Home / Arka Bahçemiz / Evliliğe Dair

Evliliğe Dair

Niçin boşanma sayısı gün geçtikçe artıyor? Peki ne oldu aşka? Gelin en başından incelemeye başlayalım aşkı nerede kaybettiğimizi…
10387212_927181810643381_8528603916459951801_nEski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Türkiye’de yılda 500 ila 600 bin arasında evlilik gerçekleştiğini, buna karşılık 100 ila 200 bin arasında boşanma yaşandığını söylemişti. Bu demek ki evlenen 5 çiftten biri boşanıyor.

Evlilik öncesi çiftler gelenek-görenek denilerek binlerce liralık masrafa zorlanarak işe başlarlar. Sözde, nişanda, nikahta; kuaför, mobilya, beyaz eşya, daire gibi ihtiyaçlar kredi kartı ile alınarak çiftler ömür boyu ödemesi gereken bir borcun altına girerken, evlilik piyasasını da canlı kılmış olurlar. Bu aynı zamanda toplumsal kolektivizmi öldüren bir özelliği yansıtır.

Kadın emeği, kapitalizm için çok karlı bir nimettir. En fazla sömürüyü bu emek üzerinden gerçekleştirir. Aile içerisinde kadın, işçidir; temizlik, tamirat, ütü, yemek yapar. En önemlisi çocuk doğurur; bakımını da üstlenir. İroniktir; kadın bunları seve seve yapar. Harcadığı emeğin çocukları ve kocası için iyiliğine yaptığı düşüncesi saflığındadır. Ama işin özü öyle değildir. Gerçekte geleceğe işçi ve asker yetiştirmektedir ve bunun için hiçbir ücret almaz. Bu emek ona kutsal bir görev olarak kabul ettirildiğinden bunu genelde sorgulama gereği de duymaz. Kendini ‘’yu öleci bir ruh empoze etmiştir.

Kapitalizm kadın emeğinden daha fazla yararlanmak adına bu emeği çeşitli alanlardaki iş yerlerine de sürdü zamanla. Bu, kadın için olumlu bir gelişmenin adımlarından biri oldu. Böylelikle ekonomik bağımsızlığına kavuşan kadın kendi gücünü, emeğinin değerini görmeye başladı. Kendini tek başına da var edebilmesinin koşulları açıldı. Ekonomik olarak bağımsızlaşan kadın evde kocasıyla çatışmaya başladı. Bu ise erkeğin erkek egemen duygularına ağır geldi: Ne demek oluyordu kadının kocasının sözü üstüne söz söylemesi!10696188_927468250614737_5969399590080897975_n

Eskisine nazaran boşanma oranlarının artmasının en önemli sebeplerinden biri de budur. Kadını ne olursa olsun çalıştırmak istemeyen erkekler de var elbet. Fakat bu sefer de aileye yoksulluk vurur. Yoksulluk derinleştiğinde de çatışma başlar ve sonuç yine boşanma.

İki kişi arasına evlilik adı altında gerilen tutsaklık zinciri inceldiği yerden kopuyor. Kopsun. Evlilik, aşkın yasal veya meşru alanı olamaz. Evlilik ile aşk aynı anlama sahip değildir.

Evlilik çiftlerin birbirlerini ipotek altına alması, kendilerine dışa kapalı bir hücre kurmasıdır. Aşkın ise doğasında özgürlük vardır. Aşk ile evlilik her zaman çatışmak zorundadır. Çünkü aşk, evliliğin çorak toprağında filizlenmez, tomurcuklanmaz, meyve vermez. Evlilikle birlikte zincirle bağlanan aşk, kişilerin birbiri üzerinde mülkiyet hakkını doğurur. Dolayısıyla böylelikle kıskançlığın, aldatmanın, şiddetin başlaması neredeyse kaçınılmaz bir hal alır. Boşanma hakkı olsa bile, erkek ile kadının toplumsal koşulları bir olmadığından dolayı kadının buna cesaret edebilmesi zordur. Televizyonda ‘’ Eşinden ayrılan kadın, eski kocası tarafından kaçırılarak ormanda tecavüze uğradı’’ ya da ‘’ boşanmak isteyen kadın, kocası tarafından boğazlanarak öldürüldü’’ haberleri boşuna verilmiyor. Ama bu zorluğa rağmen en başta belirtildiği gibi 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor.

Taraflar tutsaklık koşullarına daha fazla dayanamıyorlar. İnsanlığın doğal özgürlük eğilimleri, bu zinciri kırmaya zorluyor. Fakat, var olan koşullar ve bilinçsizlik, kırılan bir zincir halkasını başka bir zincirin halkasına bağlamaya yetiyor. Boşanan kadın eğer öldürülmezse, ya anne-babasının evine dönüyor ya da yeni bir koca bulup onunla bir aile kuruyor. Sonuçta değişen bir şey olmuyor.

Evlilik-aile kurumu çürümüye yüz tutmuş ve bu çürümeden kaynaklı kendine sürekli kurbanlar yaratmaktadır. Nasıl ki ilkel komünal dönemde böyle bir kurum yoktu, geleceğin komünal toplumunda da böyle bir kurum olmayacaktır. Aşk özgürleşecek, kişiler aşklarını gönüllerince yaşamaları için imamdan veya devletten (-ki devlet, din gibi kurumlar olmayacaktır) onay almak zorunda kalmayacaktır.

Berker Yenici

Dünyalılar

Rastgele Haber

Uçsuz Bucaksız Bir Evren…

Bana sorarsanız uzayı zamanı düşünmek, güneş sistemlerinin fotoğraflarını görmek bile içimi genişletiyor. Bir zerre olmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir