Home / Genel / Üzerimizde Oynanan Satranç

Üzerimizde Oynanan Satranç

Artık  Gezi Park’ı olaylarında geldiğimiz noktayı gördükçe üzerimizden bir psikolojik savaş yürütüldüğüne daha fazla inanmaya başladım. Yalnız, psikolojik savaş dendiğinde olay çok net anlaşılmıyor, anlatılamıyor da. Bu yüzden yaşadıklarımızı en somut şekilde ifade edebilmenin yolunu psikolojik savaş oyunlarının atası olan satranç üzerinden anlatmakta buldum.

Küçüklüğümden beri satranç oyununa ayrı bir ilgim olmuştur. Oyunun temel prensiplerindeki basitliğine karşın içerdiği sonsuz derinlik hep ilgimi çekmiştir. Analiz, hesaplama yeteneği, strateji geliştirme, hafıza, konsantrasyon ve odaklanma gibi unsurların tamamı ve daha fazlasını içeren satranç, bugünün inanılmaz grafiklere ve senaryolara sahip bilgisayar oyunlarına rağmen halen strateji oyunlarının kralıdır.

 

Satranç kısaca iki taraf arasında oynanan bir savaş oyunudur. Sınırlı bir alanda, belirli kurallara göre hareket edebilen taşlara sahip iki taraf arasında eşit koşullarda başlar oyun. Alınan her karar yapılan her hamle insani bir taraf içerir; oyunu oynayan tarafların karakteri hakkında birçok şey söyler. Oyunun ne kadar insani unsurlar içerdiğinin en büyük kanıtı korkunç derecede derinlemesine hesap yeteneğine sahip işlemcilerle desteklenen satranç yazılımlarının, artık nadir de olsa, halen insanlara maç kaybedebilmesidir.
Şimdi son yaşadıklarımıza ve geldiğimiz noktaya bakalım:

Bir şeyin psikolojik “savaş” olabilmesi için önce taraflar yaratmak gerekir. İki ay boyunca körüklenen ve ısrarla bitmesine izin verilmeyen; artık herkesi delirtircesine yaşanılan absürdlüklerin sebebi bu kutuplaşmayı yaratmaktır… ve başarılmıştır. Artık sosyal her yerde her mecrada, insanlar siz ve biz şeklinde konuşmaya başlamış ve empati kesinlikle kaybolmuştur.

Artık taraflar olduğuna göre satranç oynanmaya başlanabilir.

Satrancın en temel kazanma stratejilerinden birisi şudur: oyunda doğan bir temaya yabancıysan, ilk defa görüyor ve nasıl başa çıkacağını bilemiyorsan durumu bildiğin bir temaya çekmeye çalış!.. Her iki taraftaki şiddet unsurlarının artması sizce tesadüf mü?!

Artık oyuncu bildiği bir tema üzerinde, kendi evindeymiş gibi hareket edebilir.

Bir başka temel kural ana stratejiyi gizlemektir. O yüzden rakibe aynı anda başa çıkması imkansız derecede fazla problem yaratılır. Bu problemlerin tamamı görünüşte önemli görünen ama dikkatli incelendiğinde sahte problemlerdir, bir tehlike barındırmazlar. Ancak karşı tarafa büyük zaman kaybettirirler ve daha da önemlisi depresif bir durum yaratıp, rakibi çok sayıda ufak problemle boğup büyük resmi kaçırmasını sağlarlar. Uzun süredir depresif durumdaki insanların bariz tehditler karşısında bile duyarsızlaştığı bilinen bir gerçektir.

Başımıza gelen bu değil de nedir?.. Aylardır herkesin geri planda dönen dünya kadar şeyi göremez durumda olup sadece bir olaya ve bu olayı özüne de değil, mide bulandıran detaylarına odaklanması başka ne ile açıklanabilir?!

Artık ana strateji yürürlüğe konulabilir.

Çok temel bir başka prensip ise stratejinizi uygularken rakibinizin taşlarının bunu engelleyecek şekilde koordine olmasını engellemektir. Rakibinizin taşları, birini desteklemez durumda ise, aralarında bir iletişim yoksa bilin ki zafer yakındır. Halimize bir bakalım; devletin polisi haricinde artık bir de içimizde Gezi Parkı polisleri dolaşıyor.

Bir an için mutlu musun, hemen durmalısın, etrafta bu kadar şey olurken bu ne duyarsızlık?.. Tatile mi çıktın? Berbatsın… Bu olayda piyonlaştırılmış herkese, polisler dahil, empati mi yapmaya çalıştın? Hainsin… Kendi içimizde birbirimizi damgalamaktan öte ne yapıyoruz.

Artık ana strateji “ rahatlıkla “ yürütülebilir.

Kendimize bir bakalım; odağını kaybetmiş veya tamamen bir konuya kitlenmiş, sıfır empatik ve en önemlisi depresif bir haldeyiz uzun süredir. Depresif her insan gibi iyice duyarsızlaşmaya başladık, en yakın tehditleri bile gözümüzün önündeyken görmüyor, bu tehditler gerçekleşince de bunu yapanlara kahrolsun demekten ileri gidemiyoruz.
Artık üzerimizden oynanan bu satranca dur diyelim; piyonlaştırılmış insanlar olarak bize uzanan ve tahtadaki bir kareden başka bir kareye sırf karşımızdakine zarar vermek amacıyla bizi taşıyan o el’den kaçalım. Tahtanın dışına çıkalım ey sevgili piyonlaşmış arkadaşlar!..

Bakalım tahta boşken de oyun aynı şekilde oynanabiliyor mu?

(Bu yazı cangurses.wordpress.com dan alınmıştır.)

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Öldürmenin “Kutsallığı” Üzerine

Yine bir Kurban Bayramı yaklaşıyor. Yine her yer kan gölüne dönecek. Yine nice hayvan acemi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir