Başka Dünya

Hitler ve Stalin Neden 135 Yıllık Esperanto Dilinden Nefret Ettiler?

1800’lerin sonlarında, bir zamanlar Polonyalı, sonra Prusyalı, sonra Rus olan ve bugün yine Polonya’nın bir parçası olan Białystok şehri, çok sayıda Polonyalı, Alman, Rus ve Yidiş dili konuşan Aşkenaz Yahudisi ile bir çeşitlilik merkeziydi. Bu taşra kentinin yaklaşık 30.000 kişilik nüfusu, 3.000 Polonyalı, 4.000 Rus, 5.000 Alman ve 18.000 Yahudi’den oluşuyordu. Ancak bir sorun vardı. Sonucunda her grup farklı bir dil konuşuyor ve diğer toplulukların üyelerine şüpheyle bakıyordu.

Bunun üzerine, aslında bir doktor olan Ludwik Lejzer Zamenhof çeşitli insan gruplarının kolay ve barışçıl bir şekilde iletişim kurabileceği bir yol bulmayı hayal etti. Sonunda bulduğu çözüm Esperanto dili olacaktı. 26 Temmuz 1887’de, dünya insanları arasında barışı teşvik etme umuduyla bu dili tanıttı ve konu ile ilgili Unua Libro (İlk Kitap) adını verdiği kitabını yayınladı.

Aynı yılın 9 Ağustos’unda Klara Silbernik ile evlendi. Eşinin ve kayınpederinin desteğiyle yarattığı dili pekiştirmek ve uygulamaya sokmak için Esperanto dilinde tercümelere başladı. Shakespeare’nin Hamlet’i, Gogol, Dickens, Goethe, Moliere ve Schiller’in bazı eserlerini, Tevrat ve İncil’i, Süleyman’ın Mesellerini Esperanto diline çevirdi.

Yaşadığı süre boyunca hoşgörülü bir dünya anlayışını benimseyen Ludwik, Polonya’da bir Yahudi’ydi. Dönemin şartları içinde, bir araya gelebilmiş bir dünya ideasının hayalindeydi.

Białystok’un çok kültürlü ama güvenilmez ortamında büyümüş olan Zamenhof, hayatını gruplar arasında uyumu geliştirmeye yardımcı olabileceğini umduğu bir dil oluşturmaya adadı. Amaç, kimsenin ana dilini değiştirmek değildi. Esperanto dilinin, uluslararası anlayışı ve barışı teşvik etmeye yardımcı olacak evrensel bir ikinci dil olarak hizmet etmesini düşünüyordu.

Esperanto Dili Nasıl Bir Dildi?

Zamenhof kitabında bu Esperanto dilinin 16 temel kuralını özetledi ve bir sözlük sağladı. Bu kitap bir düzineden fazla dile çevrildi; Her baskının başında Zamenhof, eserinin tüm kişisel haklarından kalıcı olarak feragat ettiğini ve Esperanto’nun “toplumun malı” olduğunu ilan etti.

Esperanto dili
Esperanto dili alfabesi

Esperanto öğrenmek kolaydır. İsimlerin dil bilgisel bir cinsiyeti yoktur, bu nedenle bir tablodaki isimlerin eril mi dişil mi olduğunu merak etmenize asla gerek kalmaz. Düzensiz fiiller yoktur, bu nedenle karmaşık çekim tablolarını da ezberlemeniz gerekmez. Ayrıca, yazım tamamen fonetik olduğundan sessiz harflerle veya farklı bağlamlarda farklı sesler çıkaran harflerle asla kafanız karışmaz.

Kelimeler çoğunlukla İngilizce, Fransızca, Almanca, Yunanca, İtalyanca, Latince, Lehçe, Rusça ve Yidiş dilinden alınmıştır. Bunun nedeni Zamenhof’un bu dillere aşina olmasıdır. Dilbilgisi açısından, öncelikle Avrupa dillerinden etkilenmiştir. Ancak ilginç bir şekilde, Çince gibi bazı Asya dillerinde bulunan özelliklerle de benzerlikler taşımaktadır.

Esperanto dili kısa sürede Asya, Kuzey ve Güney Amerika, Orta Doğu ve Afrika’ya yayıldı. 1905’ten itibaren, dünyanın dört bir yanından konuşmacıları, dili kutladıkları Dünya Esperanto Kongresi’ne katılmak için yılda bir kez bir araya gelmeye başladılar. 1907 ile 1917’deki ölümü arasında Zamenhof toplam 14 kez Nobel Barış Ödülü için aday gösterildi. Ancak bu ödülü asla kazanmadı. Zamenhof’un çalışmalarına devam eden, Evrensel Esperanto Derneği de 100’den fazla Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Şimdiye kadar, o da bu ödülü kazanamadı.

Esperanto dili
Bayrağı, umudu ve barışı simgeleyen yeşil-beyaz renkteydi ve beş kıtayı temsilen beş köşeli bir yıldız taşıyordu.

Esperanto Dilinin Kabul Süreci Kolay Olmayacaktı

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Birleşmiş Milletler’in selefi olan Milletler Cemiyeti, gelecekteki çatışmaları önleme umuduyla kuruldu. Kısa bir süre sonra, İran Milletler Cemiyeti delegesi, Esperanto’nun uluslararası ilişkilerin dili olarak kabul edilmesini önerdi.

Bu öneri, Fransız dilinin diplomasideki prestij konumunu kaybedeceğinden korkan Fransız delege tarafından veto edildi. 1922’de Fransız hükümeti bir adım daha ileri gitti ve sözde komünist propagandayı yaymak için bir araç olduğu için tüm Fransız üniversitelerinde Esperanto öğretimini yasakladı.

İronik olarak, Demir Perde’nin arkasındaki hayat Esperanto konuşanlar için çok da kolay değildi. Sovyetler Birliği’nde bu dili konuşanların ” uluslararası casusluk örgütünün ” parçası oldukları iddia edildi. Esperanto ile yakından uzaktan ilgisi olanlar ya sürgüne gönderildi ya da kurşuna dizildi. Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler’e göre Esperanto, Yahudilerin dünyayı ele geçirme planının kanıtıydı. Hitler, “Kavgam” kitabında, “Esperanto’nun uluslararası Yahudi komplosunun bir aracı olduğunu” yazmıştı. Bunun sonucunda pek çok Esperanto dili konuşmacısı hayatını kaybedecekti.

Tüm bunlara rağmen UNESCO 1954’te Evrensel Esperanto Derneği’ni tanıyan ve onunla bir ilişkiye giren bir kararı kabul etti. 1985’te ülkeleri okul müfredatlarına Esperanto’yu eklemeye teşvik eden bir karar çıkardı.

Çin yıllardır, Esperanto’yu yabancı dil seçeneği olarak sunuyor. Polonya’daki Adam Mickiewicz Üniversitesi’nde sunulan diller arası bir program aslında Esperanto’da öğretiliyor. Daha yakın zamanlarda, Unesco 2017 yılını Zamenhof yılı ilan etti. O zamandan beri, onun dergisi Unesco Courier, üç ayda bir Esperanto dilinde bir baskı yayınlıyor.

Bugün Esperanto dili, Antarktika da dahil olmak üzere dünyanın her yerindeki meraklı kişiler tarafından konuşulmaktadır. Çok çeşitli ücretsiz Esperanto kaynakları çevrimiçi olarak mevcuttur. Esperanto ayrıca, kendi Wikipedia sürümüne sahiptir. Ortak bir dil aracılığıyla barış vaadi henüz geniş kitlelerce benimsenmedi, ancak dünya çapında belki de iki milyon kadar Esperanto konuşmacısı var.

Esperanto dili
1889 yılında 1000 kişi olan Esperanto konuşanı, 1900’de 5.567’ye, 1905 yılında 13.103 kişiye ulaştı (çalışma gruplarına kayıtlı olanlar). 1902’de 44 olan çalışma grubu sayısı 1905’de 308’e yükseldi.

Evrensel Bir Dil Bize Barış Getirebilir mi?

Esperanto’da “Esperanto” kelimesi “umut eden” anlamına gelir. Günümüzde halihazırda büyük savaş yaşanırken, Esperanto’nun insanlığı birleştirebileceğine inanmanın bir ütopya olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak en şiddetli savaşlar bile, genellikle çevirmenlerin karşıt tarafların dillerini yorumlamasını gerektiren barış görüşmeleri olmadan sona ermez. 

Zamenhof, tarafsız bir dilin insanların aralarındaki ayrılıkları kapatmasına yardımcı olacağını ve bu sayede de şiddetin kendisinin de daha az yaygın olacağını umut ediyordu. Zamenhof’a göre, herkes aynı dili konuşsa “eğitim, idealler, yargılar, amaçlar da aynılaşır, tüm uluslar kardeşçe birleşir”di. Bizler de aynı umudu paylaşalım.

Hazırlayan: Sibel Çağlar



Kaynaklar ve ileri okumalar

  • A brief history of Esperanto, the 135-year-old language of peace hated by Hitler and Stalin alike; yayınlanma tarihi: 25 Temmuz 2022; Bağlantı: https://theconversation.com/
  • A beginners guide to Esperanto; yayınlanma tarihi: 12 Haziran 2003; bağlantı: https://www.theguardian.com/

Dünyalılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu