gtag('config', 'UA-20348778-1');
Anasayfa / Arka Bahçemiz / Bir ırmakta iki kez yıkanamazsınız

Bir ırmakta iki kez yıkanamazsınız

“Bir ırmakta iki kez yıkanamazsınız.” Herakleitos

Herakleitos, varlığın değişmezliğine karşı değişim olarak oluş fikrini öne süren rasyonalist bir filozoftur. Seçkinciliği nedeniyle sağlam eleştirilere maruz kalan filozof, bu yönüne rağmen felsefenin en yetkin tezlerinden birini ortaya koymuştur: karşıtların savaşı tezi, bu savaş varlığın tek ve en önemli koşuludur.

Her şey birdir ve her şey, bu bir şeyin çatışması ve değişmesi ile meydana gelir. “Bu birliği ateşte bulan Herakleitos’a göre ateş örneğin yoğunlaştığı zaman nemli hale gelir ve basınç altında suya dönüşür. Su donduğu zaman ise toprak olup çıkar. Onun ilk madde olarak ateşi seçmesi daha çok ondaki oluşu, değişme ve birlikten çokluğa geçiş sürecini en iyi yakarak yıkarak yaşayan ateşi ifade ettiği için önem taşır.”[1]  Akış ilkedir ve evrenle ilgili yegane doğrudur. Kalıcı olan hiçbir şey yoktur. Değişmeyen tek şey bu değişimin sonucunda ortaya çıkan kozmik denge durumudur.

Ben varoluş sorunsalını devrimci bir bakışla irdeleyen ilk düşünürüm.  Efesli kral soyundan, yönetici ve yönlendirici sınıfından, toprak kardeşiniz, düşünür Heraklietos. Babam Perslerin egemenliğindeki Anadolu’nun Efes ( Ephesos) Kralı, kimilerince Bloson adıyla anılan yüce Herakon’du. Seçkin bir aileden gelmeme karşın, eğitimimi krallık gymnasionunda değil, tabiatın elverdiği özgür ortamlarda özel hocalardan aldım. Ancak daha gençlik çağında hocalarla ilişkilerimi sonlandırıp Efes kütüphanesine kapandım. Bu süreç benim gerçek eğitim dönemim oldu.  Kendi kendime inşa ettiğim bilgelik serüvenim, denebilir ki, benden önceki düşünürlerin eserlerini satırı satırına okumakla başlamıştı. Fakat yaptığım şey onların fikirlerine bağlanmak değildi. Tam tersine onların fikirlerini eleştirel bakışla incelemekti. Miladınızdan 550 yıl önce doğduğum bu topraklarda henüz 20 yaşına ulaşmışken babamın ani ölümüyle sarsıldım. En büyük oğlu olarak benim krallık asasını elime almam beklenirken düşündüm ve tahttan feragat ettim; rotamı daha değerli bir hayat için bilgelik yoluna doğru çizdim. Benim yerime kardeşim bu görevi üstlendi. Önceleri ondan ve Efes halkından umutluydum. Ama kısa sürede başta kardeşim olmak üzere yöneticilerin basiretsizliğini fark ettim, yolsuzluk batağına saplanmış, ruhları derinden kirlenmiş Efeslilerin gerçek yüzünü gördüm. Yakından çok yakından gözlemledim ki iyi ile kötü arasındaki savaşın kötü lehine sonuçlar verdiği bir tarihsel sürecin içindeydim. Bu andan itibaren içinde bulunduğum düzene en açık uyarıları ve ağır eleştirileri getiren kişi oldum. Gün geldi Efes’in kara koyunu, istenmeyeni ilan edildim. Kent için para karşılığında yasalar yazmam istendiklerinde hemen reddettim ve yüzlerine karşı umursamadan dedim ki: “Eksik olmasın zenginliğiniz Efesliler… Eksik olmasın ki alçaklığınız belli olsun.”

Beni anlayanlar 2500 yıl sonra dünyaya geldi. Diyalektik karşıtların uyumu ve birliği, varoluşun çatışmalardan kaynaklandığı, çatışmanın kaçınılmazlığı ve gücü… Bunları ilk defa ben dile getirmiştim. Anlaşılması 2500 yıl sürdü. Hayata dönüştürülecek fikirler olarak algılandı, hatta ideolojilerin ve onların esasını teşkil eden kimi manifestoların esin kaynağı oldu.

Ben şöyle demiştim, beni anlayan kardeşlerim: Bütünüyle akış!”

Her şey akar her şey değişir. Değişim, değişmezliğin ta kendisidir. Bu yüzden aynı ırmakta iki kez yıkanamazsınız. Varlık bütünüyle devingenlikten oluşur. Ama her değişikliğe, onu etkisizleştiren karşıt bir değişiklik olduğu için gerçekliğin bir başka gerçekliğe dönüşmesi söz konusu değildir! Kimi zaman bir karşıt diğerine galip gelir. Lakin bu kalıcı değildir. Kimi zaman diğeri bir süre için önde olur ama bu kalıcı değildir. Bu görüşlerim, sizlerin daha ziyade “diyalektik” olarak bildiğiniz olguya meyleden düşünürlere esin kaynağı olmuştur.

Zıtlıklar arasında sürgit devam eden bir savaş vardır; zıtlıkların uyumuna, birliğine yol açan bir zorunluluktur bu. İşte bu evrenin varoluşu için ihtiyacı olan motor güçtür. Dünyanın uyumunu soğuk/ sıcak, kuru/ıslak, gündüz /gece iki kutuplu karşıtlıklar sağlar. Karşıtları birleştiren bu akılsallığa ben “Logos” adını verdim. Evreni Logos yönetir.

İyiliğin var olması için kötülüğün, ışığın var olması içi karanlığın, tokluğun var olması için açlığın olması gerekir. Adaletsizlik olmasaydı adaletin adı bilinebilir miydi? Görecelilik çatışmanın kardeşi gibidir. Görecelilik uyumsuzluk gibi görünse de yaşamın uyumuna katkı sağlar. Örneğin deniz suyu hem temiz hem kirlidir. Balıklar onu içebilir; onlar için yaşamdır.  Ama insanlar için içilemezdir, öldürücüdür.

Evrenin özünü oluşturan üç temel element vardır; ateş, toprak ve su. Ateş ana elementtir. Sürekli dönüşüm halindedir. Ancak her defasında yine kendisine döner ve esası oluşturduğunu unutmaz. Evreni ne bir tanrı, ne de bir insan meydana getirmiştir. O daima belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen, ezeli ve ebedi ateştir ve hep öyle kalacaktır. Çevremizde gördüğümüz ve algılayabildiğimiz her şey ateşten gelmiştir ve yok olduğunda yine ateşe dönüşecektir.

Ben evrenin ve maddenin varoluş haline ve özüne bakarım. Bu kimi düşünürler için metafizik bir yaklaşımdır. Benden sonra gelenler özü ıskalayıp maddenin kabuğunu incelediler. Halbuki özü görmeden maddenin, evrenin kendisini anlamak mümkün müdür? Ben var olmayanı başka olanı her varlıkta görüyorum ve oluşumun böylece mümkün olabileceğini savunuyorum. Bu görüşüm sonradan gelenleri, Stoacıları, Sofileri, Platon ve Aristoteles’i epeyce etkilemiştir.

60’lı yaşlarımı sürdüğüm dönemde iyice yalnız kalmaktan mustarip oldum. Kimseyle konuşmamaktan, paylaşmamaktan… Efes’in çevresindeki yamaçlarda, tepelerde yürüyüşlere çıkmaya başladım. Bu dönemde hastalandım ve kendimi tedavi etmeye çalıştım. Çok ağrılı, sıkıntılı günlerin ardından hayata veda ettim. Ardımdan çok şey yazıp söylediler. Ama ben en çok “küstah” unvanımı sevdim. Bir de hemen ardımdan dünyaya gelen Sokrates’in hakkımdaki şu sözleri: Herakleitos’tan anladıklarım müthiş kavramlar, en az anlayamadıklarım kadar! Onu anlayabilmek için Deloslu mükemmel yüzücüler gibi olmalısınız, yoksa yarattığı denizde boğulursunuz.”[2]

Hazırlayan: Hediye Çınar Ekinci

 

[1] Felsefe Sözlüğü, Ahmet Cevizci, Paradigma Yayınevi, sf.412

[2] NTV Tarih Ekim 2017

Dünyalılar

Rastgele Haber

Çıplak Gerçeklik: Lady Godiva

İlk çağlardan beri kadın; direnişin, gücün ve haklılığın simgesidir gerek anlatılan mitlerde gerekse tarihin tozlu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir