Home / Güncel / ‘HAYIR’IN DA BİR DİLİ OLMALI

‘HAYIR’IN DA BİR DİLİ OLMALI

‘HAYIR’IN DA BİR DİLİ OLMALI

Evet ve Hayır ideolojisinin ‘dilsel’ alandaki savaşımı dikkat edilmesi gereken bir detaydır. Fakat ilk önce ideolojinin genel bir anlamını açıklayarak yazıma başlayacağım. İdeolojinin birçok tanımı olmasına rağmen aslında genel olarak ideoloji insan zihninin işleyişine ilişkin olarak açıklanmalıdır ve bu zihinsel işleyişin bir grup ya da sınıf bilinci olarak karşımıza çıktığını bilmeliyiz. Bize göre, ideoloji, bir grubun, sınıfın ya da öbür toplumsal oluşumların üyeleri tarafından paylaşılan bir toplumsal biliş biçimidir (J. Fiske & Taylor ).

referandum

İdeolojinin enformasyona dönüştürülüp dolaşıma sokulmasında ortaya söylem çıkmaktadır, ve ortaya çıkan o söylemler bir ideolojinin yansımalarıdır. Dil de söylemin temel ilkesidir ve gücünü söylem aracılığıyla ideolojiler -iktidara ulaşmış ideoloji de dahil- yaratabilmesinden alır. Birçok perspektife göre düşüncelerimizin oluşmasında ve sistematiksel bir şekilde gelişmesinin temelinde dilin icadı vardır. Dil sayesinde düşünür ve iletişimde bulunabiliriz (F. Nietzsche: “insan konuşan bir hayvandır” demesinin sebebi de, insanın ‘dil’ ile düşünmeye başlamasındandır). Bilincin ve bilginin üretiminde dilin bu kadar önemli olması, üzerinde büyük bir mücadele alanı oluşmasına sebep olmuştur. ‘Hegemonya’ kavramsallaştırılmasında sonu olmayan ideolojik bir mücadele alanından bahseden A. Gramsci’ ye benzer bir şekilde, bu tarz mücadelenin dil üzerinde olduğunu da V. N. Voloshinov analiz etmiştir. “Dil ve göstergeler sınıf savaşımının bir alanıdır” (V. N. Voloshinov).

Yukarıdaki bu bilgileri günümüzdeki bir olayla somutlaştırmak istediğimiz de, Türkiye’deki başkanlık sistemi oylamasındaki sürece başvurabiliriz. Bir taraf Evet diyor, diğer taraf Hayır. Yani geniş kapsamdan bakarsak bir ideoloji gurubu bazı olgulara evet diyor, diğer ideoloji gurubu ise hayır. Bu durumda Evet diyenlerin kullandığı söylemlerden; ideolojilerinin ritüellerini, değerlerini, perspektiflerini yakalayabiliriz. İktidar boyutundan dolaşıma sokulan bu söylemler rastgele ve tesadüfen dolaşıma sokulmamıştır. Bilinçli bir şekilde tabana yollanır. Savaş, ötekileştirme, bilim düşmanlığı, kadın düşmanlığı vs gibi olguların ‘dilsel’ boyutlardaki yansımalarını, evet cephesinin iktidar ve toplumsal boyutlarında görüyoruz zaten. ‘Biz’ ve ‘Onlar’ diye başladıkları cümlelerde net ve sert ayrımları/ötekileştirmeyi, polisimiz destan yazıyor dediklerinde savaş ideolojilerini, kadın mıdır, kız mıdır bilmem dediklerinde kadın düşmanlığını, akademinin değerli bireylerine terörist diye hitap ettiklerinde bilim düşmanlığını görmemiz gibi . Ya da evet kampanyalarında kullandıkları dil de gösterdikleri perspektifler gibi. Kullanılan bu dil, şu süreçte, Türkiye de bir kesimin ideolojisi hakkında bilgi verir, ve bu kesimin iktidarı; dilsel mücadeledeki kullandığı kodları evet ile refarandumda meşrulaştırmaya çalışacak. Her evet onlar için bir biat etme ve onaylama göstergesidir. Pratiklere dökmeye hazırlandıkları ve/veya döktükleri olguların onaylanmasıdır. Tebaanın, efendisini onaylamasıdır, iktidarın dilsel mücadele alanında kullandığı dile evet demesidir (evet derken kendine de bir gönderme yapar evet diyen; ve iktidarın o dilini, yeri geldiği zaman kendisi de kullanmaktan çekinmeyeceğini ve bu durumdan rahatsız olmayacağını gösterir evet’i ile, fakat bunu bilinçsizce yapan büyük bir halk kitlesi olduğunu da unutmayalım). Hayır cephesi ise bu saydıklarımın hepsine biat yerine direniş ile cevap verenlerin kapsamlı sembolüdür. Hayır diyenler, muhalefet oluşturdukları evet kesiminin onayladığı dile karşı bir dil oluşturması da bu sebepten önemlidir. Direniş adına dolaşıma sokulan bu dil açık ve net bir şekilde ideolojisinin göstergesi olmalıdır.

Sonuç olarak biat etmenin yerine niçin direnişin seçilmesi gerektiğini gösteren dil kodlarının kabul görmesi ve kullanıma sunulması önemli bir ideolojik savaşım tekniğidir. Çünkü düşüncelerin sistematiksel alt-yapısında dil vardır. Dil mücadele alanlarının dikkat edilmeyen en güçlü silahlarındandır. Hayır diyorsan sen de kendi dilini oluşturup ortak zeminde buluşturarak meşru-müdafaanı yapmalısın. O sebeple de diyorum ki; ‘Hayır’ın da bir dili olmalı…

Süleyman Kaymaz

Dünyalılar – www.dunyalilar.org

 

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir