Home / Arka Bahçemiz / Kal Savaş Ya da Geri Çekil Hayatta Kal!

Kal Savaş Ya da Geri Çekil Hayatta Kal!

Kal savaş ya da geri çekil hayatta kal! Muhteşem bir makine olan insan vücudu dahil doğadaki hemen her şey bu hareket tarzıyla yaşıyor. Bir çeşit hayatta kalma oyunu. Türlerin devamı için mutlak bir refleks.
kurtlar_wolf

Yaralarımızın üzeri kabuk bağlıyor, kabuğun altında faydalı hücrelerimiz dış etkenlerden uzak harıl harıl çalışıyorlar. Bu çalışma bitmeden kabuğu soymaya kalktığımızda yaranın iyileşme süreci uzuyor. Çünkü vücut her seferinde, hücrelerin rahat çalışabilmesi için önce kabuğu oluşturması gerekiyor.

Bayılıyoruz, vücudumuz şok durumundadır yani beynimize yeterince kan dolayısıyla oksijen gitmiyordur. Bayılmak vücudu dik durumdan yatay pozisyona gelmeye zorluyor böylece beynimize kan ve oksijen gitmesi sağlanıyor. Kısa bir süre sonra da zaten ayılma gerçekleşiyor. Bayılma durumlarında, baygın yatan kişinin etrafı sarılmaz ve ayaklar yaklaşık 45 derece açıyla yukarı kaldırılıp rahat bırakılırsa kısa bir süre sonra ayılacaktır.

Yaralanmalarda cenin pozisyonu alıyoruz, en rahat nefes alınan, boğazda yabancı bir cisim varsa öksürükle dışarı atma şansını yaratan ve kendi kusmuğumuzla boğulma ihtimalini ortadan kaldıran bu pozisyondur. Anne karnında aynı yatış şekliyle 9 ay hayatta kalabildiğimizi unutmayın.

Kırık veya çıkık olan bölge anında şişiyor, bölge vücudumuz tarafından koruma altına alınıyor, şişlik hem yürümememiz gerektiğini anlatıyor (yürümeyi zorlaştırarak) ve hem de kemiklerin birbirine değmesinin ve dolayısıyla işin daha da kötüye gitmesinin önüne geçiyor.

Kan pıhtılaşıyor, kanamanın durup sorunun daha da büyümeden önlenebilmesi için. Kanama pıhtılaşma yoluyla ya da dışarıdan ilk yardım yöntemleriyle durdurulamazsa organlar sırayla (parmak, iki parmak, el, kol) kangren oluyor, vücut tamamını kaybetmemek için bazı organları feda ediyor (geri çekil hayatta kal).

İlk yardımın 1. kuralı, “birşey bilmiyorsan hiç dokunma” dır. Çünkü vücut hayatta kalmak için yapması gerekeni zaten yapacaktır (yanan bir arabada sıkışmış birini çıkarmak gibi olağanüstü haller hariç, çünkü adamı çıkarmazsan zaten yanarak ölecek böyle durumlarda birkaç kaburga feda edilebilir).

Kavgada adamın bizi haklayacağı kesinse kaçarız, ‘erkekliğin yarısı kaçmadadır’ diyen atalarımız bu sözü boşuna söylememişlerdir.

Uyuyoruz, kan dolaşımı yavaşlıyor, vücut ertesi günkü ağır tempo için güç topluyor organların bakımını yapıyor. Özellikle kalp için uyumak hayati bir konu, karanlıkta uyumak ise hem beynimiz ve hem de gözlerimiz için çok faydalı.

Gece kabuslar görüyoruz, beyin bu sırada iki şey yapıyor olabilir. Daha önce yaşadığımız ve çok etkisinde kaldığımız bir olayı işliyor ya da sidik torbasına basınç yapan çişimizi yapabilmemiz için bizi uyandırmaya çalışıyor. Ters bir pozisyonda yatıp çeşitli uzuvlarımıza kan gitmesini engelliyorsak kangrenin önüne geçmek için uyandırılmaya çalışılıyor da olabiliriz.

Özellikle sabahları veya günün herhangi bir anında gerneşme ihtiyacı hissederiz, çünkü hareketsiz kalan kaslarımız gerneşmeyle harekete geçirilir ve makine (vücut) bir anlamda yeniden ve her noktasında çalışmaya başlar.

Hapşururuz veya öksürürüz, mikropları ya da çeşitli organizmaları vücudumuzdan dışarı atmalıyız.

Vücudumuzun bu kendi kendini onarma ve çeşitli teknikler kullanarak hayatta kalma beceri ve reflekslerinin doğada, insan ilişkilerinde, hatta toplumların tarihlerinde birçok karşılığı var. ‘Kral öldü yaşasın yeni kral’ derken de insanlar farkında olmadan kral hikaye esas olan hayatta kalmaktır mesajı verirlerdi. Kanuni, Hürrem’e olan aşkından ve yazdığı şiirlerden dolayı mı seviliyordu sanıyorsunuz? Kanuni döneminde insanlar Osmanlı tebaasına geçmek için can atıyorlardı, çünkü Osmanlı güçlüydü, o dönem hayatta kalmak için en iyi yöntemlerden biri kapağı Osmanlı’ya atmaktı. Aynı sülalenin çocukları olmasına ve aynı tahtın üzerinde oturup hemen hemen aynı büyüklükte hareme sahip olmalarına rağmen birçok Osmanlı padişahı (kardeş cinayetlerinin dışında) bu aynı tebaa tarafından ve çoğunlukla vahşice tahttan indirilmiştir. Bu kavgalarda elbette iktidarın mutlak ve fiili gücüne sahip olma isteği var, ancak gelecek korkusu, istikrarın bozulma riski, toplamda gücü kaybetme ve elbette geçmişe özlem ve onu aşma isteği de etkili olmuştur.

İş ve özel ilişkilerimizde yine bu refleksi zaman zaman gösterdiğimizi biraz düşününce hemen anlayacaksınız.

Evet aslında kural basit.

Kal savaş ya da geri çekil hayatta kal!

Deniz KARTAL

Ocak 2013

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir