Home / Genel / Siyasetin Dili ya da Dil Üzerinden Siyaset-I

Siyasetin Dili ya da Dil Üzerinden Siyaset-I

Dil üzerinden yürütülen siyaseti yakın siyasi tarihimiz üzerinden belgelerle değerlendiren Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, “seçim ve siyasette dil serbestisini getirenin, cumhuriyet ve ulus devlet olduğu; bu konuda dil yasağına zirve yaptıranın ise, kendilerini meşru göstermek için ulus devleti ve cumhuriyeti de sömüren darbeler ve 12 eylül olduğu, artık görülebilmelidir” dedi. Eminağaoğlu’nun siyasette kullanılan dil üzerine değerlendirmeleri şöyle:

“Siyasi partiler, demokrasilerin olmazsa olmaz koşuludur. Ancak ülkemizde hala daha günceli ve hukuksal gelişmeleri de yansıtmayan seçim ve siyasi partiler ile ilgili yasalar yürürlükte olduğundan; siyaset, demokratik toplum gereklerine uygun biçimde yapılamamaktadır. Bu yazının konusunu, siyasetin dili yani kuralları değil de, siyasette kullanılan dil oluşturmaktadır. Yazıda siyasi partilere yönelik söylenenler, kuşkusuz seçimlerde bağımsız aday olanlar için de geçerlidir.

Resmi makamlar, seçimlerde de siyasi partilerle de ilişkilerinde, resmi dilin varlığı uyarınca resmi dil kullanacaklarından, bu boyut yazının kapsamı dışındadır. Her gerçek ve tüzel kişi gibi, siyasi partiler de tüzel kişilikleri gereği, resmi birimlerle olan ilişkilerinde kuşkusuz resmi dil kullanacaklardır. Ancak halk ile olan ilişkilerinde, yine resmi nitelikte olmayan ilişkilerinde ise, resmi dil kullanacakları hususu siyasi partilere hiç bir biçimde dayatılamaz.
***
CHP’de hazırlanan yeni Kürt rapor taslağında, siyasetteki dil yasağının kaldırılması isteğinin de yer aldığı bilgisi basına yansımıştır. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bir kesim hemen, bu adımın ulusal bütünlüğe aykırı olduğunu ortaya atarken, diğer kesim ise dil konusunun ulus devletin tek tipleştirici adımlarından biri olduğunu ve siyasetin de bu kapsama alınmak yoluyla kalıba sokulduğunu, dil konusundaki tek tipleştirici düzenlemenin kaldırılmasıyla demokratik toplum gereklerine uygun bir ortam varolacağından, siyasetin özgürleşeceğini ifade etmektedirler. Oysa her iki görüşte gerçeklerden kopuktur. Bu tartışmalar, aydın denilen kesimlerdeki cumhuriyet ve ulus devlet anlam ve tanımının ne hale geldiğini de ayrıca gözler önüne sermektedir. Sonraki adımların sağlıklı atılabilmesi için seçim ve siyasette dil serbestisini getirenin, cumhuriyet ve ulus devlet olduğu; bu konuda dil yasağına zirve yaptıranın ise, kendilerini meşru göstermek için ulus devleti ve cumhuriyeti de sömüren darbeler ve 12 eylül olduğu, artık görülebilmelidir.
***
1924 anayasası döneminde anayasada milletvekili seçilebilmek için açıkça Türkçe okur yazar olmak koşulu yer almakta idi. Bu hüküm 1961 ve 1982 anayasalarına taşınmamıştır.
1924 anayasası döneminde milletvekilleri için aranan dil koşulu, doğal olarak o dönemdeki milletvekili seçim yasalarına da yansımıştır. Ayrıca diğer yasalara konulan hükümler uyarınca da, il genel meclisi seçimlerinde, belediye başkan ve belediye meclis üyelikleri seçimlerinde, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde de bu koşul aranmıştır.
1961 anayasasında milletvekilleri için anayasada türkçe bilme koşulu yer almadığından, bu koşul milletvekillerine ilişkin yasada da yer almamış ise de, milletvekilleri dışında kalan kesim hakkkındaki diğer yasalarda 1963 yılında yapılan değişiklikler sonucunda; il genel meclisi seçimlerinde, belediye başkan ve belediye meclis üyelikleri seçimlerinde, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde, seçilebilme yeterliliği açısından türkçe bilme koşulu yine aranmıştır.
1982 anayasasında da milletvekili olabilmek için 1961 anayasasında olduğu gibi türkçe bilmek koşulu yine aranmamıştır. 1984 yılında yapılan yasa değişiklikleri sonucunda ise, il genel meclisi seçimlerinde, belediye başkan ve belediye meclis üyelikleri seçimlerinde, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde, seçilebilme yönünden artık türkçe bilme koşulu tamamen kaldırılmıştır.
***
1924 anayasası dönemindeki yasalarda, seçim propagandalarının Türkçe yapılmasına yönelik bir hüküm bulunmamaktadır.
1961 yılında yürürlüğe giren seçimlerin temel hükümlerine ilişkin yasada, “seçim propagandalarında arap harflerinin ve yazılarının yasak olduğu” belirtilmiş ve aykırılık durumunda da adli yaptırım öngörülmüş iken, bu hüküm 1979 yılında yapılan bir değişiklikle “seçim propagandalarında Türkçe’den başka dil ve yazı kullanılmasının yasak olduğu” şeklinde değiştirilmiş ve yaptırımı da korunmuştur.
Seçimlerin temel hükümlerine ilişkin yasada yer alan bu yasaklama 1982 anayasası döneminde de devam etmiş ve 1993 yılında yapılan yasa değişikliği ile hapis olan yaptırımın ağırlığı artırılmış, halen de yürürlükte bulunan bu yasada 2010 yılında yapılan değişiklikle ise anılan hüküm,”siyasi partiler ve adayların yapacakları propagandalarda Türkçe kullanılması esastır” şeklinde değiştirilmiş ve bu hükme aykırılık konusunda ise artık bu yasada herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir.
***
Dil konusunda seçimlere yönelik yasalardaki süreç özet olarak böyle. Yer sorunu nedeniyle siyasi partiler hakkındaki yasaları da haftaya özetleyip, değerlendirmemizi ise iki konuyu da genel hatları ile ortaya koyduktan sonra yapalım…”

(13.07.2013’te Sol’da yayınlanmıştır)

Rastgele Haber

Türkiye’de kadın olmak

9 Mayıs Dünya İstatistik Günü. İstatistikler kadınlar için ne gösteriyor dersiniz? Sadece rakamları paylaşalım yorum …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir