Tag Archives: Emek Erez

Zabel Yesayan’ın sürgün ruhu

Yesayan’ın “Sürgün Ruhum” adlı kitabı insanın incinen yanlarına dokunuyor. İçsel hesaplaşmalar, kırgınlıklar, sorgulamalar ince ruhlu Emma’nın kendi varlığını bulma çabası, ait olma arzusu ve içine işleyen sürgünlükten kurtulma isteği etkileyici bir üslupla dillendiriliyor. Modern Ermeni düzyazının önemli isimlerinden kabul edilen …

Yazının devamı için...

Yaşama Ve İnsana Dair Düşünüşler

Gittikçe cümle kurmanın zorlaştığı bir dünyada ve coğrafyada yaşıyoruz. Ne yazsan bir şey olmayacak duygusu ister istemez dünyayla derdi olan, insandan çoğu zaman umudu kesmiş düşünürleri hatırlatıyor. İnsanların yıkım dönemlerinde bu tarz yazarları hatırlamasının nedeni sanırım biraz da yalnız olmadığını …

Yazının devamı için...

Dünyaya Kafa Tutan Köy: Marinaleda

Ütopyalar gerçekleşmesi imkânsız düşler değil, insanların sahip olduğu en asil düşlerdir; mücadeleyle gerçeğe dönüştürülebilecek ve dönüştürülmesi gereken düşler. İnsanların düşlerinden kolay vazgeçtikleri, tarihsel hayal kırıklıkları nedeniyle daha iyi bir yaşam umutlarını kaybettikleri bir çağda yaşıyoruz. Kapitalizmin bir alternatifi olmadığının devamlı …

Yazının devamı için...

Didem Madak’tan bize kalan kadın Ah’ları

“Kadın pembeyi almıştır çünkü pembe, evdir. Eve hapsolan kadın pembe hayaller kurmaya mahkûmdur. Erkek maviyi almıştır. Mavi,  gökyüzüdür, dışarısıdır, yaşamdır.” Toplumsal cinsiyet rollerinin tarihsel süreç içerisindeki değişimi insanın teknolojik anlamdaki “ilerlemesiyle de” ilgilidir. Sabanın icadıyla ortaya çıkan süreç erkek gücünün ön plana …

Yazının devamı için...

Modernizm: Makine İnsan, Nesne Hayvan, Laboratuar Çevre

Günümüzde modernizm kurumları, doğayı ikincilleştiren bakış açısı ve insanı mekanik bir varlık haline getirmesiyle derinlemesine eleştirilmekte ve sorgulanmaktadır. Dönemine göre ilerici bir atılım olarak nitelendirilse de Adorno’nun deyimiyle “sapandan başlayıp megaton bombasına uzanan” (Adorno’dan akt. Best-Kellner 1991:56) bu ilerlemenin getirileri …

Yazının devamı için...

Virginia Woolf: “Bir Kadın Olarak Ülkem Tüm Dünya”

Virginia Woolf

Virginia Woolf’un aforizmaları, insanın kendi varlığıyla, kadınlığıyla, erkekliğiyle, dünyanın durumuyla, yazma edimiyle ve yaşamla ilgili olduğu için, hepimizden birer parça taşıyor. “… Yazmak için kalemi ele aldığında ya aklına hiçbir şey gelmiyordu ya da kalem, kȃğıdın üzerinde gözyaşlarını andıran koca …

Yazının devamı için...

ZAMANIN TANIKLIĞINDA, EDEBIYAT VE SANAT VEYA MAĞDURUN TANRISINI TEKRAR KONUŞTURMAK

Yıkım, savaş ve sonrasındaki inşa dönemlerinde sanatın, edebiyatın, sinemanın ve diğer alanların nasıl bir tavır alması gerektiği çok sık tartışılan bir konudur. Bazı düşünürler savaşın ve yıkımın olduğu yerde bir şey yazmanın ve de yapmanın anlamsızlığından ve hiçliğinden bahsederken, bazıları …

Yazının devamı için...

Disiplin Kurumu Olarak Ordu ve Vicdanȋ Ret

On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl, disiplin toplumlarının ortaya çıktığı bir döneme rastlar, yirminci yüzyılda doruk noktasına ulaşan bu toplumlar, kapatılma mekȃnlarıyla bireyi hiç durmadan biçimleyen ve disipline eden bir duruma ulaşırlar. Birey; aile, okul, ordu, fabrika sıralamasıyla bir kurumdan …

Yazının devamı için...

Nietzsche: İnsan belleğinin dinmeyen acısı ve mutsuzluğu

Friedrich Wilhelm Nietzsche, Alman asıllı İsviçreli filozof, ilkçağ uzmanı, kültür eleştirmeni ve şair. Kısaca böyle anlatılıyor büyük filozof ancak ne kadar yeterlidir, tartışılır… Nietzsche felsefesi çağdaşlarından ayrılan bir noktada yer alır. Bu anlamda, aklın sınırlılığına bağlı kesinlikli bir çizgiden beslenen …

Yazının devamı için...

Mutsuz günlerde yaraya ilaç: edebiyat, sinema, müzik…

Mutsuz günlerden geçiyoruz. Orta Doğu coğrafyasının acıya talimli insanları olarak bu günlerde yine yaşamımız varlık ve yokluk arasında. Ne yapacağımızı şaşırıyor, neye sığınacağımızı bilemiyoruz. Günlerin adı yok öylesine geçiyor zaman. Çünkü bu günün yarından farklı olmayacağını dünden biliyoruz. Acıdan kaçacak, …

Yazının devamı için...