Home / Güncel / Yasa Yoluyla Darbe!

Yasa Yoluyla Darbe!

Darbe dönemlerinde, demokrasi askıya alınmaktadır. Demokrasinin kural ve kurumları ya kaldırılmakta veya bu kural ve kurumların içi boşaltılmaktadır. Var olanlar da sözde kalmaktadır. Darbe dönemlerinde temel hak ve özgürlüklerin kullanılması durdurulmakta, yönetimin keyfine göre bu özgürlüklerden yararlanılabilmektedir.

Bugün ülkemizde demokrasinin yaşanması anlamında ilk akla gelen yasalar olan, anayasa, siyasi partiler, seçim, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, hakimler ve savcılarla ilgili yasalar 12 Eylül döneminden kalmış olan, o dönemin anlayışını yansıtan yasalardır. Bu nedenle, ne yaparsanız yapın demokrasiyi bu yapı içinde gerçek anlamda yaşama şansınız yoktur. Çünkü tanım 12 Eylül’ün tanımıdır. Ortaya çıkan bu sonuç veya utanç ise ellerinde güç varken bu yasaları değiştirmeden bugüne kadar gelmesini sağlayan partilere aittir. Ancak bu partiler de 12 Eylül anlayışı üzerinden hareket ediyorlarsa, o zaman zaten denilecek bir şey kalmamaktadır.

12 Eylül, askeri darbe olduğu için kolaylıkla suçlanmaktadır. Suçlanmalıdır da. Ancak darbe için mutlaka apolet ya da elbise de gerekmemektedir. 12 Eylül’cüler yönetime seçimle, demokratik yöntemle gelmediler, tamam. Peki 12 Eylül’ün tanımı içindeki demokrasi ve seçimlerle iş başına gelenlerin yaptıklarının, 12 Eylül’den ne farkı var? Hatta sivil irade boyutuyla fazlası çok…

Bugün iktidarda olan siyasi parti, on yıllık dönem içinde tek başına iktidar gücünü kullanma yetkisine sahip iken, yukarıda belirtilen demokrasi üzerindeki 12 Eylül vesayet ve anlayışını kaldırmamış, aksine bunun üzerinden hareket edince gücünü daha da artırmıştır. İktidarı boyunca 1700 civarında yasayı değiştirmiş, ancak 12 Eylül anlayışından yakınmamış, değişen bu yasalar yoluyla aksine 12 Eylül anlayışını pekişmiştir. 12 Eylül’den kalan hukuksal yönden sorunlu yasalar ve 12 Eylül’ün demokrasi tanımını yaratan yasalar her nedense olduğu gibi durmaktadır.

Süreçte, Anayasa Mahkemesi’nin dediği gibi, laik ve demokratik olmayan bir parti kimliğine kavuşmuş olan iktidar partisi, bu kimliğiyle demokratik hükümet edebildiğini de savunabilmektedir. Söyleyecek şey çok… Ama biraz da mesleki bilgiyi işin içine sokarak, tabloyu daha net ortaya koyalım.

Darbe dönemlerinde, temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulduğunu söyledim. Bugün ise 12 Eylül’ün yasalarıyla ortaya çıkan iktidar, temel hak ve özgürlüklerin kullanımını çıkardığı yasalar yoluyla durdurmaktadır. 12 Eylül’den kalan o sorunlu yasaların, o sorunlu haliyle kalmasından söz etmiyorum. Onlarla zaten demokrasi söz konusu değil… Yaşanan tüm sorunların çözümü de demokrasisiz olanaklı değil…

İktidar, yasa veya anayasa düzenlemelerinde kendi bildiği gibi hareket ettiği için, her konuyu, kendi anlayışına göre düzenlemektedir. Cumhuriyet döneminden kalan yasalar, günümüze uyduruluyor sözde söylemleriyle bir çırpıda değiştirilince, ortaya çıkan yasalar yoluyla, artık kişiler darbe dönemleri benzeri biçimde temel hak ve özgürlüklerinden de yararlanamaz oldu.

12 Eylül yönetimi açıkça, yaptığımız her işlem aldığımız her karar yasa ile çatışıyorsa yasa değişikliği, anayasa ile çatışıyorsa anayasa değişikliği sayılır diyerek, bu darbeci kimliğini ortaya koymuştu. Bugünkü tablo da sonuçları yönünden bu durumla birebir aynı. Sadece söylemler farklı…

Evet, bugün yasaları iktidar tek başına ve bildiği gibi çıkarmakta, demokratik olmadığı anayasa mahkemesi kararıyla sabit olan bu iktidarın çıkardığı yasalar yoluyla, artık bu yasalar kapsamında olan kimseler, temel hak ve özgürlüklerinden yararlanamamaktadırlar. Kapsama girenler ve konular her gücün çıkan yasa sayısı arttıkça artmakta, dolayısıyla çıkan yasalar yoluyla adım adım bir darbe gerçekleşmektedir. Bu konuda örnekler çok fazla. Yasaklanmış hakların geri verilmesi (5352 SY md 13/A), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (5271 SY md 231), cezanın ertelenmesi (5237 SY md 51) gibi konularda, kişilerin bu yasalardaki haklardan yararlanabilmeleri için, o maddelerde öngörülen sürelerde, hiçbir suç işlememe koşulu getirilmiş bulunmaktadır! Verdiğim bu örnekler en basitleri…

Zaman aşımına bağlı olmayan suçların varlığı ve işlenen suçların da faili meçhul kalabilme olasılığı düşünüldüğünde, bu şekilde göstermelik düzenlemelerin ortaya çıkarıldığı, böylece söz konusu maddelerdeki hakların kullanımının aynen olağanüstü dönemlerdeki gibi sözün özü açıkça durdurulduğunu artık sıklıkla görüyoruz. Açılım açılım derken, artık çıkan yasalarla temel hak ve özgürlüklerin kullanımı durdurulmaktadır. Yasalar yoluyla temel hak ve özgürlüklerin kullanımı durduruluyorsa ve bu tabloda bile ısrarla demokratik bir hükümetin varlığından söz ediliyorsa, ortada sivil bir darbe, sivil bir sıkıyönetim halinden başka bir şey yok demektir.

Ömer Faruk Eminağaoğlu /Sol Gazetesi

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir