Home / Arka Bahçemiz / Zorunlu yaşamalar coğrafyası…

Zorunlu yaşamalar coğrafyası…

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; öyle çok neden vardır ki bu yaşamanın zorunluluğu tanımına anlatmakla bitmez, yazmakla anlatılmaz. Çabalar durursunuz var olmak için ama bir türlü tam anlamıyla olmaz çünkü şairin dediği gibi bedava değildir, zorladır buralarda yaşamda kalmak.

Zorunlu yaşamalar coğrafyası…

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; on dört yaşında Berkin olup vurulanların, on dokuz yaşında Ali İsmail olup dövülerek katledilenlerin, yirmi altı yaşında Ethem olup devlet kurşununa gelenlerin tanığısınızdır çünkü onlardan geriye bırakılandır kalanlara hayat, ama hiç de öyle kolay değildir artık var olmak.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; müzelere gidersiniz ama bildiğiniz müzelerden değildir bu müzeler utanç müzeleridir, gencecik insanların asıldığı dar ağaçlarını görürsünüz, on üç yaşında on üç kurşunla vurulanların hırkalarına bakıp ağlarsınız.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; gençliğinizin idolü olmuş isimlerin tek tek kayboluşuna tanıklık edersiniz, hayalleriniz umut imgeleriniz hiç acınmadan alınır elinizden terk edilip kalırsınız.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; neredeyse her gününe bir katliam sıkıştırılmıştır, öyle çok anmalarınız vardır ki ana ana bitmez ölüler, acıya acıya kanar yürek, aka aka bitmez gözyaşı.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; onlarca trans ölür mesela kimsenin umurunda olmadan, bir kimsesiz mezarlığına gömülür gider, ne yaşarken bir önemi vardır ne ölüyken çok azının ismini bilir duyarız, onları kimsesizler mezarlığının kimsesizliğine terk eder, yaşanabildiği kadar yaşamaya devam ederiz.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; kış romantizmi diye bir şey yoktur mesela hani kar yağsa da kartopu oynasak gibi masum bir cümleyi kurmak bile acı verir, çünkü bilirsiniz ki bu coğrafyanın bir noktasında Van‘ da bebekler soğuktan ağlamaktadır, anneler güne her sabah çocuğunun soğuktan donup donmadığını kontrol ederek başlamaktadır.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; hayvanlara zehirli yiyecekler verilip öldürülür, bir çöp poşetine çöpmüşçesine doldurulup yakılır sonra, birden boşalıverir sokaklar ne kedi kalır ne köpek insandır ya aslolan öyle kabul edilir, oysa bilinmez ki o da senin gibidir bu dünyada ve senin yani senin türünün ona pay biçtiği acıyı çekmektedir.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada;  Roboski‘ de on dört yaşında çocukların ölümüyle başlamışsınızdır bir yıla ve ondan sonraki girdiğiniz her yıl yeni bir acı anlamını kazanmıştır, ölü çocukların, parçalanmış hayvanların, battaniye içine sarılı cesetlerin kokusu sinmiştir üzerinize sıyrılamazsınız, unutamazsınız, acırsınız, kanarsınız iyileşemezsiniz.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada; cumartesi günleri sıradan bir gün değildir mesela o gün annelerimizin günüdür, öyle bilindik cicili bicili hediyeli bir gün değildir bahsettiğim anneler günü acılı bir gündür. Evlatlarının gelmesi umuduyla kapılarını hiç kilitlemeyen o güzel insanların günüdür, cumartesi annelerinin günüdür, her cumartesi bembeyaz tülbentleriyle Galatasaray Lisesi önünde karşımızda duran dimdik duran o acılı yüreklerin günüdür.

Yaşamak zorunluluktur bu coğrafyada çünkü anlamsızdır, hiçtir, gülmek yasaklanmış gibidir, sarı suratlı sosyal medya gülücükleri gibi sahtedir. Zorunlu yaşarsınız sadece nefes alırsınız umutlarınızın, geleceğe dair hayallerinizin önünde hep bir acı durur, çok gülemezsiniz çünkü sonu ağlamaya çıkar, sınırlıdır her şey acı dışında yaşamınıza hep bir sınırlılık belirlenir birileri tarafından, sınırsız acıların, sınırlı özgürlüklerin coğrafyasıdır burası kısaca, anlatamaz ya hani derdini şair aynen öyle işte; Bir dert ki yürekler acısı. Bir dert ki düşman başına, gönül yarası desem değil! Ekmek parası desem, değil! Bir dert ki dayanılır şey değil!

Emek Erez

Dünyalılar

 

Rastgele Haber

Uçsuz Bucaksız Bir Evren…

Bana sorarsanız uzayı zamanı düşünmek, güneş sistemlerinin fotoğraflarını görmek bile içimi genişletiyor. Bir zerre olmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir