Home / Tarih / Zoraki Kral: Prens Albert

Zoraki Kral: Prens Albert

 Madem kralım nerede benim gücüm? Bir hükümet kurabiliyor muyum? Bir şeye vergi koyabiliyor muyum, savaş ilan edebiliyor muyum? Hayır! Yine de en yetkili makamda oturan benim. Neden peki? Çünkü halk, konuştuğum zaman onların adına konuştuğuma inanıyor. Ama ben konuşamıyorum! King George VI

Zaman yaklaşırken Prens Albert, diğer adıyla 6. George oldukça gergindi. Gece iyi uyuyamamıştı. Çenesi kaskatı kesilmişti. Bir milletin kralıydı ama önündeki dakikalardan ölesiye korkuyordu. Westminster Katedralinde  düzenlenen taç giyme töreninde bir yemin etmesi gerekiyordu, üstelik bu aynı zamanda tüm Britanya İmparatorluğuna yayınlanacaktı.

Bilinen adıyla, Bertie, birkaç ay öncesine kadar böyle bir ihtimalin olduğunu düşünmüyordu. O bir deniz subayıydı ve fiziksel kusurunun onun kral olmasının engelleyeceğinden emindi. Ancak Kardeşi VIII. Edward Amerikalı bir dul olan Wallis Simpson evlenme kararı alarak tahttan feragat edince, babaları kral 5. George’un ölümünün ardından, ülkenin savaşa sürüklendiği günlerde tahta oturmaktan başka şansı yoktu. Tüm Britanya’ya alay konusu olacağını bile bile gönülsüz bir şekilde kral olması demekti bu…

Sorun karar verme yeteneğindeki ya da cesaretindeki bir eksiklik değildi. O çocukluğundan beri konuşma engeli olan biriydi, kekemeydi. Aslında kekemelikten de öte bazı sessiz harfleri söyleyemiyordu, babası bile onun konuşmasını zor anlıyordu. Özellikle k ve q sessizlerinde çok zorlanıyordu. Monarşi ile yönetilen bir imparatorlukta “kral” diyememek , neredeyse bütün gücünü söyleminden alan iktidar için kekemelik ne ‘aciz’ bir haldi. Söylenene göre kral çeyrek (quarter) dememek için “yarının yarısı” derdi.

Aslında daha öncede halka hitaben “yapmaya çalıştığı” konuşma denemeleri olmuştu. Ama yanlış yerlerde yaptığı duralamalardan, sesli harfleri sürekli olarak uzatmasından, titreyen çenesinden, bir türlü cümleleri tamamlayamamasından ötürü daha önce de hep küçük düşmüştü. Bu ülkede çeşitli spekülasyonlara neden olmaktaydı. Halkın sevgisini kazanabilmesi için onlara hitap etmesi lazımdı. İnsanların odalarına sesi ulaşmadan kral olabilmesi mümkün değildi. Kekemeliği 6.George’un halkı ile arasında büyük bir uçurum yaratmıştı. Savaşa girmek üzere oldukları Almanya’da Hitler, kitleleri etkili söylemiyle büyülemekteyken bu konuşamama hali trajik bir boyut kazanmıştı.

Onun bu çaresiz halinin yakın şahidi, karısı Elizabeth’in  en büyük derdi ise kocasının konuşmasına yeniden biçim vermektir. Bir sürü terapistin kapısını çalmıştı ama bir sonuç elde edememişlerdi. Ama son olarak karşısına çıkan Lionel Logue şimdiye değin tanıştıklarından farklıydı. Bu adamın kendi kuralları vardı ve karşısındakinin kral kimliği ile pek de ilgilenmiyordu. 44 yaşındaki 3 çocuk babası , Avustralya vatandaşı olan bu konuşma terapistinin aslında bir referansı hatta doğru dürüst bir eğitimi bile yoktu. Boş zamanlarında sahnede amatör piyeslerde oynayan bu terapist, diksiyon konusunda tecrübesini savaş sonrasında travma nedeniyle konuşma sıkıntısı yaşayan bir grup gazi ile yaptığı çalışmalarda edinmişti. Kalıpları yoktu, O dönemde bazı doktorlar kekemelik tedavisinde, dile operasyon bile yapabiliyorlardı. Ama Bertie’nin sorunu fiziksel değil, psikolojikti. Çocukluğunda çarpık bacaklarını düzeltmek için uzun yıllar giymek zorunda kaldığı demir çubuklar, abisinin alaycı sözleri ile büyümesi, kendisini babasına bir türlü beğendirememesi, dadısı tarafından dönem dönem maruz kaldığı şiddet onun sorunlu, hassas bir yapıda yetişmesine sebep olmuştu.

King George VI's speech therapist Lionel Logue

O günden itibaren Bertie her gün terapist ile bir saat çalışmaya başladı. Düzenli olarak nefes egzersizleri yaptı, boğazını düzenli olarak ılık su ile gargara yaparak temizledi, açık bir camın karşısında 15 saniye sesli harfleri bağırdı. Terapiler esnasında ikisi de eşit koşullardaydı, hasta doktordan öte iki arkadaş olmuşlardı. Bertie bir ay içinde onu 82 kez ziyaret etti. Bugünün parası ile yaklaşık £9,000 ödemede bulundu. Konuşmasında ki gelişmeler yavaş yavaş çevresinin de dikkatini çekmeye başlamıştı. Ama daha katedecek çok yolu vardı, sürekli olarak tekerlemeler söylemeye başlamıştı. Bu arada Logue konuşmasını zorlaştıran kelimeler yerine Bertie’ye alternatif kelimeler öğretiyordu. Louge yazdığı günlüklerinden birinde aşağıdaki satırları karalamıştı:

“Aslında o büyük bir savaşçı, bir sözcükte takıldığı zaman acınacak gözlerle bana bakıyor ve daha sonra işine devam ediyor.Onun önündeki tek engel korkuları.”

12 Mayıs  1937 de, Albert Frederick Arthur George, Britanya Hükümdarı ve Hindistan’ın son kralı, kendi için düzenlenen taç giyme töreninde defalarca Logue ile çalıştığı pasajı başarı ile okudu. Herkes çok duygulanmıştı, Logue ise İngiliz monarşi sisteminde oynadığı önemli rolün farkındaydı.

 Ülkesinde hakettiği saygınlığı elde ettikten sonra 6. George Dünya Savaşı‘nın başlamasından önce İngiltereFransa dayanışmasını onaylayıp, ABD başkanı Franklin D. Roosevelt ile de yakın dostluk kurdu. Mayıs 1940’ta Avam Kamarası Chamberlain’i istifaya zorlayınca bu  göreve Winston Churchill‘i getridi ve onun politikalarına tam destek verdi.

 Ve yaptığı cesaret verici konuşmalarla İngiliz halkının ve kararlılığın temsilcisi durumuna geldi.

Tedaviden önce yaptığı bir konuşma

Tedaviden sonra halka hitap ederken

Derleyen: Sibel Çağlar

Dünyalılar

Rastgele Haber

Bir kenti hayata döndüren müzik

Bir kenti hayata döndüren müzik: Leningrad Senfonisi II. Dünya Savaşı’nın en ağır kuşatmalarından Leningrad Kuşatması, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir