Pornoya çalan seks pozitivizmin tek kazananı erkekler

2000’li yıllarda boşa harcanmış gençliğimin bir kısmında, Londra Köprüsü civarındaki bir fetiş kulübünün düzenli ziyaretçisiydim. Kulübün sahibi beni — ve benim gibi kadınları — içeri hep bedavaya alırdı çünkü gece kulüpleri bir seks, para ve erişkin ekonomisidir ve para birimi de kadınlardır.

Kulübün erkek ziyaretçileri numaradan aşağılanmaktan keyfalırken, benim de ‘özgüçlenmiş’ ve ‘kontrol bendeymiş’ numarası yapmam gerekirdi. Ama bunun dışında her bakımdan, müesses nizam eski bilindik izleği takip ederdi: etrafları genç dişi bedenlerle sarılsın isteyen, harcayacak parası olan erkekler.

Cardi B’nin muhafazakârları kızdırıp kültür savaşı tartışmalarını ateşleyen, açık seçik sözleri ve pornomsu klibiyle WAP şarkısı üstüne koparılan yaygarayı izlerken bu rezil dönemi hatırladım.

Shapiro’nun şarkının sözlerini okumasına yapılan DJ remiksi, bence özgününden çok daha iyi ki bu size benim bugün ne kadar orta yaşlı ve geçkin olduğumu gösterir. Ama Shapiro’yla dalga geçmek kolay olsa da, bana asıl yanlış gelen şarkıya yönelik popüler feminist savunu oldu. En çok da seks, özgüçlenme ve hoppa memeler arasındaki muğlak ilişkiye dair Londra Köprüsü anılarım yüzünden.

Tık tuzağı, “Kıdemli kimlikler editörü” Brittney McNamara’nın, Shapiro ve avanesinin dişi cinselliğinden korktuğunu iddia ettiği Teen Vogue’dan daha pop-feminist olamıyor. Bu bakışın kökeni, kadınların ‘haya’ ve pasiflik gibi fikirleri daha aktif ve gelişigüzel bir dişi arzusu fikrinden yana geri püskürttüğü 1960 ve 70’lerin cinsel devriminde. Bu iştiyakı en iyi, Erica Jong’un 1973 tarihli Fear of Flying (Uçuş Korkusu) romanında ortaya attığı ‘zipless fuck’ (femuarsız sikiş) ifadesi anlatıyor:

“Fermuarsız sikiş kesinlikle pürdür. Gizli hiçbir motivasyonu yoktur. Ortada hiçbir güç oyunu yoktur. Erkek ‘alıyor’ ve kadın ‘veriyor’ değildir. Kimse kocasını boynuzlamıyor ya da karısını küçük düşürmüyordur. Kimse bir şey kanıtlama ya da birinden bir şey koparma peşinde değildir. Fermuarsız sikiş olabilecek en saf şeydir. Ve tek boynuzlu attan daha nadir görülür.”

Jong’un romanı, cinsel açıdan tatminsiz evliliklere sıkışıp kalmış sayısız kadının bam teline dokundu. Bu kadınların birçoğu, tek eşliliğin izlerinden, çoğul ilişkiler, cinsel faillik ve bedensel otonomiden yana kurtulmak istiyordu ki bu arayış, ikinci dalga kadın kurtuluş hareketinin köşe taşlarından biri oldu.

Jong’un fermuarsız sikişinden bu yana köprünün altından epey su aktı. Altmışlardan bu yana feministler tarafından spesifik olarak dişi cinselliğine adanan fikirsel üretimin büyük ölçüde kenara itilmiş olduğu bugün ortaya çıkmış olan ana akım görüş, erkek ve kadınları cinsel açıdan büyük oranda benzer görmektedir. Tek fark, patriyarkal ezme-ezilme ilişkisidir.

Erkekler tarihsel olarak kadınları ezmiştir, denir bizlere, bizi bol giysiler giymeye ve evlenmeye zorlar, böylelikle erkekler kimin bebesini emzirdiğimizden emin olabilir. Ama ekonomik bağımlılıktan, gebelik riskinden ve Ben Shapiro’dan kurtulduklarında, plastik deri miniler giyip kameralar önünde kıvırarak kendilerini güçlendirmekten çok istedikleri bir şey olmayacaktır.

Kameralardan uzakta ve Tinder gibi buluşma aplikasyonlarının yardımıyla, günümüzün gelişigüzel, şartsız seksi, iki cinsiyetten gençler için de toplumsal normdur. Ama kadınların gerçekten istediğinin fermuarsız sikiş (ya da incecik iç çamaşırları) olduğu gerçekten de doğru mu? 1972’de, Erica Jong’un bu ifadesinin popülerleşmesinden bir yıl önce, biyolog Robert Trivers, fermuarsız sikiş konusunda erkek ve dişi çıkarlarında tüm kültürleri kapsayan asimetriyi araştırıyordu.

Kanıtlar gösteriyor ki, farklı kültürler boyunca, erkekler, şartsız ilişkilere kadınlardan ciddi şekilde daha hevesli. Trivers’ın ‘Ebeveynlik yatırımı teorisine’ göre, bu patriyarkal bir dayatma değil. Ondan ziyade, evrimsel bir temeli var: birçok türde, çocuk yetiştirmekle en çok zaman harcayan ebeveyn üreme ve bunu kiminle yapacağı konusunda en seçici olan olacaktır. Ve gerçekten de, çalışma üstüne çalışma gösteriyor ki, kadınlar düzüşme konusunda erkeklerden daha pimpirikli (sadece insanlarda değil, hayvanlarda da geçerli bu durum) ve bu fark, yüksek oranda eşitlikçi toplumlarda bile sürüyor.

Akla yatıyor bu. Doğum kontrolü hala yeni bir icat sayılır, oysa insan tercihleri binlerce yıllık evrimle şekillendi. Eğer seks gebeliğe yol açıyorsa—ama sadece kadınlar için—ve gebelik en azından on yıllık bir çocuk bakımına odaklanma gerektiriyorsa, o zaman bunu gerekli kaynaklara sahip ve etrafta olmaya istekli biriyle yapmayı elbette tercih edeceksinizdir. Artık teoride başımıza iş almadan seks yapabiliyor olsak da, evrimle oluşmuş tercihler bir gecede ortadan kaybolmayacak.

Seks eşitlikçileri ise, bu olasılığı görmezden geldiler. Onun yerine, bacak aranıza girmek isteyen bir erkekten evlilik veya uzun vadeli bağlılık istemek gibi tuhaf nosyonları, patriyarkadan kalma baş ağrıları olarak elimizin tersiyle kenara itmeyi teşvik ettiler.

Sonuçta, kadınlar artık doğurganlıklarının denetimine sahipler, öyleyse cinselliğimize ket vurmaya ne gerek var, değil mi? Yani, kadınları düzüşmenin yanı sıra bir ilişki de istemeye yönlendiren şey patriyarkal şartlandırmadan ziyade evrim olsa bile, kafasız hayvanlar değiliz biz. Bir failliğimiz var. Yani modern kadınlar, Tinder buluşmaları ve şişme havuzlarda kıç sallama uğruna, baş belası evrimi patriyarka ile birlikte çöpe atabilir.

Ama sırf teoride bir şey istiyoruz diye, pratikte de onun keyfini süreceğimizin garantisi yok. Çalışmalar, cinsel tatminin en iyi kestiriminin yakınlık olduğunu ve özellikle de kadınların, bağ ve yakınlık kurulan, ilişkisel seksi tercih etme eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Kadınlar, sekse sözüm ona eşitlikçi bir yaklaşımı kabul ederek, duygusal açıdan bağlanmayı daha çok içeren bir cinselliğe yönelik yaygın, evrim sonucu oluşmuş bir arzuyu bastırıyorlar. Bu, birçok kadını bedbaht kılıyor. Ama daha kötüsü, dişi cinselliğinin eril olandan ciddi şekilde farklı olması olasılığını göz ardı ederek, kadınlara onları boş ve hayal kırıklığından ibaret bir seks hayatına sahip olmaya teşvik etmekten daha beter bir kötülük ediyoruz. Çünkü öyle olmadığı aşikar olmasına rağmen eril ve dişi arzusu simetrikmiş gibi yaparak, başka bir asimetriyi de gözden saklamış oluyoruz: beni yirmilerimin başında fetiş kulüplerine bedavaya sokan asimetriyi.

Erkek ve kadınlar birbirlerinin bedenlerini benzer şekilde nesneleştiriyormuş gibi yapabiliriz. Ama iyi bilinen gerçek, eril cinsel uyarılmanın dişil olandan farklı işlediği ve erkeklerin kadınlara nazaran görsel olarak çok daha fazla uyarıldığıdır. Erkekler aynı zamanda doğurganlığının zirvesindeki kadınlara da tutarlı biçimde ilgilidir (yine evrimsel sebeplerle). Bu, basitçe, erkeklerin seksi genç kadınlara görsel ve cinsel erişim elde etmeye, kadınların seksi genç erkeklere görsel ve cinsel erişim elde etmeye olduğundan çok daha fazla motive olduğu anlamına geliyor. 22 yaşındaki kaslı bir erkeğe kimse gece kulübüne bedava giriş vermiyor (en azından heteroseksüel ortamlarda).

22 yaşındaki halimin de doğrulayacağı gibi, bu, genç kadınlara bir ölçüde iktidar/güç veriyor. En azından bir süre için, erkekler senden büyüleniyorlar ve günümüzün ‘özgüçlenmiş’ dişi cinselliği versiyonu, bunu dişilerin elindeki meşru bir koz olarak görüyor. Cardi B’nin de dediği gibi: ‘Ask for a car while you ride that dick’(O sike binerken bir araba iste.)

Bu dinamiğin saçmalığa indirgenmiş bir hali olarak, ergen kızlar arasında, Instagram’da 18 yaşlarına kadar davetkar pozlar paylaşmak, sonra da yasal yaşa gelir gelmez takipçilerini, çıplak paylaşımları için ahmakların onlara para gönderdiği Hayranlara Özel (kullanıcı tarafından üretilmiş pornonun Patreon’u gibi düşünün) kanala çağırmak gibi, büyümekte olan bir trend var.

Burada, resmi cinsel eşitlikçilik anlatısının halının altına süpürmek istediği şeyi görüyoruz. Hayranlara Özel kanalda kendilerini nesneleştiren genç kadınlar, hepimiz aynı isek eğer, zengin orta yaşlı kadınları tatmin etmek için soyunan kaslı genç erkekler için neden aynı ölçüde açgözlü bir pazar olmadığını durup düşünmüyor gibiler.

Ancak hakikat şu ki, seks eşitlikçi olamaz — en azından erkek ve kadınların aynı arzulara ve önceliklere sahip olması anlamında olamaz. Biz evrimleşmiş hayvanlarız; hiçbir şey, seks ve üreme kadar bu evrimin merkezinde değildir ve eril ve dişi insanların farklı üreme rolleri, bizi farklı önceliklerle başbaşa bırakır. Bu demek değil ki hiçbir failliğimiz yok, ama hayvan doğamızı soyut bir eşitlikçilik vizyonu uğruna göz ardı etmenin sonu kadınlara orantısız şekilde zarar veren bir sonuca varmıştır.

McNamara bir süreliğine agresif, acımasız ve istismarcı seksi yücelten şarkı sözleri acaba daha çok eril bir kitleye göre mi ayarlı diye düşündüğünde, Teen Vogue bunu nerdeyse idrak ediyor sanki. Ama bu değerlendirmeyi ileri taşımak yerine, The Onion’ın belirttiği üzere, kadınların artık bir kadın her ne yaparsa yapsın özgüçlendiği Emma Watson’vari bir ‘tercih’ feminizminin güvenli sularına sığınıyor aceleyle. “’WAP’ eril nazarın bir ürünü olsun ya da olmasın,” diyor McNamara sırıtarak, “önemli olan şey, Cardi ve Megan’a kendilerini özgüçlenmiş hissettirmesi.”

Kinik biri, ergen kızların bu videoyu izleyip, erkek arkadaşlarının ilgisini canlı tutmaları için kendilerinden beklenen davranışın bu olduğunu düşünebilecek olması da önemli mi acaba diye sorabilir. Bugün Birleşik Krallık’ta ergen kızların %40’ı ilişkilerinde cinsel zorlama deneyimliyor; gençliğin cinsel içerikli materyal tüketimindeki artışla güçlü biçimde korele bir olgu bu. Acı verici ve riskli anal seks bile, üstelik kızların bundan hoşlanmayacağı beklentisi ile birlikte, artık normalleşmiş durumda.

Kadınları adaletsiz “haya” beklentilerinden kurtarmak için yola çıkmış olan bir cinsel devrim, cinsiyetler arasında eşit şartları hiç de sağlamış değil. Aksine, agresif, görsel, yakınlığı düşük, duygusal alakasızlaşmış bir eril cinsellik standardını—ciddi şekilde zararımıza olacak biçimde—kadınlar dahil herkese yaydı. Bunu yaparak, kadınları, uzun vadeli cinsel ve aynı zamanda da duygusal bağlılık biçiminde kendi erotik ilgilerini takip etmelerini sağlayacak söz dağarcığından da mahrum bıraktı.

Kadınlara dişi-merkezli cinselliği feda etmeleri karşılığında sunulan acınası seçenek, para veya güç peşinde kendi gençlik güzelliklerinden istifade etmeleri. Ama (ekseriyetle genç) ‘seks pozitif’ feministlerin göz ardı ediyor göründüğü şey, bu güç biçiminin ne kadar kısa ömürlü olduğu.

Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir ilişkide, bir çifti bir arada tutan gençliğin ötesinde başka bağlar da vardır ve aşk ve arzu birlikte var olabilir. Ama bir çiftin, seks ve güç için birbirinden istifade etmeye dayalı bir al-ver ilişkisinden yana olup yakınlığı reddettiği yerde, taraflardan biri kozunu yitirince anlaşma da biter. Bu ‘ekonomide’ elindeki kozu genellikle ilk kimin kaybettiğini tahmin edene ödül yok. Güzelliği solup ona eskiden tapan partneri daha genç ve hoppa birini hediyelere boğarak hayatına devam edince çocuklarla ortada kalan orta yaşlı bir kadın için, bu özgüçlenme nasıl görünecektir?

Twerk’çülerin, “kız-gücü!” diyenlerin ve Teen Vogue seks pozi’lerin özgüçleri falan yok. Bu sol gösterip sağ vurmayı feminist diye tanımlamak, kadınların çıkarlarına ciddi bir ihanet.

MARY HARRINGTON

Çeviri: Serap Güneş

Kaynak: Dünya’dan Çeviri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir