%‘ini oluşturuyor. Yani Kore Türkiye’den küçük. 2012 yılına geldiğinizde Kore 1.9%‘a gelmiş, Türkiye 1.35%‘te. (CNN Türk)

PwC öngörülerine göre, 2030 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi sırasıyla Çin, ABD, Hindistan, Japonya, Brezilya, Rusya, Almanya, Meksika, Fransa ve İngiltere olacak. Dikkatinizi çekerim, ilk beş içinde hiç Avrupalı yok. (CNN Türk)

Bununla birlikte, Dünya Bankası, IMF, Goldman Sachs gibi uluslararası finans kuruluşlarının hiçbiri, Türkiye’yi 2050 yılında bile ilk 10 ekonomi arasında göstermiyor.

Örneğin, Goldman Sachs’ın 2010 tarihli raporuna göre (o tarihten bu yana büyüme hızı düşüyor) Türkiye 2050 yılında 3.9 trilyon dolar GSMH ve 45.000$ kişi başı gelir ile dünyanın 14. büyük ekonomisi olacak. (Goldman Sachs / CNN Türk)

Dünya Bankası Yüksek teknoloji ihracatı rakamlarına göre;

1990 yılında; Çin 4.3 milyar $, Kore 10.9 milyar $, Türkiye 0.1 milyar $ (100 milyon dolar) yüksek teknolojili ürün ihracı yapmakta idi.

2012 yılında; Çin 457 milyar $, Kore 122 milyar $, Türkiye 1.9 milyar $ yüksek teknoloji ihracatı yapmaktadır. (Dünya Bankası)

Ankara Sanayi Odası 2012 araştırmasına göre;

Her yıl 432 ton demir satıp, 1 ton ilaç alıyoruz.

670 tır demir satıp, 1 tır cep telefonu alıyoruz.

582 tır un satıp, 1 tır ilaç alıyoruz.

2088 tır krom cevheri satıp, 1 tır aşı alıyoruz.

25 tır mermer satıp 1 adet tomografi cihazı alıyoruz.

2612 tır çimento satıp 1 tır bilgisayar alıyoruz.

Çimentonun kilosu 6 cent, bilgisayarınki 380 dolar.

5,6 ton buğday satıp, 1 kg uçak yedek parçası alıyoruz.

3,4 ton domates satıp, 7 kg domates tohumu alıyoruz.

77 cent’e 1 kg patlıcan satıp, patlıcan tohumunun kilosuna 6300 dolar ödüyoruz.

Dış ticaret açığımızın (enerji hariç) %98′i ileri teknoloji ürünlerinden kaynaklanıyor.

Yaptığımız ihracatta ileri teknolojinin payı %3.

Bunun dışında, Bahçeşehir Üniversitesi eski rektörü Yılmaz Esmer’in başkanlık ettiği Türkiye Değerler Atlası‘nın 2012 sayısına göre;

Türkiye’de yaşayan her 10 kişiden sadece biri genelde insanlara güvenebileceğini düşünüyor.

Dinin esas anlamının, insanlara iyilik etmekten daha ziyade kurallara uymak olduğunu düşünenlerin oranı 64%.

Türkiye’nin sağ sol skalasındaki yeri 6.4 puanla, 47 Avrupa Konseyi ülkesinin en sağında yer alıyor.

Cinsiyet eşitliği skalasında, Türkiye 60 ülke arasında 48.sırada.

Türkiye’de kadın kocasına her zaman için itaat etmeli diyen kadınların oranı 59%. Bu oran bazı bölgelerde 71%‘e kadar çıkıyor.

Aynı araştırmanın muhafazakarlık ölçeğinde, 1990’dan 2011’e Türkiyenin muhafazakarlık ortalamalı 3 puan artarak 63%‘e çıktı.

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan, Prof.Ali Çarkoğlu ile Prof.Ersin Kalaycıoğlu’nun liderlik ettiği “Dünyada ve Türkiye’de Milliyetçilik” adlı araştırmaya göre, Türkiye vatandaşlarının 71%‘i ülkesinin bilimsel ve teknolojik başarılarından gurur duyuyor, ama bu başarıların neler olduğunu pek bilmiyorlar. (Hürriyet DN / Sabancı Üniversitesi)

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Transparency International, her yıl tüm dünyada yolsuzluk ve rüşvet üzerine bir rapor yayınlar. 2013 raporuna göre, Türkiye’de hükümetin büyük çıkar lobileri tarafından yönlendirildiğini düşünenlerin oranı 49%. Bu oran Norveç’te 5%, ABD’de 64%. Bununla birlikte Türkiye’de yurttaşlar, hükümetin yolsuzluk ile mücadelede başarılı olduğunu düşünüyor (rapor 2013 tarihli, hatırlatalım).

Aynı raporda, Türkiye’deki en yozlaşmış kurumun hangisi olduğu sorusuna verilen yanıt; siyasi partiler. Yozlaşmışlık indeksinde siyasi partilerin Türk insanından aldığı on üzerinden sekiz.

Son bir rakam ile bitirelim; 2014 yılı itibariyle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş toplam kişi sayısı 3 milyon 183 bin kişi.

Şimdi bu rakamları Türkçe’ye çevirelim:

Hükümet Kemal Derviş reformlarını çok iyi uyguladı, biz de dünyanın genel büyümesinden çok iyi faydalandık. İkisinin birleşmesi son 12 yılımızın özetidir.

Bu büyümenin nefesi bitti, yeni bir başarı öyküsü lazım, ama ortada yok.

Bu öyküyü yaratabilecek yüksek teknoloji ihracını, katma değerli hizmet / ürün üretimini gerçekleştiremiyoruz.

Gerçekleştiremiyoruz, çünkü eğitim sistemimizden toplumsal yapılanmamıza dek kendi insanına güvensizlik, takım halinde çalışamamak, ezbercilik, tutuculuk gibi özellikler baskın çıkıyor.

Bu esnada başarı öyküsü yaratan diğer ülkeler dünyanın ilk 10’una girmek üzere bizi geçti gidiyor.

Türkiye sağcı, muhafazakar ve olaylara cinsiyetçi pencereden bakan vatandaşların çoğunlukta olduğu bir ülke.

Karşılıklı iyilikten daha ziyade, kurallara uyma güdüsü daha baskın.

Tüm bunların ortasında, vatandaşlar Türkiye’yi değiştirdiğini iddia eden siyaset kurumunu (parti belirtmeksizin) Türkiye’nin en yozlaşmış kurumu olarak tanımlıyor. (Ama yine de başarılı buluyorlar, bu da bir Türkiye çelişkisi)

Tüketim toplumu kültürü ve ucuz mal / hizmet üretiminin bileşkesi sonucunda, bireysel ve kurumsal planda borçlanma rekor seviyelere çıkıyor, bu da orta vade için büyük tehlike arzediyor.

Bu borcu uzun dönemde ödememizi sağlayacak, yükte hafif, pahada ağır ürün / hizmet ihracını gerçekleştirecek mekanizmalardan yoksunuz.

Yani, Cumhuriyet tarihinden gelen yapısal sorunlarımız var ve bunlar “çözülüyormuş gibi” yaparak çözülemiyor. Ancak 2010’larda yapılacak önemli, sonuç alıcı reformlar 2050’lerin Türkiye’sini rekabetçi hale getirebilir.

Çevrenize bakın, siz yukarıda sayılan alanlarda reformlar (veya reform niyetleri) görüyor musunuz? 2023, 2053, 2071 hedeflerinin bu kadar uzak olmasının nedeni de bu. 

Yazının birinci bölümünü okumak için:

turkiye1

Kaynakça 

Dünya Bankası Ekonomik Büyüme Verileri / GDP Bazlı

Dünya Bankası Yüksek Teknoloji İhracatı Verileri

CNN Türk / Emin Çapa Ekonomi Sunumu

Ankara Sanayi Odası araştırması / Webrazzi

Bahçeşehir Üniversitesi Türkiye Değerler Atlası

Sabancı Üniversitesi IPC “Nationalism in Turkey and the World” araştırması

“Turkish people are naively proud of themselves, survey shows“, Hürriyet Daily News

Transparency International 2013 Dünya Küresel Yozlaşma Raporu

“Kredi kartı borçları patladı“, Zaman Gazetesi

Utku Kaynar

http://utkukaynar.com/

Dünyalılar

 

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir