Yaşam

Baba Olmak mı, Babalık Yapmak mı?

Çocuk gelişiminde annenin önemini, çocuk – anne ilişkisinin çocuğun fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişimi açısından annenin varlığının ne denli önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Annenin varlığı doğumdan önce başlarken babanın varlığı doğumdan sonra çocuğun hayatına yansır. Esasen var olma, annenin hayatında eşinin sevgiyle, şefkatle var olması, hamilelik sürecinin iyi geçmesine katkısı düşünülürse dolaylı yoldan hamilelik öncesi varlığı da etkilidir diyebiliriz.

Bebek anneyle bir bütündür ve anneyle kurduğu bu bütünleşik ilişkiyle dünyayı anlamlandırmaya çalışır. Annenin olumlu duygu durumuna göre çocuk kendini huzurlu ve güvende hissederken, olumsuz duygu durumu da dış dünyanın güvensiz ve tedirgin edici olduğu hissini verebilir.  Anneyle bebeğin birbirine ayna olan bu bütünleşik ilişkisi babayı çoğu zaman dışarda kalmış gibi hissettirse de aslında varlığı, çocukla ilişkileri son derece önemlidir.

Her çocuk doğduğunda aynı zamanda yeni bir anne baba da doğar. Biyolojik baba olmakla babalık yapmak kavramları birbirinden farklıdır. Babanın fiziksel varlığının yanı sıra çocuğun ruhsallığında ilişkisel olarak yer alması da gerekir. Babasını kaybetmiş çocuklarda da babalık yapmak kavramının içini amca, dayı, dede gibi bir yakının doldurması çocuğun ruhsal gelişimi açısından bir ihtiyaçtır.

Baba, anneyle çocuğun bütünleşik ilişkisini kapsadığında anne süreçle ilgili kaygılarından arınarak bebeğe daha sağlıklı bir bakım verecektir. Anne kendini güvende hissettiğinde o güven bebeğe de yansıyacaktır. Bu da babanın kapsayıcılık görevini yerine getirmesiyle mümkündür.

Bebeğin büyümesiyle anne bebek arasındaki bütünleşik ilişki aralanmaya ve çocuk dış dünyayı keşfetmeye, sosyalleşmeye başlar. Babayla kurduğu ilişki çocuğun ilk sosyal ilişkisidir. Bu ilişkinin kalitesi çocuğun bağımsız bir birey olmasında, öz yeterliliğinde ve özgüven kazanmasında son derece önemlidir. Anne ayrışmayı kabul etmeli ki baba dışarda kalıp kendini yalnız hissetmesin ve çocuğu kendine rakip görmesin. Baba bu ayırıcı rolü üstlenmeli ki çocuğunun sağlıklı sosyalleşmesinin ilk adımlarını atmış olsun.

Özel Okulda Öğretmen Olmak başlıklı yazımızı da okumak isteyebilirsiniz.

Anne, baba ve çocukla kurulan ilişkinin sağlamlığı çocuğu hayatı boyunca koruyacak önemli bir üçgendir. Özellikle 3-6 yaş aralığında çocuğun ruhsallığında anne babanın bir çift, kendisinin ise o çiftin bir parçası olduğunu anlamlandırması ebeveynden çocuğa doğru mesajlarla iletilmelidir.

Baba; çocuğu anneden sağlıklı bir şekilde ayrıştıran, sosyalleştiren, hayatın gerçekliğine hazırlayan kişidir. Baba; çocuğu annenin güvenli dünyasından kuralların, gerçekliğin, çatışmanın olduğu dünyaya hazırlar. Dürtüleri kontrol eden üst benliğin gelişmesi, vicdan duygusu ve ahlaki değerlerin temeli babayla kurulan ilişkiyle sağlanır.

Baba güven ve güçtür. Yasaları, kuralları koyar. Dolayısıyla annenin babanın rolünü değersizleştirmemesi, çocuğun gözünde küçük düşürmemesi gerekir. Aksi takdirde babanın, çocuk gözündeki saygınlığı zarar görür. Çocukların güvenebileceği, güçlü bir babaya ihtiyaçları vardır. Dinlemek, duymak ve empati kurmak iletişimin temelini oluştururken sağlıklı bir ilişki kurarken de sınırları aşmamak gerekir. Çocuğun isteklerine sınır koymamak sınırları bitirir. Sınır ve yasağın olmadığı bir dünyada dürtüleri kontrol etmek zorlaşır. Sınırların olmadığı, çocuğun arkadaş gibi görüldüğü ortamda çocuk anne babayı rol model kabul etmez. Bu da çocuğun dünyasında otorite eksikliği yaratır. Öte yandan aşırı otoriter, çocuğa seçim hakkı tanımayan, sürekli itaat bekleyen babalar; güvensiz, içine kapanık, kendine ifade edemeyecek kadar pasif çocuklar yetiştirir. Bu çocuklar, haksızlık karşısında ses çıkaramayan, hakkını çoğu zaman savunamayan yetişkinler olur.

Güven veren, güç veren, aileyi kapsayan, hayatı tanıtan, özgürleştiren, sosyalleştiren babalık rolü çocuğun hayatının her evresinde önemli ve değerlidir. Çocuklara mutlu anılar bırakmak, sevgi dolu ve kendini yalnız hissettirmeyecek bir aile olmak, onlara bizim çocuklarımız oldukları için bu dünyada verebileceğimiz en güzel ödüldür.

Fatma KOŞUBAŞI

Eğitimci, Yazar 

Kutsal Aile Dediğimiz! başlıklı yazımızı da okumanızı öneririz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu