Arka Bahçemiz

Bir Tüketim Mabedi: Disneyland

Florida’nın bir zamanlar durgun bir kasabası olan Orlando banliyölerinde Batı uygarlığının tarihi boyunca düşünürlere esin kaynağı olan ütopyacı hayallerin modern dünyadaki zahiri cisimleşmesi olan teknoloji harikası Disneyworld uzanır.

disneyworld

Parkın bir bölümünü çocukluk fantezilerinin gerçekleştiği Magic Kingdom denilen şato ve çizgi film figürlerinin süslediği masal diyarı kaplar. Aynı zamanda yetişkinler için olan, teknolojinin daha iyi bir gelecek inşasını dramatize eden Epcot Center, parkın başka bir bölümünü oluşturur. Yine başka bir bölüm, sinemanın büyüsüne tanık olmaları için ziyaretçileri Disney stüdyolarının sahne arkasına götürür. Disneyworld genel olarak büyü ve makinelerin baş döndürücü bir birleşimidir; ki makine ve büyü arasındaki bu ikilik, fantezi ve teknolojiden esinlenen ütopyacı projenin doğasını yansıtır.

Bu türden parkların son yirmi otuz yıldır mantar gibi çoğalması Disneyworld ve benzeri parkların simgelediği ütopik fantezilerin cazibesine işaret ediyor. Bu cazibenin bir kısmı elbette salt kaçışçılıktır. Gerçekten de parkın genel olarak ütopyacı projenin karmaşıklığını gösteren çok yönlü anlamları vardır. Disneyworld, rahatlama ve eğlenme amacıyla ideal bir barış ve uyum halinde dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerin toplanarak ütopik atmosfere katkıda bulunduğu, insanın düşsel ve teknolojik kapasitesinin etkileyici bir teşhiri. İnsan, parkın teknolojik harikalarından değil, kitleleri bir atraksiyondan öbürüne aksatmadan yetiştiren tüm organizasyonun etkili ve hatasız işleyişinden şaşkına dönüyor. Öte yandan uysal kalabalıkların üniformalı gözetmenler eşliğinde karınca sürüleri gibi parklara akın etmelerinde netameli ve distopik bir hava var – her ne kadar gözetmenler sevimli çizgi film karakterleri kılığında olsa da.

Disney-World

Gerçekten de Westworld ve Futureworld gibi filmler, Disney’in bu karanlık yanından beslenir ve teknolojinin çığırından çıktığı kurgusal tema parklarını betimleyerek insanlığın makinelerin kontrolüne girme korkusunu işler.

Jean Baudrillard, Disneyworld’un öncüsü Disneyland gibi parkların, insanları “gerçek” dünyadaki toplumsal sorunlardan uzaklaştırmak için tasarlanan olumsuz bir kaçışçılığı simgelediğini öne sürüyor. Modern Amerikan toplumunun “hipergerçekçilik”ini açığa vuran Baudrillard, Disneyland’i, dış gerçeklikten ayrı bir fantezi diyarı yaratma projesi olarak görüyor. Tabii Baudrillard’a göre, böyle bir ayrım salt kandırmaca:

“Disneyland, Amerika’nın ‘gerçek’ bir ülke olduğuna dair yalanı gizlemek için var, ki asıl Disneyland Amerika’dır (tıpkı hapishanelerin, asıl hapishanevi olan toplumsalın sıradan tahakkümünü gizlemek için var olması gibi). Disneyland, bizi geri kalanın gerçek olduğuna inandırmak için hayali ve gerçek dışı bir yer olarak sunulur, ki aslında gerçek olmayan tüm Los Angeles ve onu çevreleyen Amerika’dır; gerçek, tüm bunların hipergerçek ve simülasyon olmasıdır.”

Michey's Halloween Party at Disneyland California

Baudrillard bir yerde haklı, öte yandan, Disneyland ve Disneyworld gibi parklar, bilhassa da kendilerini tüketimci kapitalizmin ilahlaştırması olarak sunar. Disneyworld’deki birçok atraksiyonun gizli saklı olmayan marka sponsorlukları var ve bunlar Amerika’nın şirketleşmişliğini yücelten temalar sergiler. Ziyaretçiler, üzerlerinde Mickey Mouse gibi karakterlerin resimleri olan Disney Dolarlarıyla paralarını değiş tokuş edebilirler, böylelikle, parkta para harcamak da fantezi dünyasının bir parçası olur – satın alma, salt meta satın alma simülasyonu olur ve para harcamak oyun haline gelir. Gerçekten de park, gösterişçi tüketim merkezidir; ziyaretçiler çılgınca para saçar, fare kulaklı şapkalar gibi lüzumsuz eşyalar satın alır, sonra da Disney ekonomisine katıldıklarını ilan etmek için aldıkları şeyleri giyerler. Ziyaretçilerin bu türden teamüllere uyarkenki uysallığı ürkütücü ve parkın belki de en netameli yanı milyonlarca ziyaretçinin parkta sürü gibi güdülmeye itaatkârca boyun eğmesi, onlardan beklenen şeyleri satın almaları, görmeleri beklenen yerleri görmeleri, bekleme ayrıcalığına sahip oldukları kuyruklarda saatlerce beklemeleri. Disneyworld, hem Amerikan rüyasının idealleştirilmesi hem de tüketimci kapitalizmin ideal hapishane toplumu.

N013180_2019juil02_world-of-disney_926x351

Bunların yanı sıra, Disneyworld’un bu ikiliği, bir insanın idealinin başkasının kâbusu olabileceği gerçeğine işaret ediyor. Aynı zamanda, pek çok modern düşünürün neden ütopyacı düşünceye mesafeli olduğunu ve bu türden vizyonların nihayetinde statükonun çıkarına hizmet etmesinden neden korktuklarını açıklıyor.

M. Keith Booker’ın “Ütopya, Distopya, Toplumsal Eleştiri” adlı yazısından alıntılanmıştır. Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

İngilizceden çeviren Oğuz Tecimen

Dünyalılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu