Home / Yaşam / Kapitalizm ve Pratik: Kapitalizmin Serbest Piyasa Düşmanlığı

Kapitalizm ve Pratik: Kapitalizmin Serbest Piyasa Düşmanlığı

Bu ülkede ‘serbest piyasa’ düzeni sahiden ‘serbesttir’. ‘Kim kimi tutarsa’ şeklinde çalışır. Kanunlar ve düzenlemeler vardır; ama tüketiciler yerine doğrudan firmaları korumak için vardır.” (Erol Katırcıoğlu)

Eskiden eşkıya vardı; silah dayar, yol keser, milleti soyarlardı. Şimdi şirketler var; evinize fatura yolluyorlar.” (İbrahim Kahveci)

01

Gerek 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda bu sene (2012) sergilenen renkli ve dayanışmacı “anti-kapitalist” mesajlar, gerekse 1 Mayıs 1977’de yaşanan katliamda sol’un rolüne yönelik tartışmalar, Türkiye’de kapitalizm ve sol üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi.  Fakat bu tartışmalar kapitalist cenahın ciddi yanlış kabulleri ve ithamları üzerinden yapılıyor. Popüler medyada Atilla YaylaEser KarakaşMustafa Akyol ve (en yeni katılımla) Serdar Kaya’nın savunuculuğunu yaptıkları liberal ekonomik görüş, kapitalizmi “serbest piyasa” ekonomisi olarak varsayıyor ve anti-kapitalist (kapitalizm karşıtı) eleştirileri de “devletçi” ve “piyasa düşmanı” olmakla itham ediyor. Hâlbuki ne kapitalizmin ne de anti-kapitalizmin “piyasa” ile ilişkisi mutlak ve sabit değildir. Kapitalizm “serbest piyasa” ekonomisi olmadığı gibi, anti-kapitalizm de “piyasa düşmanlığı” değildir.

 02

Öncelikle şunu düzeltelim: Kapitalizm “serbest piyasa” değildir, piyasaya (ve onun uzantısı olarak siyasete) sermaye tarafından ve sermaye için hükmedildiği bir sistemdir. Kapitalizmi basitçe “serbest piyasa” olarak sunmak yanlıştır. Kapitalizm, sınırsız sermaye birikimi güdüsü üzerinden üretimin sömürücü ve yıkıcı bir hal aldığı; piyasanın sermayenin çıkarları doğrultusunda serbestleşip yasaklandığı ve sermayenin hemen her şeye hükmettiği bir politik-ekonomik sistemdir. Kapitalizm piyasa ekonomisi değildir; “serbest piyasa” ekonomisi hiç değildir. Bilakis kapitalizm, gerçek bir serbest piyasa ekonomisinin düşmanıdır. “Serbest piyasa” kapitalizmde sadece sermayenin işine geldiği oranda ve alanlarda vardır. 

“Serbest piyasa” ekonomisinde devletin sadece minimal bir rolü varken, cari kapitalist sistemlerde devlet sistemin göbeğindedir. Kapitalizmde devlet; ücretlerin kontrolü için emeğin örgütlülüğünü ve hareketliliğini sınırlamak, anlamlı bir kârlılık için tekellerin (monopolilerin) oluşumunu sağlamak, ağır teknolojinin yüksek yatırım maliyetlerini kamu finansmanıyla sübvanse etmek, eşitsizliğin arttırdığı toplumsal huzursuzlukları bastırmak için yoksulları cezalandırmak ve gerektiğinde yeni ve güvenilir pazarlar oluşturmak için savaşmak gibi bir düzine farklı göreve sahiptir. Ve tüm bu görevler arızi olarak ya da sehven değil, bizzat sermayenin isteği ve zorlamasıyla üstlenilmiştir. Kapitalizm “serbest piyasa” değildir, bir “devlet ekonomisi” (yada Chomsky’nin ifadesiyle) ‘şirket merkantilizmi’dir (corporate mercantilism). İlginçtir, aslında bu gerçeğin en yalın itiraflarından birini de kapitalizm ve küreselleşmenin en ünlü savunucularından Thomas Friedman yapmıştır: “Piyasanın gizli eli gizli bir yumruk olmadan asla işe yaramayacaktır. McDonald’s, (F-15’lerin tasarımcısı) McDonnell Douglas olmadan gelişemez.”

04

Daha somutlaştıracaksam: Kapitalizm, sermayenin ve onun ürettiği malların dolaşımının önündeki tüm engellerin kaldırıldığı, ama emeğin (işgücünün) dolaşımının önüne duvarlar örüldüğü; şirketlerin endüstriyel üretimlerinin neredeyse tüm çevresel ve sağlıksal maliyetlerinin toplumun üzerine atılmasıyla “kârın özelleştirilip maliyetlerin toplumsallaştırıldığı”; büyük üreticilerin kontrolündeki devletin küçük üreticilerin hayatlarını cehenneme çevirdiği  (Bakınız: 1. ABD, 2. TR); sistemin siyasi arenada en önde gelen savunucularının (mesela ABD’de Cumhuriyetçiler’in) piyasanın serbestleşmesinin sermayenin işine gelmediği alanlarda (mesela emeğin dolaşımı, göç, patent hakları, tarım destekleri ve banka iflasları) son derece devletçi oldukları; sermayenin hep serbest ve imtiyazlı, emeğin hep mecbur ve yasaklı olduğu; bu yüzden de -mesela- bankaların camlarını kıran gençleri günlerce fellik fellik arayan devletlerin, göz göre göre işçilerini ölüme yollayan şirketlere ‘serbest geçiş’ hakkını verdiği bir sistemdir! Kapitalizm serbest piyasa değildir, piyasanın sermayeye hizmet ettiği bir “organize suç” sistemidir.

 

Kapitalizm nasıl “serbest piyasa” ekonomisi değilse, anti-kapitalizmde piyasa düşmanlığı değildir. Genel olarak anti-kapitalizm, piyasaya sermaye tarafından ve sermaye için hükmedildiği bir sisteme itirazdır. Özel mülkiyete ya da piyasaya toptan karşı çıkmak makul de değildir fıtri de. Zaten bugün kendini sosyal demokrat, sosyalist, ya da anti-kapitalist Müslüman olarak tanımlayanların çoğunun ana derdi de piyasanın ve mülkiyetin bizatihi kendisi değildir; mevcut piyasa pratiğinin mülkiyet adaletsizliği ve tahakkümünü arttırıp perçinleştiren doğasıdır. Anti-kapitalizmi toptan mülkiyet ve piyasa düşmanlığı olarak sunmak, kapitalizmin savunucuların yapageldiği hince bir propagandadır…

03

Anti-kapitalizm piyasa düşmanlığı olmadığı gibi, ‘serbest piyasa’ düşmanlığı bile değildir. Anti-kapitalistlerin pek çoğunun, demokratik ve tamamen serbest olan bir piyasayla sorunu olmazdı (ya da çok daha az olurdu). Müslüman ve demokrat*** (ve bu ikisinin zorunlu bir sonucu olarak da anti-kapitalist) bir kişi olarak, fırsat eşitsizliğinin, güç suiistimalinin ve eşitsiz rekabetin tamamen ortadan kalkmadığı bir dünyada; yerli üretimi mümkün kılmaya, gelir dağılımını düzenlemeye ve mutlak fakirliği ortadan kaldırmaya yönelik kamusal piyasa müdahalelerini gerekli görüyorum. Fakat yine de, -mesela- emeğin küresel serbest dolaşım hakkına sahip olduğu, şirketlerin ne üretirken ne de batarken devletlerden hiçbir destek almadığı, üretimin demokratik denetime açık ve şeffaf olduğu, polis ve yargının bankaların çek-senet mafyası gibi çalışmadığı ve endüstriyel üretimin tüm çevresel ve sağlıksal maliyetlerinin şirketler tarafından karşılandığı gerçek bir piyasa ekonomisine kökten bir itirazım olmazdı benim.

 

Lakin burada başka bir nokta da var. “Serbest piyasa” ekonomisi, mevcut kapitalist sisteme tercih edilebilir olmakla birlikte, bildiğimiz “en iyi” ekonomik model değildir. Kapitalizmin savunucuları, anti-kapitalizmi piyasa karşıtlığı olarak sunarken yanıldıkları (ve yanılttıkları) gibi, “serbest piyasa”yı en iyi model olarak sunarken de yanılıyorlar (ve yanıltıyorlar).

kaynak: https://fekmekci.wordpress.com/

Faruk Ekmekci

Dünyalılar

Rastgele Haber

Kendini Keşfetmek İsteyen İnsan Kendine Soyunur

Şu hayattan öǧrendiǧim en önemli şeylerden birisi de, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi küçümsememektir. Kendimizin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir