Home / Yaşam / BAŞKA TÜRLÜ BİR HAYAT SÜRDÜRMEK MÜMKÜN

BAŞKA TÜRLÜ BİR HAYAT SÜRDÜRMEK MÜMKÜN

Onlar hepimizin kurduğu ama bir türlü gerçekleştirmek için harekete geçemediği hayalleri gerçek kılan, “iyi şeyler yapan güzel insanlar”…

baska-turlu-bir-hayat-surdurmek-mumkun-6414061

Boş arazide tarım yapan, evinde ekmek pişirip satan, köyden aldığı ürünleri pazara sunan, hayvanları tedavi eden. Buğday Derneği’nin bir araya getireceği bu güzel insanlar, Kadir Has Üniversitesi’nde bugün hikâyelerini paylaşacak…

Onlar hepimizin kurduğu ama bir türlü gerçekleştirmek için harekete geçemediği hayalleri gerçek kılan, “iyi şeyler yapan güzel insanlar”… Kimi şehirdeki kariyerini bırakıp köye yerleşip çiftçi oldu, kimi şehrin çeperlerindeki boş alanlarda tarım yaparak sağlıklı beslenmenin yollarını arıyor… Kimi çevre daha fazla kirlenmesin diye bisikletiyle kurye hizmeti veriyor, kimi başkaları da sağlıklı beslensin diye evinde yaptığı ekmekleri satarak geçimini sağlıyor. Birçoğu geçimini ‘doğal’ yollardan kazanan bu insanlar Buğday Derneği’nin organizasyonuyla, Kadir Has Üniversitesi’nin ev sahipliğinde bugün hayallerini nasıl gerçekleştirdiklerini anlatacaklar. O ‘güzel insanlar’ ve yaptıkları ‘iyi şeyler’den bazıları şöyle:

– PERMAKAMP: Permakamp, şehirde yaşamak zorunda olup da kendi gıdasını üretecek yer arayanların yardımına koşuyor. Permakamp’ı bir “ortak yaşam alanı projesi” olarak tanımlayan kurucularından Alpay Oğuş, amaçlarının şehirde yaşamak zorunda olan insanların gıda üretimi yapmasını ve gıda birliği sağlaması olduğunu söylüyor. Oğuş’a herkesin aklına gelen soruyu yöneltiyoruz: İstanbul’da tarım yapılacak arazi kaldı mı? Kalmış. Oğuş, ilk adım olarak Beykoz’da bir tarım arazisi bulduklarını ve bir senedir ektiklerini anlatıyor. 17 dönümlük alanda, buğday, bakla, bezelye, nohut, kabak ve ayçiçeği üretiliyor; çocuklar için böcek, kuş, toprak eğitimleri veriliyor, ayrıca kış için hep beraber tarhana, turşu, salça yapılıyor.

– BİSİKLETLİ KURYE: O, araç sürücülerinin şikâyetçi olduğu, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak motoru ile son sürat otobanlarda yol alan kuryelerden değil. Serkan Ercan, yurtdışında örnekleri olan bisiklet kuryeyi, Türkiye şartlarında hayata geçiriyor. 10 kilometreyi 15 dakikada kat eden kurye günde 350 civarında siparişi yerine ulaştırıyor.

Birikletli kuryelerin taşıyabildikleri yük ağırlığı da 180 kilogramlara varabiliyor. Böylece sıfır karbon emisyonu salımı ile güleryüzlü, sporcu, işini seven ve spor yaparken gelir elde etmeyi hedefleyen bir ekip karşımıza çıkıyor. Ercan da herkese çağrıda bulunuyor; “Bisiklet Kurye’yi tercih ettiğinizde, aktif olarak iklim değişikliği ve yerel çevrenize yayılan zehirli gazların salınımını azaltmak için mücadele etmiş olursunuz.”

– FIRINIMDAN EKMEKLER: Bir baba 2014 yılı Kasım ayında kendi ekmeğini evde kendisi yapmaya başladı. Bir süre sonra önce yakınlarına derken kulaktan kulağa yayılan ünü ile haftada yaklaşık 40 eve, tamamen ekolojik ürünlerle ve kendi hazırladığı ekşi mayayla yapılmış ekmek girmeye başladı.

– BİSİKLETLİ SAHAF: Filiz ve Rüzgar, listelerinden seçilen kitapları kendilerine ulaşan dostlarına bisikletle ulaştırarak satıyorlar.

– LİSİNİA ÇİFTLİĞİ: Veteriner hekim Öztürk Sarıca, 2005’te Burdur Gölü kıyısında, Türkiye’deki ilk ‘Yaban Hayatı Merkez’lerinden birini kurdu. Sarıca merkezde yaralı hayvanları tedavi ediyor, hayvanlar tarım ilaçlarıyla zehirlenmesin diye göl havzasında ekolojik lavanta üretiyor.

– ORMANEVİ: Kuzen olan Durukan ve Volkan, 20’li yaşlarının sonlarında şehirdeki işlerini bırakarak biga’da dedelerinden kalma köy evine yerleşerek, burada çiftçilik yapmaya başladılar. Ormanevi adını verdikleri köy evlerinde çalışmak için bekleyenlerin sırası bir hayli uzun.

– TOHUMDAN SOFRAYA: Genç bir çift, ‘köye yerleşme’ hayalleri kurarken yaptıkları seyahatlerde “Kime satacağım diye üretmekten korkanla, kime güveneceğim diye market raflarına sıkışıp kalmışlar”ın birbirine uzak olduklarını görüp aradaki köprü olmaya karar verdiler. Şimdi Çanakkale’ye yerleşen çift, 15 günde bir köylüden aldıklarını, İstanbul’daki alıcılara ulaştırıyor.

-MAKARNA LÜTFEN!: Sebze sevmeyen kocası ve çocuğuna sebze yedirebilmek için evde yaptığı makarnanın içine karnabahar koymaktan, organik sertifikalı bir markaya dönüşerek, çocukları bu sağlıklı makarnalarla buluşturma hikâyesi.

KIR ÇOCUKLARI

Çekirdek bir aile; öğretim görevlisi bir adam, mimar bir kadın, iki çocuk. Herkesin konuşup cesaret edemediği şeyi yaparak, şehirden köye taşınıyor. Şehirlinin bilgisi ve köylünün emeği birleşince merhemlerden sabunlara; doğal destek ürünlerinden doğal gıdalara birçok ürün hayat buluyor.

Milliyet

Dünyalılar

Rastgele Haber

Tartışmada Son Sözü Söyleyen Kazanır mı?

Neden tartışmalarda son sözü söyleyen kişi olmak istiyoruz. Son sözü söylemezsek kendimizi rahatsız ve tartışmayı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir