Anasayfa / Arka Bahçemiz (page 54)

Arka Bahçemiz

SÜRÜLEŞME

Ergen yaştaki gençlerde görülen bir toplumsal etki var: ‘Balık sürüsü davranışı’.  Birileri bir şey yaptığı zaman hepsinin onu yapmaya koşuştuğu bir davranış kalıbı. Ancak sürüleşme etkisi yalnız gençlere özgü değildir. Kimi zaman toplumlar da sürüleşir. Bu davranışı en iyi keşfedenler pazarlamacılar. Gençleri sürü davranışına …

Yazının devamı için...

Ezilenin Ezileni Ezmesi

Belki de herşey “Ben kimi eziyorum?” sorusunun yanıtıyla başlayacak. Ezilenin bir başka ezileni ezmesi. Ezilen işçi eve geldiğinde kadını, kadın çocuğu, çocuk kardeşini eziyor. Kardeş dört gözle bekliyor kendine yeni bir kardeşi. Erkek kadını, kadın bir seks işçisini, seks işçisi …

Yazının devamı için...

Öğrendiniz Artık…

İstanbul’un orta yeri polis. İstanbul’un orta yeri panzer, cop, polis köpekleri. İstanbul’un orta yeri kelle pazarı, köpek eğiticileri. Yalnız İstanbul’un mu? Türkiye’nin orta yeri üniforma, yalan, kin, boyalı açlık, para şehveti… İstanbul’un orta yeri cezaevi, cami, mezarlık. Türkiye’nin orta yeri …

Yazının devamı için...

Aşk mı?

Aşk mı? Olmayın derim. Ne onurlu bir rezilliktir o! Kendiyle arasında bir alıp veremediği olanın, kendisini bir daha alamayacak şekilde vermesinden ibarettir. İnsanın kendine kahrıdır. Durağanlığına bir dur demesidir. Sıradanlığın keyfe ermesi belki de. Bir kaldırır, uçurur. Bir indirir, batırır. Dokunanı …

Yazının devamı için...

‘Başıma bir şey gelmeyecekse’

İnsanın tüm davranışları, eylemleri ve duygulanımlarıyla tutarlı olduğunu düşünenlerden değilim. Yaradılışı gereği, kişi, kimi zaman gelgitler içinde olabilir. Hatta dahası; taban tabana zıt duygular içinde kıvranıp, tuhaf ikircikler yaşayabilir. İnsan doğasını sanat/edebiyat anlamaya, açığa çıkarmaya çalışır. Burada yargı koymak değil; …

Yazının devamı için...

Namus

Mallar dünyası üç parçadan oluşuyordu. Maddeler, hayvanlar, insanlar. Bu sonuncuların içinde dişinin özel bir konumu vardı. İlkel insanda namus kavramı yoktu. Servet ya da mallar dünyasında yaşamıyordu o. Dalından koparılan yemiş, avlanan bizon, içilen su servet değildi. Mal ve mallaşma …

Yazının devamı için...

Yeni İnsanın Eski Halleri

İnsanlar yenilense de hallerimiz eski. Halen yaşıyoruz, bizim diye, başkalarının biçtiği bir hayatı… Biz, kendi üstüne kapanarak yaşayanlar. Gerçek kalesi biziz alçaklığın. Bizim gözümüzün içine söylenir yalan, aklımızın ortasına. Biz inanırız. Biz susarız. Yetmez, alkışlarız. Kendimize alçaklıktan bir vicdan edinir, bakın …

Yazının devamı için...

Özgürlüklerimizden vazgeçebilir miyiz?

Toplulukların ve onu oluşturan bireylerin kendilerine tanınan özgürlüklerin yükü altında ezilmesi mümkün mü? Ve aslında hayatın her alanında sürekli olarak aradığımız özgürlüklerden kendi elimizle vazgeçebilir miyiz? Ünlü Alman psikanalist ve filozof Erich Fromm’un kendisi kadar meşhur “Özgürlükten Kaçış” adlı bir kitabı …

Yazının devamı için...

Masal Bu Ya…

“İstanbul deyince aklıma kuleler gelir. Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır. Ama şu Kız Kulesinin aklı olsa, Galata kulesine varır. Bir sürü çocukları olur” Son görevlinin kuleyi terk ettiğinden emin olunca gizlendiği yerden usulca çıkar! Yanında getirdiği teli sırtlayarak, …

Yazının devamı için...

Her şeyi bilen uzmanlar çağı…

Her şeyin sırrını çözecek ‘sihirli anahtar’ artık uzmanların elinde… Her şey metalaşıyor, teknikleşiyor ve olup bitenlerin ne anlama geldiğini sadece ‘konunun uzmanları’ biliyor… Burjuva egemenlik sisteminde, gerçeğin anlaşılmasını sağlaması gereken bilgiler parçalanmış durumdadır. İnsanların bilinci bu parçalanmışlığın sonucunda oluşuyor. Yüksek …

Yazının devamı için...