Home / Arka Bahçemiz / Ağaç mı, cami mi?

Ağaç mı, cami mi?

Ancak ahmakların yapacağı tartışmalarla geçiyor günler ve sığ bir dille gelişen bu ortamda ömrümüz eriyip gidiyor. Tek tanrılı dinlerin koyu kurallarıyla birlikte biçimlenen insanlığın tarihe yazılı yılları, gün begün sığ tartışmaların göbeğine taşıyor her birimizi. Salt bizim bulunduğumuz bölge değil, koca yerküre ‘milliyetçilik’ ve ‘dincilik’ bataklığında boğuluyor. Farklı tonlarda olsa da, bu ahmak dil ve tartışmalar yaygın yazık ki! İnanç özgürlüğü diye tutturanın ifade özgürlüğünden bihaber olması gülünç elbet. Eğer bir kimse salt kendine özgür olmaya başlarsa orada anlamlı bir sonuç oluşamaz.

Ağaç mı, cami mi

“Kendine Müslüman” cümlesi, en az “Ülkemizin yüzde 99’u Müslüman” demek kadar baskıcı, ötekileştirici ve yazık ki kavgacı bir saptamadır. Elbet buradaki tarif Müslüman olmanın hak, hukuk, adalet ölçüsünde dürüst, doğru olacağına işaret etmek içindir. Lakin böyle dediğiniz an, diğer inanç gruplarının bu açıdan zaafları olduğuna dikkat çekmiş olursunuz. Bilerek veya bilmeyerek! Ülkemizde eğer sahici bir özgürlükten söz edeceksek çoğunluğun inancının ne olduğuna değil, bir tek kişinin bile inancının baskı altında olup olmadığına bakmamız gerekir. Başka biçimde söylersek yüzde doksan dokuzun ne olduğu değil, o mahallede salyangoz satmaya çalışanın konumu belirleyicidir.

Kedinin, köpeğin dini ve tanrısı olmasa gerek. Dillerini bilmediğimiz için bu varsayım yanlış sayılmaz. Ama bilinen sözdür ‘eğer tanrıları ve dinleri olaydı şeytanı insan biçiminde tasvir ederlerdi.’ Doğa hepimizin ortak yatağı, dünya evimiz. Burada birlikte barınmak, solumak ve iyi zaman geçirmek noktasında uzlaşmamız gerekir. Pek mümkün görünmüyor. Gücünü arsızca ve yıkıcı biçimde kullanıyor insan. Hem akıllı olduğunu iddia edip kendi varlığını dinamitliyor, hem de bencilce diğer canlılara düzenli soykırım uyguluyor.

Dinlerin varlığı bir gereksinimden doğmuş elbet. İster tanrılı, ister tanrısız olun bu kurallar bütününün çıkışta olumlu/iyi/güzel için konulduğunu varsaymamızın önünde bir engel yok. Gelgelelim sonuç böyle mi? Alınır, satılır olan ve iktidar ilişkisiyle yıpranmış insanlık, tüm öğretileri ve en kolay kullanılanı dinleri de amacından saptırmış olmalı. Kimi daha baştan itiraz edip, zaten dinlerin amacı budur, diyebilir. Kolay yönetmek için afyon da denebilir. İtiraz etmem. Ama nihayetinde temel ilkelerin ne olduğunu anlamak gerekir.

İnsanların uyumlu biçimde bir arada olabilmesi için değerler koymak zorunludur. Gelişkin olmayan birey ödül ve ceza denklemiyle sınırlarını belirler. Oysa herhangi bir yarar gözetmeden iyi olmak için çırpınmalı insan. Bu noktaya varmak olası mı, emin değilim. Bilişim çağında hızla ilerliyoruz. Olan biten gizli kalmıyor, dahası bilimsel veriler bulunduğumuz durumu net ortaya koyuyor. Ahmaklar bile kolaylıkla kavrayabilir bunu…

İstanbul yeşil yoksulu. Küresel ısınma zaten dertti. Bir de kentin aşırı betonlaşması bambaşka sorunlar çıkardı ortaya. Yerli yersiz yüksek hacimli yağmurlar kuraklık göstergesi. Seller evleri altına alıp ilerliyor. Deprem sorunu alabildiğine, bu yapılaşma daha da tehlikeli bir durum doğurdu. Trafik belası, soluksuz kalmayla birleşince korkunç bir fotoğraf çıkıyor ortaya.

Doğa kimsenin inancına bakmaz. Daha doğrusu ona takındığınız tutum inancın göstergesidir. İstanbul’da ibadethane eksiği veya sorunu yok. Ama ağacımız kalmadı. O yüzden felaketler kapıda. Ağaç yoksulu olduğumuz için suyumuz, serinliğimiz yok. Çocuklarımızın oynayacağı, ayağını toprağa koyacağı yer yok. Beton yemiş vermez. Beton sevgi vermez. Beton ruhumuzu dinlendirmez.

Ey inanan insanlar; Tanrı’nın yarattığı en güzel varlık ağaç. Dini, mezhebi, milleti yoktur. Ellerini açınca kimseciklere kimlik sormadan sunar sevgisini. Bir Ceviz Ağacı’dır belki. Sizi saklar tüm kötülüklerden. Validebağ Korusu çölde vahadır ey dostlar. Siz de gelin, saf tutun ağaç için göğsünü siper eden insanlarla. Bir kere olsun güçlünün/betonun yanında değil de, sesi çıkmayan ağacın yanında yer alın. Cenneti yaşarken göreceksiniz.

Enver Aysever

Dünyalılar

Rastgele Haber

Nazi kampında bir çadır: Stuthofluların Çadırı

İnsanın insana yapabildikleri bazen zulmün ötesine geçer. Soğukkanlı bir katilin duygusal katılığının ve tepkisizliğinin çok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir