Yalnızlık ıssızlığa dönüştüğünde savaşmanın yolları

Kasım 20, 2013 |

Kendi kendime epey zaman geçiriyorum. Geçen günlerden birinde çalıştım, kitap okudum, masamı temizledim, yürüyüşe çıktım, çorba yaptım ve en yakın arkadaşımla telefonda konuştum. Akşam üretken ve memnun hissediyordum.

Birkaç saat sonra ilk kez telefonuma baktım. Hiç mesaj, arama ya da email yoktu, kimse beni düşünmüyor muydu?

Düşünceye dalmıştım: Yalnızlık nasıl ıssızlığa dönüşüyordu?

Bazı insanlar yalnız kalmak için can atar ancak uzmanlar ara sıra yalnız hissetmenin neredeyse evrensel bir duygu olduğu görüşünde.

Evrim psikologları, yalnızlık duygusunun, hayatta kalmak için birbirine gereksinim duyan sosyal hayvanlar olan insanlara, grubun çeperine çok yakın ve av olma tehlikesi içinde oldukları uyarısı göndermek için ortaya çıktığını söylüyor.

Seçimli olduğunda yalnız zaman geçirmek daha eğlenceli. Kayıp, ayrılık ya da tecridin sonucu olduğunda ise insanlar yalnızlığı genellikle ıssızlık olarak deneyimliyor. Memleket özlemi, sataşmalarla karşı karşıya kalma, boş yuva sendromu, sevilen birinin ölümü, karşılıksız sevgi hepsi bu konseptin farklı versiyonları.

Brigham Young Üniversitesi’nden sosyal ilişkiler ve ölüm oranı ilişkisi üzerine çalışan uzmanlar 2010 yılında, 300 binden fazla katılımcıyla gerçekleştirilen 148 çalışma üzerine bir toplu analiz gerçekleştirdi. Uzmanlar, alkolizm ve günde 15 ya da daha fazla sigara içmekte olduğu gibi, ıssızlığın erken ölümde bir tahmin unsuru, ayrıca obezite ve hareketsiz yaşam tarzının da güçlü bir göstergesi olduğunu buldu.

Chicago Üniversitesi Bilişsel ve Sosyal Sinirbilim Merkezi yöneticisi ve psikolog John T. Cacioppo, ABD’de ıssızlık oranının son 30 yılda iki katına çıktığını söylüyor. Yalnızlık üzerine çalışmaları bulunan Cacioppo, bu günlerde Amerikalılar’ın yaklaşık yüzde 40′ının yalnız olduğunu söyleyeceği tahmininde bulunduğunu, bu rakamların 1980′lerde ise yüzde 20 olduğunu söylüyor.

Neden eskisinden daha yalnız hissediyoruz? Çok daha fazla sayıda Amerikalı yetişkin daha önce hiç olmadığı kadar yalnız yaşamayı tercih ediyor. ABD Nüfus İdaresi’nin verilerine göre yalnız yaşanların oranı 1970′te yüzde 17 iken 2012′de yüzde 27′ye yükseldi. ABD’de 1946 ile 1964 arasında doğan nüfus yaşlandıkça ıssızlık ve tecritle karşı karşıya kaldılar. Açık olmak gerekirse bir çoğumuz elektronik ekranların önünde çok fazla zaman harcıyoruz ve yeterli sıklıkta gerçek, yüz yüze ilişki kurmanın yanından bile geçmiyoruz.

Kötü bir ilişkiden muzdarip olan ya da örneğin sıkıntılarla dolu bir tatil geçiren herkesin doğrulayabileceği gibi ıssız hissetmek içinse yalnız olmanız gerekmiyor. Dr. Cacioppo, ıssızlık duygusunun sosyal tecrit ya da ilişkilerde doyumsuzluktan kaynaklandığını söylüyor. Dr. Cacioppo, “Bu etrafınızda birileri olup olmamasıyla ilgili değil. Etrafınızdaki kişilerin güvenebileceğiniz kişiler olup olmamasıyla ilgili,” diyor. Dr. Cacioppo ayrıca bazı insanların genetik olarak yalnızlığa daha eğilimli olduğunu ekliyor.

Kadınlar ve erkeklerin kabaca eşit oranlarda yalnızlık çektiğini söyleyen Dr. Cacioppo özlemini çektikleri sosyal etkileşimin ise farklı olabileceği görüşünde. Kadınlar genellikle yüz yüze sosyal etkileşimde bulunmak isterken erkekler grup içinde olmayı ve toplu buluşmaları özlüyor.

Terapistler ıssızlığın en sağlıksız halinin çarpık bir düşünce haline neden olduğunu ve genellikle duygusal tetikleyicilerden kaynaklandığını söylüyor. Bu tetikleyici bir ayrılık, uzak bir yere taşınmak ya da yalnız katılınan bir düğün, kardeşle yaşanan bir tartışma kadar basit olabilir.

Sonuç aynı. Bilinçaltımız gençliğimize ve bizimle ilgilenecek kimse olmadığından endişelendiğimiz günlere geri sarar. “Kimse için önemli değilim” düşüncesi tüm olumsuzluğuyla eşlik eder.

Bostonlu psikoterapist ve “Master the Art of Aloneness and Transform Your Life” isimli kitabın yazarı Lauren Mackler, “Yalnızlık duygusal bir hatırayla çağrışım yapabilir,” diyor.

Teksas Plano’da yazarlık yapan 54 yaşındaki Leeanne Rebic Hay yalnız geçirdiği zamandan keyif almayı öğrendiği için kendini şanslı sayıyor. Tek çocuk olarak büyüyen Hay özel okula gitmiş, çalışan bir anne ve mahallede az sayıda arkadaşa sahipmiş.

Annesi Hay’i yalnız başına kütüphaneye ya da yüzmeye gitmeye teşvik etmiş, bunun yanında yemek yapmayı ve dikiş dikmeyi öğrenmesini sağlamış. Hay gençliğini hatırlarken, “Anneme gitmek istemiyorum derdim. O da bana gitmemi, orada kiminle tanışacağımı bilemeyeceğimi söylerdi. Yalnız olmamayı seçebileceğimi öğretti.” diyor.

Hay yetişkinliğinde ise, boşanmasının ardından gelen yalnız zamanları bir opera solosuna katılarak iş için yaptığı seyahatlerde yeni şehirler görerek, gönüllü çalışmalara katılarak ve pasta süsleme derslerine katılarak atlatmış. Hay çocuklarına da aynı şekilde kendi kendine yeterli olmayı öğrettiğini söylüyor. Yine de geçen ay 13 yaşındaki köpeğinin ölümünün ardından ne kadar yalnız hissettiğine şaşırdığını söylüyor.

Her sabah onunla birlikte mektupları almaya çıkan, ofis olarak da kullandığı evinde sürekli çevresinde olan, akşamüstü yürüyüşlerinde ona eşlik eden köpeği Marty’nin ardından Hay’in yardımına gençliğinde öğrendiği, bahçe işleriyle uğraşmak, yazmak, yemek yapmak gibi beceriler koşmuş. “Kendinize yalnız olduğunuzu, kimsenin sizden hoşlanmadığını ya da herkesin sizden nefret ettiğini söyleyebilirsiniz. Ancak kendinize ‘Yalnız hissetmemek için ne yapabilirim?’ diye sormanız gerek.” diyor.

Yalnızlığın ıssızlığa dönüşmemesi için öncelikle kendi kendinize yalnız hissettiğini söyleyenin yine kendiniz olduğunun farkına varın. Düşünce ve davranışlarınızla yalnızlık deneyimini kendiniz yaratıyorsunuz.

Kötü hissettiğinizi kabul edin. Cambridge’den lisanslı bir sosyal hizmet uzmanı olan Pandora MacLean-Hoover, “Rahatsız edici duygular söz konusu. Kendi kendilerine geçmeleri beklenemez. Bunları kabul edip farklı şekilde düşünmeye çalışmak gerek.” diyor.

Kendinize anlattığınız ruhsal hikayeyi değiştirin. Sizi umursayan insanlar olduğunu, yalnızca o an orada olamayabileceklerini hatırlayın.

Yalnızlığı olumlu bir şeye dönüştürün. Bir şeyler okumak ya da yürüyüş gibi yalnız yapmaktan keyif aldığınız şeyleri yapın. Ancak insanların arasında olmayı rutininizin bir parçası haline getirin. Bir kulübe üye olun, gönüllü çalışın. Hiçbiri yolunda gitmezse en sevdiğiniz restoranda akşam yemeği yiyin.

Son yalnızlık dalgasından nasıl mı kurtuldum? Carl Hiaasen isimli yazarın komik kitabından birkaç bölüm daha okudum. Sonra telefonuma baktım, 24 yeni mesaj vardı. Telefonumun daha önce kapalı kaldığı ortaya çıktı.

Bir sonra aklıma gelen şey “Tüm bu insanlar ne istiyor? Neden beni yalnız bırakmıyorlar?” oldu.

Kaynak:www.wsj.com.tr

Dünyalılar


Kendine giden yolu aramak ister misin ?

Yalnızlığa çekilmek ister misin ? Kendine giden yolu aramak ister misin ? Biraz dur ve beni dinle.

Gündüz Ölümlüleri…

Neden bulunduğumuz hiçbir yere sığamıyoruz da kitaplara koşuyoruz hep. Hiçbir eve, hiçbir işyerine, hiçbir ilişkiye sığamıyoruz. Bizi taşıyacak bir dilden, bizi biz kılacak bir dilden neden yoksunuz. Neden o dili kitaplarda arıyoruz ömrümüzün sonuna kadar...

Boşlukta Çiçek Yetiştirmek

Derin ve sonsuz bir boşluğun içinde düşmüyor ama yerçekimsiz hayatlarımızın köşelerine çarparak ilerliyoruz. Tüm sorgulamaların, inançsızlığın ve ümitsizliğin şaheseri; yaşamaksa yaşamak nefes alıyoruz. Para kazanıyoruz "huzursuz", işe gidiyoruz "huzursuz", eve dönüyoruz "yalnız ve huzursuz"…

Aşk tek kişilik, yalnızlık iki kişilik

Aşk herşeye ve herkese “rağmen” yaşanır. O varsa başka hiçbir şey yoktur. O olduğu sürece akla gelen herkes, olaylar, onun dışında yaşanılan herşey ona karşıdır. Kimi zaman “Güzel havalar gibidir”, “eve ekmekle tuz götürmeyi unutturur”, kimi zaman kötü havalar gibidir lâl eder.

Yalnız Olmak Ama Yalnız Ölmemek

Günümüzde ciddiyetle tırmanan bir problem halini alan yalnızlık. Psikologlara göre, akla zarar bir durum.

Yutulma

Aşırı sosyalleşmeyle yutulursunuz, öfkeniz yutar, üzüntü yutar, hırsınıza yutulursunuz, tüketerek yutulursunuz. Ekmek kaygısı hapsedip yutar sizi, kapitalist dünya kocaman şaşaalı halleriyle yutar, şehirler yutar, yalnızlık yutar.

Gündeme ve çok daha fazlasına ilişkin zengin haber içeriğimize ulaşmak için facebook topluluk sayfamızı beğeniniz

Powered By | Dünyalılar