Home / Güncel / Vatani Görev Olarak Kadınlık

Vatani Görev Olarak Kadınlık

Devletin televizyon kanalına çıkan bir “tasavvuf âlimi”nin sözleriyle, gericilerin kadınlara biçtiği yaşam tarzı yeniden gündeme geldi.

Sokaktan, erkeklerden, hatta kendi bedeninden dahi korkan bir kadın profiliydi çizilen… Ancak unutmamak lazım ki muhafazakarlar, bu ahlak dayatmasını yaparken, kadınlara sahte bir zenginlik, el üstünde tutulma ve prenseslik vaadinde bulunmayı da eksik etmiyor.

Dünya basını geçtiğimiz hafta, İngiliz kraliyet ailesiyle meşguldü. Prens William’ın eşi Kate, doğum yaptığı hastaneden çıkarken yüzlerce kamerayla karşılandı. Her zamanki gibi formunda ve şık görünen Kate, aferini kaptı. Canlı yayınında haberi sıcağı sıcağına CNN’e değerlendiren “kraliyet yorumcusu” Victoria Arbitter, şöyle konuştu: “İnanmıyorum, işte bunca bekleyişin ardından bir oğlan dünyaya geldi. İngiliz kraliyet ailesinin tarihi, bir erkek çocuk doğuramayabileceği ihtimaliyle korku ve panik yaşayan kadınlarla dolu. Ama bakın işte, Kate ilk seferde bunu başardı!”

Güzelliği, sade ama zevkli giyim tarzı, güleryüzü ve hayırseverliğiyle kendinden bekleneni büyük ölçüde veren kraliyet gelini Kate, 2013 senesinde, “ilk denemede kocasına bir erkek evlat verme” başarısını da göstererek kariyerini “taçlandırmış” oldu.

Beyinin otomobiline binip gezmek…

Hemen hemen aynı günlerde, Türkiye de hamilelikle ilgili bir tartışmanın içine çekildi. TRT 1’in iftar programına konuk olan “tasavvuf düşünürü” Ömer Tuğrul İnançer, hamile kadınların sokakta dolaşmalarından rahatsız olduğunu açıkladı. “Bizde hamilelik davul çalarak ilan edilmez” diyen İnançer, hamile bir kadının 6. aydan itibaren sokağa çıkmaması gerektiğini, çok ihtiyaç duyarsa arada bir “beyinin otomobiline binip bir hava alıp gelebileceğini” söyledi.

Sözlerinin tepki toplaması üzerine Anadolu Ajansı’na bir açıklama daha yapan İnançer, “Görüntü estetik değil, hâlâ da aynı şeyi söylüyorum. Niye anlamıyorsunuz” diye isyan etti. Ve renkli bir bahane daha sürdü ortaya: Genç kızlar hamileleri görünce korkuyor, doğumdan soğuyorlardı!

‘Erkeklerden korkan kadın’ hayali

Gezi süreci boyunca kadınların sokaktaki varlığının ne denli önemli olduğunun herkes farkına vardı. Kadınlı erkekli sokağa çıkan, omuz omuza direnen eylemcilere yönelik saldırılarsa, ne hikmetse hep cinsel imgelerle yüklüydü. “Camide toplu seks”, “çadırlardan toplanan prezervatifler”… Liberal kalemşör Engin Ardıç, bu fantezilere dünkü köşesinde şöyle katkıda bulundu: “Acayip karı kız düşüyormuş abi söylentisiyle soluğu Gezi’de alanlar”…

Anlaşılan o ki gericiler, kadınların cinsellikten de, erkeklerden de korkmasını hayal ediyor. O kadar korksunlar ki, sokağa bile çıkmasınlar, en fazla beylerinin arabalarına binip hava alıp eve dönsünler… “Tasavvuf âlimi”nin sözleri de, hayalindeki “genç kız” profilini yansıtıyor. Belli ki İnançer’in kafasında, “hamile” denince bile kızarıp bozaran, cinselliği günü gelip yerine getirilecek bir tür mecburi hizmet olarak kabullenmiş bir genç kız modeli var.

‘ORUÇLU VE HUZURLUYUM’

Ne var ki, AKP iktidarı döneminde muhafazakarlar, bu ahlak dayatmasını yaparken bir tür iyi yaşam vaadini de hiç eksik etmedi. Muhafazakar kadın okura yönelik son bir iki yıldır türeyen “yaşam tarzı” dergilerinin sadece zengin muhafazakarlara yöneldiğini düşünmek hata olur. Markalı eşarplar, pardesüler, feraceler içinde poz veren pürüzsüz tenli ve mükemmel makyajlı kadınlar, okura “prenses gibi” el üstünde tutulmayı, lüks bir yaşam mükafatını müjdeliyor.

Bunlardan biri olan Aysha dergisi, Perşembe akşamı Shangri-la Otel’de bir iftar düzenlemiş. İftara katılan ünlülerden biri, din değiştirmesiyle ünlü eski manken Tuğçe Kazaz. Hristiyanlık ve Budizmin ardından tövbe edip geri döndüğü İslam’dan çok memnun olduğunu anlatan Kazaz, artık namaz kıldığını ve mayo defilelerine çıkmayacağını açıklayarak şöyle diyor: “Oruçlu ve huzurluyum.”

Kürk giymemi eşim istiyor’

İftarın bir diğer ünlü katılımcısıysa, İstanbul sosyetesinin ünlü isimlerinden Feryal Gülman. Gülman, son günlerde boşanma haberleriyle gündeme gelmiş. 77 yaşındaki eşi; inşaat, enerji, lojistik ve tersane patronu Kemal Gülman, kendi deyimiyle “orama baktırayım, burama baktırayım diye sık sık gittiği hastanenin” 21 yaşındaki resepsiyonistiyle aldatmış Feryal Hanım’ı. Sosyetik hanım, bunun üzerine 200 milyon TL’lik tazminat davası açmış. Aysha dergisinin iftarına katılan Gülman, tasavvufçu Cemalnur Sargut’un konuşmasını dinleyince “Gerçekten ihtiyacım olan bir sohbetti. Manevi haz aldım; sanırım huzura ihtiyacım varmış” diyor.

Gülman, birkaç yıl önce de NTV’deki “Sade Vatandaş” adlı programa çıkmıştı. Kürk giyenler adına programa katılan ve “kadınların kürk giyme hakkı”nı savunan Gülman, şimdiye kadar hiçbir kürkünü kendisinin almadığını söyleyerek, kürk merakının kendisinden değil kocasından kaynaklandığını açıklamıştı: “Eşim benim üzerimde kürk görmeyi çok seviyor. Bütün kürklerimi de o seçti. Üstelik Kemal Bey kürklerin cinslerini çok iyi bilir.”

Bilge Kömürcü –  soL

www.dunyalilar.org

 

 

 

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir