Home / Başka Dünya / Farklı bir şey yapmak: Okula gitmeden büyümek

Farklı bir şey yapmak: Okula gitmeden büyümek

“Düşünün ki sö­zünü ettiğiniz ve hayalini kurduğunuz devrimi gerçekleştirdiniz. Siz, kişisel olarak, o toplumda nasıl yaşardınız? Gelin öyle yaşamaya şimdi başlayın! O zaman ne yapacaksanız, gelin şimdi yapın. O şe­kilde yaşamanıza izin vermeyecek engellerle, insanlarla veya olay­larla karşılaştığınızda, onların üzerinden, etrafından veya altından nasıl geçeceğinizi veya yolunuzun üzerinden nasıl atacağınızı düşün­meye başlayın…”Okula gitmeden büyümek

Evde ve kendi geniş dünyalarında öğrenime başlamak için ya­kın zamanda okulu bırakmış üç gençle birlikte oturuyorum. Önümüzdeki masaya olasılıklar hakkında notlar serili; Anna’nın yap­mak veya daha fazla şey öğrenmek istediği şeylerle ilgili beyin fırtınasına cevap olarak alelacele karaladım; “Evsizler barınağını ara; deniz biyologluğu konusunda bir şeyler bul.” Adrienne ile üzerinde çalıştığı makale ile ilgili konuşmak üzere gelecek hafta buluşmak üzere anlaştık. Ariel, matematik ödevlerini yapmaktan ziyade matematiksel düşünmenin ne anlama geldiğini anlamasına yardımcı olacak biriyle çalışmak istediğini söylüyor…

“Neden okul senin için iyi değildi?” diye soruyorum.

Adrienne, “Benim gerçekten ihtiyaç duyduğum şeye kimse dikkat harcamıyordu ve benim için kendimi ciddiye almak ger­çekten de zordu. Her zaman kendimden şüphe ediyordum.”

Ariel ekliyor; “Oraya uyum sağlamak zor, ama uyum sağlamak zorundasın. Okul çocukları birbirine karşı kışkırtıyor.”

“Ve bütün gün boyunca, o ışıkların altında kafese kapatılıyor­sun” diyor Anna. “Bu sanki cezalandırılıyormuşuz gibi hissetti­rirdi.”

Ne­den bu çocukları, evde eğitimin büyüyen bu mahsullerini ve on­ların arkadaşlarını; yıllarca okul dışında, evde eğitilmişleri dinli­yorum ve onların zamanımızın en önemli eğitim eleştirmenleri olduklarını hissediyorum?

John Holt 1970’te, “Suçun kimde olduğu­nu tartışmanın manası yoktur. Çok farklı bir şey yapmanın vakti gelmiştir.”diyordu. Evde eğitim farklı bir şeyler yapmakla ilgili­dir. Evde eğitim görmüş çocukları dinlemeye değer; çünkü sırtımızı eski varsayımlara dayamamıza izin vermezler, çünkü verimli, ilgi alanlarıyla yüklü, öğrenmeye heveslidirlerJH+Writing

Holt, Growing Without Schooling (GWS)’in (Okula Gitmeden Büyümek) ilk sayısını 1977 yılında ülkenin dört yanına dağılmış olan ve çocuklarına okul dışında eğitim aldıran aileleri destekle­menin bir yolu olarak yayımladı. Holt uzun yıllar öğretmenlik yapmıştı ve Çocuklar Neden Başarısız Olur çalışması ve kitapları onu 1970’lerin okul reformu hareke­tinin merkezinde konumlandırdı. Derginin ilk sayısında şöyle olacağını yazdı:

“Bülten, genç veya yaşlı insanların bir şeyler yapmayı öğrenebile­ceği, beceriler kazanabileceği, okul eğitimi sürecinden geçmek zorunda kalmadan ilginç ve faydalı işler bulabileceği yöntemler hakkında olacaktır. Bu bültene başlarken, önemli ve kalıcı toplumsal değişimin insanlar yalnızca siyasi görüşlerini veya partilerini değil, hayatlarını da değiştirdikleri zaman gerçekleştiği teorisini fiiliyata geçiriyoruz.

Holt’un ilk sayıda söylediği gibi Growing Without Schooling, “insanların daha az çaresiz hissetmesini sağlayacaktı“, çünkü in­sanlara kendileri için bir şeyleri değiştirebileceklerini, bütünüy­le bir devrimin gerçekleşmesini beklemeden kendi hayatlarında yeni çözümler yaratabileceklerini gösterecekti.

İlk sayıdan on sekiz yıl sonra, GWS yayımlandığında henüz be­bek olan pek çok çocuk tüm yaşamlarını, okula gitmeden okuya­rak, yazarak, oynayarak, araştırarak, toplumdaki yetişkinlerle ça­lışarak, her türden konuyu öğrenerek geçirdi. Geleneksel okuma talimatları olmadan okumayı öğrendiler; pek çok insan okula git­meden arkadaş edinmenin imkânsız olduğunu düşündüğü halde arkadaşlar edindiler; seçkin kolejlere kabul edildiler ve ilginç işler buldular. John Holt 1981 yılında evde eği­timle ilgili “Kendi Kendinizi Eğitin” adında bir kitap yayımladı ve 1985 yılında hayatını kaybedinceye kadar GWS’yi yayımlamaya ve evde eğitim alanlardan öğrenmeye devam etti.

Holt, ilk kez 1972 yılında yayımlanmış olan Özgürlük ve Ötesi çalışmasında şöyle diyor:

“Bir zaman kapsülünün içinde geleceğe seyahat ettiğimi ve bugün­den beş yüz yıl ileride, zeki, insancıl ve yaşamı zenginleştiren bir uy­garlıkta durduğumu hayal edin. İnsanlardan biri bana rehberlik et­mek ve toplumunu bana anlatmak için benimle buluşmaya geliyor. Bana insanların nerede yaşadığını, çalıştığını, oynadığını gösterdikten sonra bir noktada ona şöyle soruyorum:

‘Peki, okullarınız nerede?’

‘Okul mu? Ne okulu?’

‘Okullar insanların bir şeyler öğrenmek için gittikleri yerlerdir.”

‘Anlamıyorum’ diyor, ‘insanlar her yerde, bütün mekânlarda bir şeyler öğrenirler.”

‘Onu biliyorum’ diyorum, ‘ama okul sizi eğiten, öğrenmenize yar­dımcı olan özel insanların olduğu özel bir yerdir.’

‘Özür dilerim ama hâlâ anlamıyorum. Herkes herkesin bir şeyler öğrenmesine yardımcı olur. Bir şey bilen veya bir şey yapmayı bilen herkes, o konuda daha fazla şey öğrenmek isteyen bir başkasına yar­dım edebilir. Neden bunun için özel insanların olması gereksin ki?

İstediğim kadar uğraşayım, neden eğitimin hayatın geri kalanın­dan ayrılması gerektiğini, bunun bir zorunluluk olduğunu düşündü­ğümüzü net olarak anlatamam. Bu benim okulsuz bir toplumla ilgili ilk görüşümdür. O zamandan beri okulsuz bir toplumun, öğrenmenin hayatın geri kalanından ayrı değil, tam da onunla bir arada olduğu, onun bir parçası olduğu bir toplumun, ulaşmak için yüzlerce yıl bekleyebileceğimiz bir lüks değil, bu yönde olabildiğince hızlı hareket etmemiz ve çalışmamız gereken bir şey olduğu hissine sahip oldum”

Öğretmenler,müfredatlar, organi­zasyon; bunlar kendi başlarına okula özgü şeyler değildir. Biri­leri öğretmenler tayin ettiğinde, onlara neleri öğreteceklerini söylediğinde, öğrenciye içeriğe dair söz hakkı vermediğinde, yardımı zorunlu kıldığında, müfredatı bireysel değil kurumsal ihtiyaçlara göre dayattığında, tüm bunlar okula özgü uygulama­lar olurlar. Fakat öğretmenler özgürce seçildiğinde, yardım talep edildiğinde ve müfredatla organizasyon gerçek ihtiyaçlara ve hedeflere hizmet ettiğinde bütün bu kav­ramlar son derece farklı durumları ifade ederler.

Holt’un rehberi, notlara ve diğer dışsal motivasyonlara duyu­lan ihtiyacı anlamayacaktır. Herkesin her zaman öğrendiği bir dünyada, insanlar kendi enerjileriyle, kendi sebepleriyle öğ­renirler ve öğrenmelerini sağlaması veya ne kadar başarılı olduk­larını söylemesi için not vaadine veya tehdidine ihtiyaç duymaz­lar.

Genç insanlar neyin önemli veya gerekli olduğuna karar verebilecek yeterliliktedir ve bir kez karar verdiklerinde hayal edebileceğimizden çok daha sıkı çalışma becerisine sahiptirler. Çocuklara kendileri için neyin önemli olduğuna karar verme ve seçilmiş hedefleri ile belirli görevler arasındaki ilişkiyi kavrama şansını vermekten aciz kaldıktan sonra okullar, çocukların tem­bel, başarısız ve isteksiz olduğu sonucuna vardılar.

İnsanların yalnızca okullarda öğrenebildikleri düşüncesinin sonuçlarından birisi de, bu düşünceden beslenen kültürün kü­tüphanelerden, müzelerden, kamuya açık sanat olanaklarından, toplum merkezlerinden, erişilebilir olan ama zorunlu olmayan ve tek bir yaş grubuyla sınırlı tutulmayan diğer yerlerden ziyade kaynaklarının büyük kısmını okullara ayırmış olmasıdır.

Holt’un rehberi, insanları, zamanlarının ne kadarını okulda geçirdiklerine göre yargılamazdı. Ne yazık ki bizler yaşadığımız kültürde insanları bu temelde yargılıyoruz. Evde eğitim almış çocuklar, bir lise not dö­kümüne göre değil, bu yıllar boyunca öğrendiklerine ve yaptık­larına göre koleje girdiklerinde, insanların becerilerini değerlen­dirmek için başka yolların da olduğunu gösteriyorlar. Evde eği­tim almış bu kimseler, koleje gitmemeyi, onun yerine anlamlı çalışmalara yönelik çıraklıklar veya diğer ilginç yöntemlerle ye­tişkinler dünyasında kendi yollarını bulmayı seçtiklerinde, kole­jin zorunluluk olmadığını gösteriyorlar.

John Holt, insanları okul belgelerine göre değerlendiren bir kültürün içinde yaşama sorununa yönelik alışılmadık bir yakla­şım benimsedi. Okul eğitimine yönelik eleştirisini geliştirmeden önce, pek çok insanın düşündüğü sayıda olmasa da, bu okul belgelerinden birkaçına sahip olan Holt, kamuya açık sıfatlan­dırmalarda (kitap kapağı veya normalde bu tür bilgilerin verildi­ği diğer durumlar) bu okullara ilişkin bilgilerini belirtmeyi red­detti.

“Şuna inandım ki, bir insanın okul durumu, en az politik görüşü veya dini kadar özel yaşamının bir parçasıdır ve kimse bu konudaki sorulara cevap vermeye zorunlu tutulmamalıdır. Bunun yerine öğrendiğim şeylerin çoğunu okulda, hatta pek çok insa­nın ‘öğrenme koşulları’ olarak tanımlayacağı durumlarda öğrenme­diğimi söyleyebilirim.”

Püf noktası, en güçlü fikirlerinizi günlük ya­şamda pratiğe dökmenin yollarını bulmaktır. Başka insanlarla bunun hakkında konuşmaktan veya ‘Hepimiz şunu veya bunu yapsaydık ha­rika olmaz mıydı?’ demekten söz etmiyorum. Hemen şu anda yap­maktan söz ediyorum. Bunu yapmak ilginç, sürükleyici, büyüleyici, tatmin edici ve faydalıdır. Sizinle hemfikir olacak yüz milyonlarca in­sanı beklemek zorunda değilsiniz; hemen başlayabilirsiniz. Ve bir şeyler yapma beceriniz olduğunu fark ettiğiniz anda, tam da o şeyi yapabiliyor olduğunuz gerçeği, bunu yapmak isteyen başka herkesin de yapabileceği anlamına gelir.

Holt’un hayal ettiği rehberin ya­şadığı gibi bir dünyanın yakınında bir yerlerde olmadığımız bir gerçek. Fakat acaba neye benzerdi? İnsanlar nasıl yaşardı? Ne ar­tık doğru veya gerekli olmazdı ve geriye ne kalırdı? Evde eğitim bu soruların cevabını bulmaya, bu değişimler zaten gerçekleşmiş gibi yaşamaya çalışmakla il­gili…

Dolambaçlı mı? Belki. Ama bu o rehberin yaşadığı dünyaya giden bilinen en kestirme yol.

Susannah Sheffer/ Alternatif Eğitim – Hayatımızı Okulsuzlaştırmak

Sibel Çağlar

Detaylı incelemek ve doküman indirmek için:http://www.johnholtgws.com/

Dünyalılar

Rastgele Haber

Kutsal annelik masalları

Kutsal annelik masalları ya da kendi hikayemizi yaratmak Çocuğumuzu sevmek böyle bir seymiş gibi annelik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir