korona_corona_after_workers_işçiler

Koronavirüse Karşı Ne Yapmalı?

David Harvey’in yazdığı “Koronavirüse karşı kolektif bir cevaba ihtiyacımız var” başlıklı yazıdan alıntılanmıştır. Orjinal metinden Çeviri: Kubilay Cenk

Karantinada

Birçoğumuz, bireysel olarak çok fazla boş zamanımızın olduğu bir durumdayız. Çoğumuz evde sıkışıp kaldık.

İşe gidemiyoruz, normalde yaptığımız şeyleri yapamıyoruz. Zamanı nasıl harcayacağız? Elbette çocuklarımız varsa yapacak işimiz çok. Ancak önemli ölçüde boş vaktimizin olduğu bir durumdayız.

İkincisi, elbette şu anda toplu işsizlik krizi yaşıyoruz. En son veriler, ABD’de 26 milyon insanın işini kaybettiğini gösterdi. Şimdi normalde bunun bir felaket olduğunu söyleyebiliriz ve elbette bir felakettir, çünkü işinizi kaybettiğinizde süpermarkete giderek kendi emek gücünüzü yeniden üretme kapasitenizi kaybedersiniz, çünkü paranız yoktur.

Birçok insan sağlık sigortalarını kaybetti ve birçoğu işsizlik yardımlarına erişmekte zorlanıyor. Kira veya ipotek ödemeleri vadesi geldiğinden konut hakları risk altında. ABD nüfusunun çoğunun – belki de tüm hane halklarının yüzde 50 kadarının – şu anda içinde bulunduğumuz türden bir felaket krizine rağmen, küçük acil durumlarla başa çıkmak için bankada 400 dolardan fazla birikmiş parası yok.

Yeni bir işçi sınıfı

Kendileri ve çocukları açlıkla karşı karşıya kalan bu insanlar çok yakında sokaklara inerler. Ama meseleye biraz daha derinlemesine bakalım.

Hastalanan kişilerin ihtiyaçlarını karşılaması (günlük yaşamın yeniden üretilmesine olanak sağlayan asgari hizmetleri sunan) beklenen iş gücü, büyük oranda cinsiyetlendiriliyor, ırksallaştırılıyor ve etnikleştiriliyor. Bu, çağdaş kapitalizmin yükünü sırtlayan “yeni işçi sınıfı”dır. [Yeni işçi sınıfı] üyeleri yaptıkları iş gereği virüs bulaşımında en fazla risk altındaki işgücü olmanın ya da virüs sebepli ekonomik kısıntı nedeniyle maddi bir kaynak sağlanmadan işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki modern işçi sınıfı (ağırlıklı olarak Afroamerikalılar, Latin Amerika kökenliler ve ücretli çalışan kadınlardan oluşuyor), tedarik ve bakım sektörünün temel noktalarını (marketler gibi) açık tutmak adına hastalığa maruz kalmak veya sağlık hizmetlerinden yoksun bırakıldıkları bir işsizlik seçimiyle karşı karşıya. Bu işgücü, uzun zamandır makbul neoliberal özneler olarak davranmak üzere toplumsallaşmıştır. Makbul neoliberal özneler demek, yanlış giden herhangi bir şey için suçu kendinde aramak fakat kapitalizmin sorun olduğunu düşünmemek anlamına geliyor. Fakat bu özneler dahi salgına karşı alınan önlemlerde yanlış bir şey olduğunu görebilir. Ve toplumsal düzenin yeniden üretimi pahasına üzerlerine orantısız bir sorumluluk yüklenmiş durumda.

Yeninin inşası

Bizi bu ciddi krizden çıkarmak için kolektif eylem biçimleri gerekiyor. Virüsün yayılımını, karantinayı ve sosyal mesafelendirme gibi davranışları, tüm bu şeyleri kontrol etmek için kolektif eyleme ihtiyacımız var. Bu kolektif eylem, nihayetinde bizi bireyler olarak istediğimiz gibi yaşama özgürlüğüne kavuşturmak için gereklidir.

Bu, aslında sermayenin ne olduğunu anlamak için iyi bir metafor. Çünkü, bu, aslında kapitalist sınıfa refah üretmemiz gerektiği için çoğumuzun istediğini yapmakta özgür olmadığı bir toplum yaratmak demek. Marx’ın bu durumda söyleyebileceği şey, 26 milyon işsiz insan, eğer kendilerini destekleyecek, hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları ürünleri satın alacak ve yaşamak zorunda oldukları evi kiralayacak kadar para bulabilirse, neden onları yabancılaştıran işlerinden kitlesel kurtuluş peşinde olmasınlar?

Bir başka deyişle, 26 milyon insanın işlerine [bazıları oldukça kötü şartlarda olan] geri dönmesini isteyerek mi bu krizden çıkmak istiyoruz?  Bundan bu şekilde mi çıkacağız? Yoksa, herkesin yiyecek bir şeyleri, barınabilecek iyi bir yeri ve evden çıkarmalara karşı borç ertelenmesini sağlamak için temel mal ve hizmetlerin üretimini organize etmenin bir yolu var mı diye mi soracağız? Bu an, alternatif bir toplumun yaratılması hakkında gerçekten kafa yorabileceğimiz bir an değilse nedir?

Bu virüsle başa çıkacak kadar güçlü ve ileriyse, neden aynı anda sermayeyle de mücadele etmeyelim? Hepimiz işe geri dönmek ve her şeyi bu kriz başlamadan önceki haline döndürmek istediğimizi söylemek yerine, belki de şunu söylemeliyiz: Neden tamamen farklı bir toplumsal düzen oluşturarak bu krizden çıkmıyoruz?

Mevcut çökmekte olan burjuva toplumunun bilim, teknoloji ve üretim kapasitesi gibi faktörlerini özgürleştirip, yapay zeka ve teknolojik değişimle birlikte örgütsel biçimlerden faydalanarak daha önce olandan çok daha farklı bir şey yaratmıyoruz?

Alternatif bir bakış

Sonuçta, bu krizin ortasında, temel gıdaların fakir mahallelere ve gruplara ücretsiz tedariğinden, ücretsiz tıbbi tedavilere, internet üzerinden alternatif erişim yapılarına ve benzeri şeylere kadar her türlü alternatif sistemleri deneyimliyoruz. Aslında, yeni bir sosyalist toplumun hatları zaten ortaya çıkıyor. Muhtemelen bu yüzden sağ siyaset ve kapitalist sınıf bizi salgın öncesi statükoya geri döndürmek konusunda oldukça endişeli. Bu, alternatif bir projenin nasıl olabileceğini düşünmek için uygun bir zaman. Bu, bir alternatife dair bir ihtimalin aslında var olduğu bir an. Anlık bir tepkisellik biçiminde “26 milyon kişiye işlerini geri vermeliyiz” demek yerine, halihazırda devam etmekte olan bazı pratikleri yaymaya çalışmalıyız.

Bu zaten sağlık alanında gerçekleşiyor, ancak aynı zamanda gıda tedarikinin ve hatta pişmiş yemeklerin toplumsallaşmasıyla da başlıyor. Şu anda New York’ta birkaç restoran açık kaldı ve bağışlar sayesinde aslında işini kaybeden ve üstesinden gelemeyen halkın bir bölümüne ücretsiz yemek veriyorlar. “Bu acil duruma özgü bir şey” demek yerine neden herkes günde bir veya iki kez iyi bir yemek yiyebilsin diye o restoranlara gidip ‘göreviniz halkın karnını doyurmak’ demiyoruz?


Sosyalist hayalgücü

Ve işte burada zaten bu alternatif toplumun öğeleri mevcut. Örneğin birçok okul, öğrencilerine okul yemeği veriyor. Bunu devam ettirelim veya en azından mücadele edersek nelerin mümkün olabileceğini görelim. Sosyalist hayalgücünü kullanıp alternatif bir toplum oluşturabileceğimiz an bu an değil midir?

Bu ütopik değil. Demem o ki, New York’un Yukarı Batı Yakası’nda kapalı bir şekilde duran tüm restoranlara bakın. İnsanları geri getirip gıda üretimine başlayıp sokaklardaki halka, evdeki insanlara ve yaşlılara yemek dağıtabiliriz. Hepimizin bireysel olarak özgür olabilmesi için bu tür bir kolektif eyleme ihtiyacımız var.

Şimdi işsiz olan 26 milyon insan yeniden işe dönmek zorunda kalırsa, o zaman belki günde 12 saat yerine 6 saat çalışmalılar. Böylelikle dünyadaki en zengin ülkede yaşamaya dair farklı bir anlayışın doğuşunu kutlayabiliriz. Belki de Amerika’yı gerçekten harika yapabilecek şey budur (“yeniden”i tarihin çöplüğünde çürümeye bırakarak [3]).

Marx’ın bir çok defa vurguladığı nokta budur. Burjuva ideolojisinde sürekli vaaz edilen sahte olanın aksine gerçek bireyciliğin, özgürlüğün ve özgürleşmenin temeli, bütün ihtiyaçlarımızın kolektif eylem yoluyla karşılandığı ve böylece günde sadece 6 saat çalışma zorunda olduğumuz ve kalan zamanı istediğimiz gibi kullanabildiğimiz durumdur.

Sonuç olarak, bu, alternatif, sosyalist bir toplumun inşası için olan dinamizm ve olasılıkları gerçekten düşünmek için ilginç bir an değil mi? Fakat böylesi özgürleştirici bir yola girebilmek için önce yeni bir gerçekliğin yanında yeni bir hayalin mümkün olduğunu görmek için kendimizi özgürleştirmeliyiz.


Çevirenin notları

[3] Özellikle Donald Trump tarafından sık sık dillendirilen ‘Make America Great Again’ sloganına atıf.

Yazının tüm çevirisini şuradan okuyabilirsiniz.

Dünyalılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir