Home / Arka Bahçemiz / Kadın Mücadelesinin Öncülerinden Nezihe Muhiddin

Kadın Mücadelesinin Öncülerinden Nezihe Muhiddin

Hayatını kadın hakları mücadelesine adamış, fakat fikirleriyle otoriter devletten farklı bir yol çizmeye çalıştığı için ömrünü bir akıl hastanesinde unutulmuş şekilde tamamlayan Nezihe Muhiddin’in hikâyesi…

nezihe_muhiddin1

“İyi bir hatip, karizmatik bir kişilik, esaslı bir feminist” olarak tanınan Nezihe Muhiddin, Osmanlı feminizminin öncü kişiliklerinden biri olarak, Batı’nın etkinliklerini, yayınlarını izlediği Şair Nigar, Fatma Aliye ve Halide Edib’in de içinde yer aldığı büyük kadınlar kuşağının son üyesi idi.

Muhiddin, 1889’da İstanbul Kandilli’de doğdu. Eğitimini evde aldığı derslerle tamamladı; Arapça, Farsça, Almanca ve Fransızca öğrendi. Yirmi yaşına geldiğinde meslek hayatına başladı. İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebi’ne müdür tayin edildi. Burada jimnastik, lisan, piyano, biçki-dikiş derslerinin öğretmenliğini üstlendi. Daha sonra Selçuk Hatun Sultanisi, Kız Hayat Mektebi ve İzmir Hilal Sultanisi müdürlüklerinde bulundu. Savaş zamanı okulunu dikimevine dönüştürdü, İlk Tedavi Hastanesi’nde öğrencileriyle birlikte hastabakıcılık yaptı. 1929’da Gazi Osmanpaşa Erkek Orta Mektebi’ne atandı ve buradan emekli oldu. İki kez evlendi: Muhlis Ethem ve Memduh Tepedelenligil, ancak hiçbir zaman kendi soyadını kullanmaktan vazgeçmedi.

Okul dışında, kadın hakları için yürüttüğü faaliyetlere ara vermeden devam etti. Sabah ve İkdam gazetelerinde ilmi yazılar, Peyam-ı Sabah’ta edebi yazılar kaleme aldı. İlk romanı (Şebab-ı Tebah) 1911 yılında basıldı ve bunun dışında üç yüz kadar öykü, sahnelenmiş piyesler, operetler ve filme alınmış senaryolar kaleme aldı.  

Çalışan, üreten, rasyonel eğitim görmüş, meslek sahibi ve siyasal ve toplumsal hayata tam olarak katılan kadın, Nezihe Muhiddin’in idealindeki kadın kimliğini oluşturmaktaydı. Nezihe Muhiddin’in yaşamı boyunca benimsediği ve “kendi mefkûrem” diye adlandırdığı kadınlık mefkûresi, bugünün terimleriyle konuştuğumuzda kadınların kurtuluşu inancı, yani feminizmdi. Muhiddin’in düşüncesinde kadınlığın kurtuluşu öncelikle kadınların insan addedilmesi, sivil yaşama katılabilmeleri, toplumun üyeleri olarak kamu alanında yer almaları, toplumsal konumlarının yükselmesi; erkeklerde eşit düzeyde yurttaş ve toplumsal rolleri üstlenebilen, rasyonel, akıl yürüten modern insanlar haline gelmeleri isteği ve inancı demekti. nezihe_muhiddin

Muhiddin, Cumhuriyet’i “kadın hakları için uygun bir zemin” olarak gördüğünden daha Cumhuriyet ilan edilmeden, 15 Haziran 1923’te, kadınlara oy hakkı ve siyasal haklar talebiyle “Kadınlar Halk Fırkası”nı (KHF) kurdu. Parti programında kadınların milletvekili, hatta asker olması bile yer alıyordu. Partinin açılmasına izin alabilmek için vilayete başvuruda bulunuldu, fırkanın kurulması için hükümetten beklenilen yanıt, tam sekiz ay sonra geldi.

KHF’nin programındaki bazı maddeler nedeniyle, “kadınların oy kullanma hakkı yoktu” ve partinin kurulmasına izin verilmedi, üstelik KHF bölücülükle suçlandı. Bunun üzerine Muhiddin, talepleri daraltarak Türk Kadınlar Birliği’ni (TKB) kurdu ve mücadelesini bu derneğin çatısı altında sürdürdü. TKB’ye ilgi duyanlar olsa da, rejimin sözcüleri kadın hakları mücadelesiyle alay etmeye çalıştı.

 “…Kahvehane köşelerinde miskinane esrar çeken birine verilen bu hak, tahsili mükemmel bir kadından esirgenebilir mi?” diyerek Türk kadınına seçim hakkı verilmesinin gayet doğal olduğunu vurguluyordu.

Nezihe Muhiddin, Temmuz 1925’de Kadın Yolu dergisini çıkarmaya başladı. Ilk yazısı kadınlara siyasi haklar tanınması üzerine olan dergide, kadın hakları savunucusu genç erkek yazarlar da yazıyordu. TKB, Cumhuriyet Halk Fırkası’na üye olmak için 1926 yılında başvuruda bulundu. Kendisine verilen yanıt “kadınların hayır işleri ile uğraşmasının daha doğru olacağı” yolundaydı. Ama Nezihe Muhiddin kararlıydı. Nitekim 1927 yılında Denizli, Aydın, Afyon ve Diyarbakır’da şubeler açtı. Dahası, Cumhuriyet Halk Fırkası listelerinden seçimlere katılmak için kampanya başlattı.

“Biz, seçim hakkımızı elde etmeye dayalı idealimizden vazgeçmiş değiliz. Zira bundan vazgeçersek derneğimizin hiçbir varoluş nedeni kalmaz. Davamızın zaferi için ölünceye kadar çalışacağız. Bizim yaşamımız buna yetmezse hiç olmazsa bizden sonra gelenler için ortalığı temizlemiş oluruz.”

Dernek, kadınların seçme, seçilme hakkının olmadığı ilk seçimlerde inadına Nezihe Muhiddin’i ve Halide Edip Adıvar’ı aday gösterdi. (Halide Edip Adıvar hiç bir zaman TKB’ne üye olmamıştı, ayrıca sonradan yaptığı açıklamada da adaylığından haberdar olmadığını söyledi) Bu teklif de kabul edilmedi. Birlik bunun üzerine seçime erkek aday ile katılma kararı aldı. Ancak kendini “feminist erkek” diye tanıtan ve seçimler için bıyıklarını bile kestiren Kenan Bey alaylara tahammül edemeyince adaysız kaldılar.nezihe_muhiddin2

Bu arada, Türkiye Kadınlar Birliği’nin üye sayısı 1 000’e yaklaşıp, 4 ilde şube açılınca, hükümet, TKB’yi kapatma kararı aldı. Nezihe Muhiddin, 1927’de usulsüz bir kongre ile TKB’den dışlandı ve zimmetine para geçirmekle suçlandı. Yunus Nadi, gazetesinde olayı “Oh! Çok şükür kurtulduk” şeklinde değerlendirecekti. TKB bundan sonra bir daha geri dönmemek üzere siyasi hattını değiştirecek, kadın hakları politikalarından uzaklaşacak, 1935’te “kendini feshedene” kadar hayır işlerine ve İstanbul’un çevre köylerindeki köylü kadınların eğitimine ağırlık verecekti. Sonraki yıllarda varlığını tam da rejimin istediği gibi bir yardım derneği olarak devam ettirdi ve hiç bir zaman “aşırı” isteklerde bulunmadı.

fft64_mf1232392

İstanbul’da 1935 yılındaki Uluslararası Feminist Kongre’ye ev sahipliği yapan TKB, kongre sonrasında, “Cumhuriyet kadınlara bütün hakları vermiştir, kadınların artık örgütlenmesine gerek kalmamıştır” gerekçesiyle kapatıldı. Kadınların 1908’den beri ısrarla talep ettiği siyasi haklar, kadınlara ancak 1934’te tanınmıştı.1935 seçimlerinde de Nezihe Muhiddin bağımsız milletvekili adayı oldu; ancak kazanamadı.

Bundan sonra Nezihe Muhiddin’den hiçbir gazete ve dergi bahsetmez oldu. Muhiddin küsüp köşesine çekildi, kendini edebiyata verdi. Bu dönemde 20 roman, 300 öykü yazdı. 1958’de lstanbul’da bir akıl hastanesinde yapayalnız vefat etti. Cenazesine TKB’li arkadaşlarından hiç kimse katılmadı.

Detaylı okuma için: www.obarsiv.com/pdf/YaprakZihnioglu_NB.pdf

Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kaynaklar:

Aykırı Kadınlar: Osmanlı’dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri – Hüseyin Aykol

Kadınsız İnkilap _ Yaprak Zihnioğlu

www.agos.com.tr/tr/yazi/5987/unut-tur-ulmus-bir-oncu-nezihe-muhiddin

www.tgb.gen.tr

Dünyalılar

 

 

Rastgele Haber

İktidar ve Özgürlük Kavramlarına Dair Düşünceler

Mevcut iktidarları eleştiriyor olmanız, baskılara karşı çıkmanız, düşünceyi ifade özgürlüğünden, demokrasiden bahsediyor olmanız sizi gerçek …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir