Home / Genel / Sağlıklı beslenme takıntısı: “Orthoreksia nervoza”

Sağlıklı beslenme takıntısı: “Orthoreksia nervoza”

Günümüzde üzerinde oldukça durulan “sağlıklı beslenme” konusu, kimi zaman takıntı haline gelebiliyor. Tüketilen besinlerin tektipleşmesi, belirli besin gruplarının diyetlerden çıkarılması; dengeli ve düzenli beslenmeye engel olarak, sağlıklı yaşam tarzınızı sağlıksızlaştırabiliyor.

Sağlıklı beslenme takıntısı nedir?

Orthoreksia nervoza, resmi olarak ruhsal bozukluk olarak kabul edilmese de, tıbbi olarak hem psikiyatri hem de beslenme dallarını ilgilendiren ciddi bir sorundur.

Diyetisyen Mary Barbour’a göre, orthoreksia nervoza, anoreksiyaya oldukça benzeyen bir bozukluk olmakla birlikte, ince görünmekten bağımsız, sağlıklı ve doğal hissettiren yiyecekler tüketme arzusudur.

Mesela, organik beslenmeye özen gösterirken, bu çabanın takıntı haline gelmesi durumunda; organik olmayan bir yiyeceğin tabağınızda bulunması sizi panikletebilir, yemek yemekten uzaklaştırabilir ve temizlenme isteğinizi arttırabilir. Orthoreksia nervozanın semptomları değişken olsa da, yemek konusundaki düşüncelerin ve tepkilerin aşırılığı, fiziksel ve ruhsal sağlığınız için tehlike oluşturabilir.

Riskleri neler?

Beslenme açısından bakıldığında, sağlıklı beslenme takıntısı, dengeli şekilde tüketilmesi gereken vitaminlerin, minerallerin, proteinlerin, karbonhidratların ve yağların vücuda doğru oranda alınmasına engel olabilir. Barbour’a göre, aşırı durumlarda ise, yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler söz konusu olabilir. Çünkü, orthoreksia bozukluğuna sahip kişiler, genellikle doğal olmadığını düşündükleri yiyecekleri tüketmekten kaçınarak, seçeneklerini azaltırlar.
Beslenme konusunda takıntılı olmanın bir diğer etkisi, duygusal dengenin bozulmasıdır. Takıntı derinleştikçe, beslenme kaynaklı gerginlik ve suçluluk duygusu artar. Depresyon, uyku bozuklukları ve sosyal becerilerin eksilmesi de, orthoreksia nervozanın olası sonuçlarıdır.

Sağlıklı beslenme isteğinizin takıntı haline geldiğinin üç göstergesi vardır;

-Tükettiğiniz gıdaları seçerken katı bir çizginizin olması,
-Tüketmeyi tercih ettiğiniz gıdaların gittikçe azalıyor olması,
-Tükettiğiniz besin miktarının azalması

Shaw-Draves’e göre, planlanmış yemek saatleri dışında bir şey yememek, yemek saatlerinde stresin artması ve yedikleriniz hakkında uzun süre düşünmek gibi durumlar da, takıntının göstergeleridir.

Takıntının kökenine inmek ve tedavi süreci

Sağlıklı beslenme takıntısının ne zaman ve nasıl başladığını anlamak, durumu önlemenize ya da etkisini azaltmanıza yardımcı olabilir.

Takıntının yaygın nedeni “sağlık” gibi görünse de, Diyetisyen Karin Kratina’ya göre, sağlıksız olma korkusu, kontrol takıntısı, zayıf görünme isteği ya da ruhsal faktörler, orthoreksia nervozanın sebepleri olabilir. Ayrıca, çevrenizde diyet yapan çok sayıda kişinin olması, vücudunuzu beğenmemek, güzellik takıntısı, genetik etkenler ya da medyanın ve toplumun diyet yapmayı ve ince olmayı yüceltmesi de, sağlıklı beslenme isteğinin takıntıya dönüşmesine neden olabilir.

Shaw-Draves’e göre, kişinin sağlıklı beslenme konusunda takıntılı hale geldiğini fark ettiği an, tedaviye başlaması için uygun bir zaman.

Tedavi olmaya karar verildiğinde, beslenme bozuklukları konusunda uzman bir terapistle görüşmek,yiyeceklerle olan ilişkinizi düzeltmenize yardımcı olabilir. Takıntınızın ana semptomları gerginlik ya da stres ise, konuya davranışsal açıdan yaklaşacak bir terapist de, yiyeceklere olan yaklaşımınızı değiştirmenizi sağlayabilir.

Tedavi sürecinde akılda tutulması gereken en önemli konu, tedavinin sizi şişmanlatmayı ya da beslenme düzeniniz üzerindeki kontrolünüzü azaltmak olmadığını bilmektir. Bu noktada, yanında rahat hissettiğiniz bir terapistle çalışmak, oldukça önemli bir etkendir.
Yardıma ihtiyacınız olduğunu fark ettiğiniz anda panik yapmayın. Bu noktada Shaw Draves’in önerisi, yiyeceklerle kurduğunuz ilişkiyi diğer ilişkileriniz gibi bir gecede başlamayan ve bu nedenle bir gecede bitmeyecek olan bir ilişki olarak düşünmeniz.

Takıntılardan kaçınmak için öneriler

Sağlıklı beslenme isteğinizin orthoreksia nervozaya dönüşmesini engellemek için, kendinizi rahatlatmanız şart. Bilinçsiz diyetlerin, depresyon, metabolizmanın yavaşlaması ve kilo almak gibi yan etkilerini önleyebilmek ve beslenmeyi takıntı haline getirmekten kaçınabilmek için;

– Acıktığınızda yemek yiyin ve doyduğunuzda yemeyi bırakın. Birçok kişi, yemeleri gereken miktarı, belirli diyet programları üzerinden belirler. Bu noktada asıl yapmanız gereken vücudunuzu dinlemek ve doyduğunuzu anladığınız anda yemeyi bırakmak.

– Yemek yapmayı öğrenin. Kendi yemeğinizi hazırlamak, kalori hesabı yapmanızı kolaylaştıracaktır. İstediğiniz şeyleri pişirmek, sonradan suçlu hissetmenize de engel olacaktır.

– Keyif aldığınız fiziksel aktivitelere yönelin. Beslenme takıntıları, genellikle egzersiz takıntısıyla birlikte ortaya çıkar. Spor yaparken keyif aldığınız aktiviteleri seçmek, egzersiz konusunu da takıntı haline getirmenize engel olacaktır.

– Keyif veren yiyecekler tüketin. Canınız belirli bir şey yemek istiyorsa, kalori hesabınızı tutturabilmek için onu yemekten vazgeçmeyin. Yediklerinizi kurallar üzerinden değil, vücudunuzun istek ve ihtiyaçlarına göre seçmek, tatmin hissinizi arttırarak durumu takıntı haline getirmenize engel olur.

– Gri bölgelere adım atın. Sağlıklı beslenme takıntınızın önüne geçmek için, kendinizi sağlıksız olduğunu düşündüğünüz şeyler yemeye zorlamayın. Örneğin, yağları diyetinizden tamamen çıkarmak yerine, kalp dostu doymamış yağlar içeren fındık avokado ya da zeytin yağı tüketmekle başlayın.

 Kaynak: Livestrong

Dünyalılar

Rastgele Haber

Düşünce bir duruş biçimi, hayat ise bir akıştır

  Çoğu zaman hayat bizden önde gider, onu kaçırır ve yetişmek için olağanüstü çaba harcarız. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir